31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen düzenlemeyi resmen yürürlüğe sokmuştur. Yaklaşık bir yıldır kamuoyunun gündeminde yer alan ve hazırlık sürecinde farklı içeriklerle tartışılan paket, nihai hâliyle birçok temel kanunda değişiklik yapmıştır. Böylece uzun süredir merak edilen 12. Yargı Paketi içeriği, Resmî Gazete’de yayımlanan kanun metniyle kesinlik kazanmıştır.
Hazırlık sürecinde yaklaşık 59 maddelik kapsamlı bir çalışma üzerinde durulmuş; genel af, infaz düzenlemesi, Covid-19 dönemine ilişkin infaz hükümleri ve denetimli serbestlik gibi birçok konuda farklı beklentiler gündeme gelmiştir. Ancak yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, bu beklentilerin önemli bir kısmını içermemekte; ağırlıklı olarak hukuk yargılamaları, ceza muhakemesi, icra ve iflâs hukuku, noterlik işlemleri, Türk Ceza Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve idari yargıya ilişkin değişiklikler getirmektedir.
Bu rehberde, 12. Yargı Paketi maddelerini hukuk dallarına göre sınıflandırarak ayrıntılı biçimde inceleyecek; yapılan değişikliklerin uygulamadaki etkilerini değerlendirecek ve Resmî Gazete’de yayımlanan nihai metinde yer almayan düzenlemeleri de hazırlık sürecindeki beklentilerle karşılaştırarak ele alacağız.
12. Yargı Paketi Nedir?
12. Yargı Paketi, 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun ile Türk hukuk sisteminde çeşitli alanlarda değişiklikler yapan kapsamlı bir yasal düzenlemedir. Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak anılmasının nedeni, Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan yargı reformu paketlerinin on ikinci halkasını oluşturmasıdır.
Paketin temel amacı; yargılamaların daha etkin yürütülmesini sağlamak, uygulamada ortaya çıkan bazı hukuki sorunlara çözüm getirmek, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda gerekli kanuni değişiklikleri yapmak ve yargı hizmetlerinin dijitalleşmesini desteklemektir. Bu doğrultuda ceza muhakemesi, hukuk yargılamaları, icra ve iflâs hukuku, noterlik işlemleri, idari yargı, borçlar hukuku ve çeşitli kurumsal yapılara ilişkin birçok düzenleme yürürlüğe girmiştir.
Hazırlık sürecinde kamuoyunda çok daha geniş kapsamlı bir paket beklentisi oluşmuş olsa da, yasalaşan metin ağırlıklı olarak usul hukukuna ve yargı teşkilatının işleyişine yönelik değişikliklerden oluşmaktadır. Bu nedenle bu yargı paketi değerlendirilirken, hazırlık aşamasında gündeme gelen iddialardan değil, 31 Temmuz tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun’dan hareket edilmesi gerekmektedir.
12. Yargı Paketi Hangi Kanunlarda Değişiklik Yaptı?
12. Yargı Paketi maddeleri kapsamında aşağıdaki kanunlarda değişiklik yapılmıştır:
- İcra ve İflâs Kanunu: Elektronik satış sistemi, ortaklığın giderilmesi davaları ve icra satış süreçlerine ilişkin önemli değişiklikler yapılmıştır.
- Hukuk Muhakemeleri Kanunu: Belirsiz alacak davası, duruşma süreleri, davaların birleştirilmesi ve kanun yollarına ilişkin hükümler yeniden düzenlenmiştir.
- Ceza Muhakemesi Kanunu: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), dijital verilere el koyma, genetik inceleme ve bazı ceza muhakemesi usullerine ilişkin değişiklikler kabul edilmiştir.
- Türk Ceza Kanunu: Özellikle banka hesaplarının üçüncü kişilere kullandırılması ve bilişim sistemleri üzerinden işlenen nitelikli dolandırıcılık suçlarına ilişkin önemli düzenlemeler yapılmıştır.
- Türk Borçlar Kanunu: Destekten yoksun kalma ve çalışma gücü kaybı tazminatlarında faiz ile mahsup kurallarına ilişkin değişiklikler getirilmiştir.
- Türk Medenî Kanunu: Vesayet altındaki kişilere ait malvarlığının elektronik satış sistemi üzerinden satılmasına ilişkin hükümler düzenlenmiştir.
- Noterlik Kanunu: Noterlik işlemlerinin dijitalleşmesini sağlayacak yeni uygulamalara yer verilmiştir.
- İdari Yargılama Usulü Kanunu: Tek hâkimle görülecek davalar ile istinaf ve temyiz sistemine ilişkin bazı hükümler değiştirilmiştir.
- Danıştay Kanunu: Danıştay’ın yapısı ve görevlerine ilişkin çeşitli düzenlemeler yapılmıştır.
- Bölge İdare Mahkemeleri Kanunu: Bölge idare mahkemelerinin görev ve işleyişine ilişkin değişiklikler kabul edilmiştir.
- Adli Tıp Kurumu Kanunu: İhtisas kurullarının yapısı ve görev sürelerine ilişkin yeni hükümler getirilmiştir.
- Hâkimler ve Savcılar Kanunu: Hâkim ve savcı yardımcılarının eğitim, değerlendirme ve mesleğe kabul süreçlerine ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
- 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun: Yasal faiz sisteminde önemli değişikliğe gidilmiş ve faiz oranının belirlenmesine ilişkin yeni yöntem kabul edilmiştir.
Bu kanunlarda yapılan değişikliklerin tamamı aynı ölçüde vatandaşları ilgilendirmemektedir. Bazı düzenlemeler doğrudan günlük hayatta karşılaşılabilecek hukuki uyuşmazlıklara etki ederken, bazıları yargı teşkilatının işleyişini ve yargılama usullerini ilgilendirmektedir. Yazımızın devamında, 12. Yargı Paketi içeriği ile birlikte yürürlüğe giren bu değişiklikleri hukuk dallarına göre ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.
12. Yargı Paketinin Öne Çıkan Düzenlemeleri
31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, birçok farklı kanunda değişiklik yapmakla birlikte, kamuoyunda bazı düzenlemeler diğerlerinden daha fazla ilgi görmüştür. Özellikle banka hesaplarının üçüncü kişilere kullandırılması nedeniyle getirilen yeni cezai hükümler, bilişim sistemleri kullanılarak işlenen dolandırıcılık suçlarına ilişkin değişiklikler, yasal faiz sisteminin yeniden belirlenmesi ve HAGB kurumunda yapılan düzenlemeler, 12. Yargı Paketi içeriğinde en çok merak edilen başlıklar arasında yer almaktadır. Bunların yanı sıra İcra ve İflâs Kanunu’nda yapılan değişiklikler de hem vatandaşlar hem de hukuk uygulayıcıları açısından önemli sonuçlar doğuracaktır.
Banka hesaplarının (IBAN) 3. kişilere kullandırılmasına ilişkin yeni düzenleme
12. Yargı Paketi ile en çok konuşulan değişikliklerden biri, dolandırıcılık suçlarında kullanılan banka hesaplarına ilişkindir. Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle, banka hesabını veya ödeme aracına ilişkin bilgileri belirli şartlar altında başkasına kullandıran kişilerin ceza sorumluluğuna ilişkin yeni hükümler kabul edilmiştir. Düzenleme, genel bir af veya tüm dosyaları kapsayan toplu bir çözüm niteliğinde değildir. Bu değişikliğin kapsamını ve uygulama şartlarını yazımızın ilerleyen bölümlerinde ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.
Bilişim yoluyla dolandırıcılık suçunda yapılan değişiklikler
12. yargı paketi maddeleriyle, bilişim sistemleri kullanılarak işlenen nitelikli dolandırıcılık suçlarına ilişkin önemli düzenlemeler de yürürlüğe girmiştir. Özellikle banka hesapları ve elektronik ödeme araçlarının suçta kullanılmasına ilişkin yeni hükümler, soruşturma ve kovuşturma süreçlerini doğrudan etkileyecek niteliktedir. Bu değişiklikler hem mağdurlar hem de şüpheli veya sanık konumundaki kişiler bakımından uygulamada dikkatle değerlendirilmesi gereken sonuçlar doğuracaktır.
Yasal faiz oranına ilişkin yeni sistem
7589 sayılı Kanun’un en dikkat çeken değişikliklerinden biri de 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun‘da yapılan düzenlemedir. Uzun yıllardır uygulanan sabit yasal faiz sistemi değiştirilmiş ve faiz oranının belirlenmesinde yeni bir hesaplama yöntemi benimsenmiştir. Bu değişiklik; alacak davaları, tazminat davaları, ticari uyuşmazlıklar ve icra takipleri bakımından doğrudan önem taşımaktadır. Yeni sistemin nasıl uygulanacağı ve devam eden davalara etkisi ayrı bir başlık altında ayrıntılı olarak açıklanacaktır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB)
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişiklikler arasında HAGB kurumuna ilişkin hükümler de bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda yeniden düzenlenen bu hükümler, HAGB kararının verilmesi ve uygulanmasına ilişkin önemli yenilikler içermektedir. Ceza yargılamasında sıkça uygulanan bu kurumun kapsamı ve uygulama şartlarındaki değişiklikler, ilgili bölümde ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
İcra ve İflâs Kanunu’ndaki önemli değişiklikler
12. Yargı Paketi ile İcra ve İflâs Kanunu’nda da önemli değişiklikler yapılmıştır. Miras kalan taşınmazların satış usulü, elektronik satış portalındaki uygulamalar, ihale teminatına ilişkin hükümler ve ihale bedelinin yatırılmaması hâlinde uygulanacak yaptırımlar yeniden düzenlenmiştir. Özellikle ortaklığın giderilmesi davaları ile icra satışlarını ilgilendiren bu değişiklikler, uygulamada doğrudan sonuç doğuracak niteliktedir.
12. Yargı Paketi Maddeleri Nelerdir?
7589 sayılı Kanun ile yürürlüğe giren 12. Yargı Paketi; ceza hukuku, ceza muhakemesi, hukuk muhakemesi, icra ve iflâs hukuku, borçlar hukuku, medeni hukuk, noterlik ve idari yargı alanlarında önemli değişiklikler getirmiştir. Aşağıda bu değişiklikleri hukuk dallarına göre inceleyerek uygulamadaki etkilerini de açıklıyoruz.
Türk Ceza Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler
12. Yargı Paketi maddelerinde en çok dikkat çeken değişikliklerden biri, Türk Ceza Kanunu’nun nitelikli dolandırıcılık suçunu düzenleyen 158. maddesinde yapılan değişikliktir. Son yıllarda özellikle internet üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarında, üçüncü kişilere ait banka hesaplarının ve ödeme araçlarının suçta kullanılmasının yaygınlaşması üzerine kanun koyucu bu alana özgü yeni bir düzenleme getirmiştir. Böylece dolandırıcılık suçuna iştirak eden bazı kişilerin hukuki sorumluluğu bakımından daha özel bir değerlendirme yapılmasının önü açılmıştır.
Banka Hesaplarının (IBAN) Başkasına Kullandırılması

7589 sayılı Kanun ile Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesine eklenen yeni hüküm uyarınca, dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişinin fiili; yalnızca kendisine veya başkasına ait banka hesabının, banka veya kredi kartının ya da ödeme aracının kullanılmasına imkân sağlayan bilgi veya araçları vermekten ibaretse, verilecek ceza yarı oranında indirilecektir. Aynı düzenleme, banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı ve kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesaplara erişimi sağlayan bilgi ve araçları kapsayacak şekilde kaleme alınmıştır.
Bu değişiklik, kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak anılan kişilere yönelik genel bir af veya toplu ceza indirimi getirmemektedir. Kanun yalnızca, iştirakin kapsamı hesap veya ödeme aracının kullanılmasına imkân sağlamakla sınırlı kalan kişiler bakımından uygulanabilecek özel bir ceza indirimi öngörmektedir. Bu nedenle her dosyada kişinin suç planındaki rolü, olayın özellikleri ve diğer deliller birlikte değerlendirilmeye devam edecektir.
📌 Düzenleme yalnızca banka hesaplarını değil; banka kartı, kredi kartı, elektronik ödeme araçları ile ödeme hizmeti sağlayıcıları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesaplara erişim sağlayan bilgi ve araçları da kapsamaktadır.
Dolandırıcılık Suçlarına İlişkin Yeni Düzenleme
Yapılan değişiklikle dolandırıcılık suçunun unsurları veya ceza miktarları tamamen değiştirilmemiştir. Düzenleme, özellikle suçtan elde edilen paraların üçüncü kişilere ait banka hesapları üzerinden aktarılması şeklindeki uygulamalarda ortaya çıkan hukuki sorunlara çözüm getirmeyi amaçlamaktadır. Böylece suç organizasyonunda farklı düzeylerde yer alan kişiler bakımından daha adil bir ceza belirlenmesi hedeflenmiştir.
Uygulamada özellikle internet üzerinden gerçekleştirilen yatırım dolandırıcılığı, sahte alışveriş, sosyal medya dolandırıcılığı ve benzeri olaylarda, para transferlerinin farklı kişilere ait hesaplar üzerinden yapılması sıkça görülmektedir. Yeni düzenleme, bu tür dosyalarda hesap sahibinin cezai sorumluluğunun belirlenmesinde mahkemelere daha açık bir yasal çerçeve sunmaktadır.
Suça İştirak Bakımından Getirilen Değişiklik
Yeni hüküm, dolandırıcılık suçuna iştirak eden herkes için otomatik olarak uygulanacak bir ceza indirimi öngörmemektedir. Cezanın yarı oranında indirilebilmesi için kişinin iştirakinin yalnızca hesap veya ödeme aracının kullanılmasını sağlamaktan ibaret olması gerekir. Kişinin dolandırıcılık planının hazırlanmasına katılması, mağdurla doğrudan iletişim kurması, hileli davranışları gerçekleştirmesi veya suçun icrasında aktif rol üstlenmesi hâlinde bu özel düzenlemenin uygulanması mümkün olmayacaktır.
Bu yönüyle düzenleme, iştirak eden kişilerin suç içindeki konumunun daha ayrıntılı değerlendirilmesini zorunlu hâle getirmektedir. Adli uygulamada artık yalnızca hesap sahibinin kim olduğu değil, suça hangi ölçüde katkı sağladığı da daha büyük önem taşıyacaktır.
Etkin Pişmanlık Hükümlerine İlişkin Değerlendirme
12. Yargı Paketi maddeleri kapsamında Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikler incelendiğinde, dolandırıcılık suçlarına ilişkin etkin pişmanlık hükümlerini doğrudan değiştiren yeni bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu nedenle etkin pişmanlık bakımından mevcut yasal sistem uygulanmaya devam edecektir.
Bununla birlikte, banka hesabını veya ödeme aracını kullandırdığı gerekçesiyle hakkında soruşturma yürütülen kişilerin, somut olayın özelliklerine göre etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı her dosyada ayrı değerlendirilir. Bu değerlendirme, 7589 sayılı Kanun’da getirilen yeni iştirak düzenlemesinden bağımsız olarak, Türk Ceza Kanunu’ndaki mevcut etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde yapılmaya devam edecektir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler
12. Yargı Paketi ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişiklikler, yalnızca ceza yargılamasının hızlandırılmasını değil, aynı zamanda temel hak ve özgürlüklerin daha güçlü şekilde korunmasını da hedeflemektedir. Özellikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), genetik inceleme sonucu elde edilen kişisel verilerin saklanması, dijital deliller üzerindeki adli işlemler, kaçak sanık hakkında yürütülen yargılama ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisine ilişkin düzenlemeler, uygulamada doğrudan etkisini gösterecek değişiklikler arasında yer almaktadır.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
7589 sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin beşinci ila on dördüncü fıkraları tamamen yeniden düzenlenmiştir. Böylece HAGB kurumu yalnızca Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda yeniden kanuni zemine oturtulmamış, aynı zamanda uygulamaya ilişkin birçok kural açık şekilde yeniden belirlenmiştir.
Yeni düzenlemeye göre sanık hakkında hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası olması hâlinde, kanunda öngörülen diğer şartların da gerçekleşmesi şartıyla mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilecektir.
- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması,
- yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkemede kanaat oluşması
- mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi
bu şartlar arasında yer almaktadır.
HAGB kararı verilmesi hâlinde sanık beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulacaktır. Bu süre içinde kasten yeni bir suç işlenmemesi ve mahkemenin belirlediği yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilecektir. Buna karşılık denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya yükümlülüklere aykırı davranılması durumunda mahkeme hükmü açıklayabilecek; bazı hâllerde ise cezanın bir kısmının infaz edilmemesine, hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verebilecektir.
Yeni düzenlemenin önemli yeniliklerinden biri de kanun yolu sistemidir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı, kanunda belirtilen şartlar çerçevesinde istinaf ve temyiz yoluna başvurulabileceği açıkça düzenlenmiştir. Böylece HAGB kararlarının hem usul hem de esas yönünden denetlenmesine ilişkin hükümler yeniden şekillendirilmiştir.
Bunun yanında HAGB kayıtlarının yalnızca bu amaçla oluşturulan özel bir sistemde tutulacağı ve bu kayıtların ancak soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenebileceği hüküm altına alınmıştır.
⚠️ En dikkat çekici değişikliklerden biri ise HAGB’nin kapsamına ilişkindir. Yeni düzenlemeye göre işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele olarak değerlendirilebilecek suçlar bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanmayacaktır. Bu istisna, kamu görevlilerinin kötü muamele niteliğindeki fiilleri bakımından HAGB uygulamasını açıkça ortadan kaldırmaktadır
Genetik İnceleme ve DNA Kayıtları
12. Yargı Paketi maddeleri ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 80. maddesinde önemli değişiklikler yapılmıştır. Yeni düzenlemeye göre genetik inceleme sonucunda elde edilen bilgiler, kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde özel bir sisteme kaydedilecek ve ayrıca soruşturma veya kovuşturma dosyasında delil olarak saklanacaktır.
Kanun, bu verilerin ne kadar süre saklanacağını ve hangi hâllerde silineceğini de ayrıntılı olarak düzenlemiştir. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi, beraat kararı ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi gibi durumlarda kayıtların derhâl yok edilmesi öngörülmektedir.
Diğer hâllerde ise bilgiler, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren 20 yıl geçmesiyle Cumhuriyet savcısının huzurunda silinecek ve bu işlem tutanak altına alınacaktır. Ayrıca bilgisi sisteme kaydedilen kişi, kişisel verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalktığını veya haklı bir neden bulunduğunu ileri sürerek hâkim ya da mahkemeden bu kayıtların silinmesini talep edebilecektir.
Dijital Veriler Üzerinde Arama ve El Koyma
Ceza yargılamalarında dijital delillerin önemi her geçen gün artmaktadır. Bu nedenle 12. Yargı Paketi maddelerinde, bilgisayarlar, elektronik kayıtlar ve diğer dijital veriler üzerinde gerçekleştirilecek adli işlemlere ilişkin hükümler de güncellenmiştir. Yapılan düzenlemelerle dijital ortamlardan elde edilen verilerin muhafazası, kullanılması ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin güvencelerin güçlendirilmesi amaçlanmıştır.
Bu değişiklikler sayesinde hem soruşturma makamlarının dijital delillere ulaşabilmesi hem de kişisel verilerin gereksiz şekilde kullanılmasının önlenmesi arasında daha dengeli bir sistem oluşturulması hedeflenmektedir.
Kaçak Sanık Hakkında Yürütülen Yargılama
7589 sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun kaçak sanığa ilişkin hükümlerinde de değişiklik yapılmıştır. Yeni düzenlemeye göre, kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine karar verilmesi hâlinde sanık veya müdafii, savunma hakkını kullanmak istediğini bildirerek yargılamanın yenilenmesini talep edebilecektir. Böylece savunma hakkının daha etkin şekilde korunması amaçlanmıştır.
12. yargı paketi maddeleri kapsamında yapılan bu düzenleme, özellikle sanığın yargılama sürecine sonradan katılmasının mümkün olduğu durumlarda adil yargılanma hakkının güçlendirilmesine yönelik önemli değişikliklerden biri olarak değerlendirilmektedir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Yetkisi
12. Yargı Paketi ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi de değiştirilmiştir. Yeni düzenlemeye göre, Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları dışında kalan tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, resen veya istem üzerine dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilecektir. Sanığın lehine yapılacak itirazlarda ise herhangi bir süre sınırlaması uygulanmayacaktır. Ayrıca itiraz isteminde bulunabilecek kişiler de kanunda açık şekilde gösterilmiştir.
Bu değişiklikle birlikte, Yargıtay kararlarının denetlenmesine ilişkin usul daha açık hâle getirilmiş ve özellikle sanık lehine yapılacak başvurular bakımından hak arama özgürlüğünü güçlendiren bir düzenleme benimsenmiştir.
Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunda Yapılan Değişiklikler
Yeni yargı paketi kapsamında vatandaşları, şirketleri ve devam eden hukuk davalarını doğrudan ilgilendiren en önemli düzenlemelerden biri de 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da yapılan değişikliktir. 7589 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 1. maddesi tamamen yeniden düzenlenmiş ve uzun yıllardır uygulanan sabit kanuni faiz sistemi terk edilmiştir. Böylece 2026 yılı itibarıyla kanuni faiz oranının belirlenme yöntemi önemli ölçüde değişmiştir.
2026 Yasal Faiz Oranı Nasıl Belirlenecek?
Yeni düzenleme ile birlikte kanuni faiz oranı artık doğrudan kanunda sabit olarak gösterilmeyecektir. Kanuni faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın bir önceki yılın 31 Aralık günü itibarıyla kısa vadeli avans işlemlerine uyguladığı faiz oranının yarısı esas alınarak belirlenecektir. Hesaplama sonucunda ortaya çıkan oran, bir tam sayının en yakın çeyrek puanına yuvarlanacaktır.
Bu sistem sayesinde kanuni faiz oranı ekonomik şartlara daha kolay uyum sağlayabilecek ve yıllar boyunca değişmeden kalan sabit faiz oranı uygulaması sona erecektir.
Sabit Faiz Sistemi Neden Kaldırıldı?
Önceki sistemde kanuni faiz oranı uzun süre sabit kaldığından, özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde ekonomik koşulları yeterince yansıtmadığı yönünde eleştiriler bulunuyordu. 7589 sayılı Kanun ile faiz oranının ekonomik göstergelere göre daha gerçekçi şekilde belirlenmesi ve alacak-borç ilişkilerinde daha dengeli bir sistem oluşturulması amaçlanmıştır.
Yeni Faiz Hesaplama Yöntemi
Yeni düzenleme uyarınca hesaplama yöntemi özetle şu şekilde olacaktır:
- Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın bir önceki yılın 31 Aralık tarihindeki kısa vadeli avans faiz oranı esas alınacaktır.
- Bu oranın yarısı alınacaktır.
- Elde edilen oran en yakın çeyrek puana yuvarlanacaktır.
- Hesaplanan oran, ilgili yıl boyunca uygulanacak kanuni faiz oranını oluşturacaktır.
Böylece kanuni faiz oranı, ekonomik gelişmelere bağlı olarak belirli dönemlerde değişebilecek dinamik bir yapıya kavuşmuştur.
Yeni Düzenleme Kimleri Etkileyecek?
Kanuni faiz oranındaki değişiklik yalnızca hukukçuları değil, alacak ve borç ilişkisi bulunan çok geniş bir kesimi ilgilendirmektedir. Özellikle;
- alacak davalarının taraflarını,
- tazminat davalarında hak sahibi olan kişileri,
- ticari olmayan para alacaklarını,
- icra takiplerini,
- borçlu ve alacaklıları,
- kamu kurumları ile özel hukuk tüzel kişilerini,
doğrudan etkileyebilecek nitelikte bir değişiklik yapılmıştır.
Kanuni faiz uygulanmasını gerektiren uyuşmazlıklarda artık yeni hesaplama sistemi esas alınacağından, dava ve icra süreçlerinde faiz hesabının önceki yıllara göre farklılık göstermesi mümkündür.
Devam Eden Davalara Etkisi
7589 sayılı Kanun’da yer alan geçiş hükümleri de önem taşımaktadır. Kanuni faiz sistemine ilişkin yeni düzenlemenin hangi uyuşmazlıklara uygulanacağı, kanunun yürürlük hükümleri ve geçiş kuralları dikkate alınarak belirlenecektir. Bu nedenle devam eden davalarda eski veya yeni sistemin uygulanıp uygulanmayacağı, uyuşmazlığın niteliğine ve ilgili geçiş hükümlerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Uygulamada özellikle alacak ve tazminat davalarında faiz hesabı, talep edilebilecek toplam tutarı doğrudan etkileyebildiğinden, bu değişikliğin hem dava stratejisi hem de hesaplama yöntemleri bakımından önemli sonuçlar doğurması beklenmektedir.
İcra ve İflâs Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler
12. Yargı Paketi maddeleri ile İcra ve İflâs Kanunu’nda yapılan değişiklikler, özellikle taşınmaz satışları ve ortaklığın giderilmesi davaları bakımından önemli yenilikler getirmiştir. 7589 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 114. maddesinde yapılan değişiklikler; miras kalan taşınmazların satış usulünü, elektronik satış portalındaki teklif sistemini, teminat uygulamasını ve ihale bedelinin yatırılmaması hâlinde uygulanacak yaptırımları yeniden düzenlemiştir. Bu değişikliklerin temel amacı, satış süreçlerini daha adil, daha hızlı ve daha öngörülebilir hâle getirmektir.
Miras Kalan Taşınmazlarda Öncelikli Satış Hakkı
12. Yargı Paketi ile İcra ve İflâs Kanunu’nun 114. maddesinde yapılan değişiklik sonucunda, miras yoluyla edinilen ve tüm maliklerin mirasçı olduğu taşınmazların satışında yeni bir açık artırma sistemi kabul edilmiştir. Buna göre, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi hâlinde yapılacak ilk açık artırma yalnızca malik olan mirasçılar arasında gerçekleştirilecektir. Bu özel artırma usulü ise sadece bir defaya mahsus uygulanacaktır.
Yeni sisteme göre, mirasçılar arasında yapılacak ilk artırmada teklifin taşınmazın muhammen kıymetinin tamamını (%100) karşılaması gerekmektedir. İlk artırmada satışın gerçekleşmemesi hâlinde yapılacak ikinci artırmada ise genel satış hükümleri uygulanacak; bu aşamada teklifin muhammen kıymetin en az yüzde ellisini (%50) ve Kanun’da öngörülen diğer şartları karşılaması yeterli olacaktır.
Bu düzenlemenin temel amacı, miras kalan taşınmazların ilk aşamada aile içinde kalmasını teşvik etmek ve aile mallarının doğrudan üçüncü kişilere geçmesini önlemeye yönelik bir fırsat tanımaktır.
Elektronik Satış Portalında Teminat Muafiyeti
7589 sayılı Kanun ile elektronik satış sistemine ilişkin teminat kuralları da yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, satışı talep eden ve artırmaya katılmak isteyen alacaklı, artırma süresinin bitiminden önceki iş günü mesai saati sonuna kadar icra dairesine başvurması hâlinde, alacağının teminatı karşıladığı miktar bakımından teminat yatırmak zorunda olmayacaktır. Ayrıca açık artırmalarda Hazine de teminat göstermekten muaf tutulmuştur.
12. yargı paketi maddeleri kapsamında yapılan bu düzenleme, özellikle alacaklıların kendi alacaklarını korumak amacıyla ihaleye katılmalarını kolaylaştırmayı ve gereksiz teminat yükünü azaltmayı amaçlamaktadır.
İhale Bedelinin Yatırılmaması Hâlinde Uygulanacak Yaptırımlar
Kanun, ihale sürecinin kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla yaptırımları ağırlaştırmıştır. En yüksek teklifi vermesine rağmen ihale bedelini süresinde yatırmayan kişinin yatırdığı teminat iade edilmeyecektir. Öncelikle satış masrafları bu teminattan karşılanacak, kalan tutar hak sahiplerinin alacaklarına mahsup edilecektir. Bunun yanında, ihale alıcısına teklif ettiği bedelin %5’i oranında idari para cezası verilecek ve bu ceza 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilecektir.
Bu değişiklik, gerçek bir satın alma niyeti bulunmayan kişilerin ihalelere katılarak süreci geciktirmelerinin önüne geçmeyi amaçlamaktadır.
Ortaklığın Giderilmesi Davalarına Etkisi
Yeni düzenleme, özellikle ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davalarının uygulamasında önemli değişiklikler meydana getirecektir. Önceki sistemde taşınmazlar ilk açık artırmada üçüncü kişiler tarafından da satın alınabilirken, yeni düzenlemeyle ilk artırma yalnızca malik olan mirasçılar arasında yapılacaktır. Böylece mirasçılara, taşınmazı aile içinde tutabilmeleri için öncelikli bir satın alma imkânı tanınmıştır.
İlk artırmada satışın gerçekleşmemesi hâlinde ise ikinci artırma genel hükümlere göre yapılacaktır. Bu yönüyle düzenleme, hem mirasçıların mülkiyet hakkını korumayı hem de satış işlemlerinin makul süre içinde tamamlanmasını amaçlamaktadır. Ayrıca elektronik satış portalında uygulanacak yeni kurallar sayesinde artırma sürecinin daha şeffaf, öngörülebilir ve etkin şekilde yürütülmesi hedeflenmektedir.
İcra Satış Sistemindeki Yenilikler
12. Yargı Paketi ile elektronik satış sistemine ilişkin teklif ve ihale kuralları daha ayrıntılı hâle getirilmiştir. Elektronik satış portalı üzerinden yapılacak artırmalarda tekliflerin hangi asgari tutarın üzerinde olması gerektiği, teminat uygulaması ve ihale sürecinin sonuçları kanunda açık şekilde düzenlenmiştir. Bu sayede icra satışlarının daha şeffaf yürütülmesi ve satış işlemlerinde yaşanan uygulama farklılıklarının azaltılması hedeflenmektedir.
Vatandaşlar Açısından Değerlendirme
İcra ve İflâs Kanunu’nda yapılan bu değişiklikler özellikle mirasçılar, alacaklılar ve icra yoluyla taşınmaz satın almak isteyen kişiler bakımından önem taşımaktadır. Örneğin kardeşler arasında ortak kalan bir taşınmazın satışına karar verilmesi hâlinde, yeni düzenleme sayesinde ilk artırmada yalnızca mirasçılar teklif verebilecektir. Benzer şekilde, alacaklıların elektronik satışlara katılımı kolaylaştırılmış, ihale bedelini yatırmayan kişilere yönelik yaptırımlar ise daha caydırıcı hâle getirilmiştir. Bu yönüyle 12. Yargı Paketi, icra satış süreçlerinin hem daha güvenli hem de daha etkin şekilde yürütülmesini amaçlayan önemli değişiklikler içermektedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler
12. Yargı Paketi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yapılan değişikliklerin temel amacı, hukuk yargılamalarının daha kısa sürede sonuçlandırılması ve uygulamada yaşanan bazı usul sorunlarının giderilmesidir. Bu kapsamda belirsiz alacak davasına ilişkin hüküm yürürlükten kaldırılmış; kısmi davalarda talep artırımına yeni bir imkân getirilmiş, duruşmalar arasındaki süre sınırlandırılmış, uzaktan duruşmaya ilişkin hükümler genişletilmiş ve davaların birleştirilmesi ile kanun yollarına ilişkin bazı kurallar yeniden düzenlenmiştir.
Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması
7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Böylece uzun yıllardır uygulanan belirsiz alacak davası kurumu kanundan çıkarılmıştır.
Belirsiz alacak davasının kaldırılması, özellikle işçilik alacakları, tazminat davaları ve alacak miktarının dava açılırken tam olarak belirlenemediği uyuşmazlıklarda uygulamayı doğrudan etkileyecektir. Kanun koyucu, bu değişikliğin ardından ortaya çıkabilecek ihtiyacı karşılamak amacıyla kısmi davalarda talep artırımına ilişkin yeni bir düzenleme de getirmiştir.
Kısmi Davalarda Talep Artırımı
Belirsiz alacak davasının kaldırılmasıyla birlikte, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesine yeni bir fıkra eklenmiştir. Buna göre, alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği hâllerde davacı, aynı dava içinde bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikat sona erinceye kadar talep sonucunu artırabilecektir. Ayrıca artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır.
Bu düzenleme, uygulamada özellikle alacağın tam miktarının bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıktığı davalarda hak kayıplarının önlenmesini amaçlamaktadır.
Duruşmalar Arasındaki Süre
12. Yargı Paketi ile hukuk davalarının gereksiz yere uzamasını önlemek amacıyla duruşmalar arasındaki süreye ilk kez açık bir üst sınır getirilmiştir. Yeni düzenlemeye göre, duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç aydan uzun olamayacaktır. Ancak bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe işlemleri gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini göstermek suretiyle daha uzun bir süre belirleyebilecektir.
Bu değişiklik, özellikle uzun süren hukuk davalarında yargılamanın daha planlı yürütülmesini ve tarafların belirsizlik içinde uzun süre beklemesinin önlenmesini hedeflemektedir.
Ses ve Görüntü Nakli Yoluyla Duruşmaya Katılım
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 149. maddesinde yapılan değişiklikle uzaktan duruşmaya ilişkin hükümler de genişletilmiştir. Buna göre, ses ve görüntü nakli yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmasına karar verilen kişiler bakımından, kanunda istisna olarak sayılan bazı işlemler dışında, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.
12. yargı paketi maddeleri kapsamında yapılan bu düzenleme, özellikle farklı şehirlerde bulunan tarafların veya vekillerin duruşmalara daha kolay katılabilmesini sağlayarak yargılamanın hızlanmasına katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Davaların Birleştirilmesine İlişkin Düzenlemeler
12. Yargı Paketi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun davaların birleştirilmesine ilişkin hükümleri de değiştirilmiştir. Yeni düzenlemeye göre, ilk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bu kararla bağlı olacaktır. Böylece davaların hangi mahkemede yürütüleceğine ilişkin uygulamada yaşanabilecek tereddütlerin azaltılması hedeflenmiştir.
Ayrıca aynı yargı çevresinde bulunan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemeleri arasında verilen birleştirme kararlarına karşı yalnızca istinaf kanun yoluna başvurulabileceği de açıkça düzenlenmiştir.
İstinaf ve Temyiz Hükümlerindeki Değişiklikler
Kanun yollarına ilişkin önemli değişikliklerden biri de birleştirme ve ayırma kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yollarının yeniden belirlenmesidir. Buna göre, ilk derece mahkemelerinin ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararlarına karşı ise ancak hükümle birlikte temyiz yoluna gidilebilecektir. Bu kararlar tek başına bozma sebebi oluşturmayacaktır.
Bunun yanında, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesine eklenen yeni hükümle, bölge adliye mahkemelerinin yeniden esas hakkında verdiği kararların hangi hâllerde temyiz edilebileceği daha ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir.
Özellikle parasal sınırın altında kalan bazı kararlar ile yalnızca yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin kararlar bakımından temyiz yolunun kapsamı yeniden belirlenmiştir. Bu değişikliklerin, kanun yolu incelemelerinde daha öngörülebilir bir sistem oluşturması amaçlanmaktadır.
Türk Borçlar Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler
12. Yargı Paketi kapsamında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesinde önemli değişiklikler yapılmıştır. Düzenlemeler özellikle destekten yoksun kalma tazminatı ile çalışma gücü kaybı tazminatı davalarında faizin hangi tarihten itibaren işleyeceği ve yargılama sırasında yapılan ödemelerin tazminattan nasıl mahsup edileceği konularını açıklığa kavuşturmaktadır. Böylece uzun süredir uygulamada farklı kararların ortaya çıktığı iki temel konuda kanuni bir çerçeve oluşturulmuştur.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatına İlişkin Düzenleme
Destekten yoksun kalma tazminatı, bir kişinin ölümü nedeniyle onun maddi desteğinden mahrum kalan yakınlarının uğradığı zararın giderilmesini amaçlayan bir tazminat türüdür. 12. Yargı Paketi ile bu tazminatın faiz başlangıcına ilişkin açık bir düzenleme getirilmiştir.
Yeni hükme göre, ölen kişinin gelirinin bilinebildiği döneme ilişkin hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatına, zarara neden olan olayın meydana geldiği tarihten itibaren kanuni faiz uygulanacaktır. Buna karşılık, gelirin henüz belirlenemediği veya geleceğe ilişkin hesaplama yapılan dönem bakımından hesaplanan tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecektir.
Bu düzenleme, faiz başlangıcı konusunda uygulamada yaşanan tereddütleri azaltmayı ve benzer davalarda daha öngörülebilir sonuçlar ortaya çıkmasını amaçlamaktadır.
Çalışma Gücü Kaybı Tazminatına İlişkin Düzenleme
Aynı esaslar, çalışma gücünün azalması veya tamamen kaybedilmesi nedeniyle açılan maddi tazminat davaları bakımından da uygulanacaktır.
Buna göre, zarar gören kişinin kazancının belirlenebildiği dönem için hesaplanan çalışma gücü kaybı tazminatına haksız fiilin gerçekleştiği tarihten, geleceğe yönelik hesaplanan ve kazancın henüz bilinmediği dönem bakımından belirlenen tazminata ise mahkeme kararının verildiği tarihten itibaren kanuni faiz uygulanacaktır.
Bu değişiklik sayesinde geçmiş zarar ile gelecekte oluşacak zarar bakımından farklı faiz başlangıç tarihleri kanun seviyesinde açıkça düzenlenmiş olmaktadır.
Faiz Başlangıcına İlişkin Yeni Sistem
12. Yargı Paketi öncesinde faiz başlangıcı konusunda Yargıtay içtihatları ve farklı uygulamalar nedeniyle çeşitli tartışmalar yaşanabiliyordu. Yeni düzenleme ile bu konuda kanuni bir ayrım benimsenmiştir.
Buna göre;
- Geliri belirlenebilen geçmiş dönem zararları için faiz, olayın gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır.
- Geleceğe ilişkin ve henüz kesin olarak belirlenemeyen zarar hesaplamalarında ise faiz, mahkeme kararının verildiği tarihten itibaren uygulanacaktır.
Bu sistem, hem zarar görenin haklarının korunmasını hem de geleceğe yönelik varsayımsal hesaplamalarda faiz uygulamasının daha adil bir zemine oturtulmasını amaçlamaktadır.
Mahsup Kurallarında Yapılan Değişiklik
Yeni yargı paketi ile getirilen bir diğer önemli yenilik ise tazminat davalarında yapılan ödemelerin mahsup edilme yöntemidir.
Yeni düzenlemeye göre, çalışma gücü kaybı veya destekten yoksun kalma nedeniyle açılan davalarda tahkikat aşaması başlamadan önce ifa amacıyla yapılan ödemeler, ödeme tarihindeki değerleri esas alınarak değil, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilecektir.
Bu değişiklik, özellikle sigorta şirketleri veya sorumlular tarafından dava devam ederken yapılan kısmi ödemelerin nasıl değerlendirileceği konusunda uygulamada birlik sağlamayı hedeflemektedir. Böylece hem zarar görenin hem de ödeme yapan tarafın haklarının daha dengeli şekilde korunması amaçlanmaktadır.
Türk Medenî Kanununda Yapılan Değişiklikler
12. Yargı Paketi ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 440 ve 444. maddelerinde değişiklik yapılmıştır. Bu değişiklikler, vesayet altındaki kişilere ait taşınır ve taşınmaz malların satış sürecinin dijital ortama taşınmasını amaçlamaktadır. Böylece vesayet makamının izniyle gerçekleştirilen satış işlemlerinin, UYAP altyapısı üzerinden daha şeffaf, denetlenebilir ve hızlı şekilde yürütülmesi hedeflenmiştir.
Vesayet Altındaki Malların Elektronik Satış Sistemi
7589 sayılı Kanun ile Türk Medenî Kanunu’nun 440. maddesinde yapılan değişiklik sonucunda, vesayet makamının talimatı doğrultusunda gerçekleştirilecek satış işlemlerinin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine (UYAP) entegre elektronik satış portalı üzerinden yürütülebileceği açıkça hükme bağlanmıştır.
Bunun yanında Kanun’un 444. maddesi de tamamen yeniden düzenlenmiştir. Yeni hükme göre vesayet altındaki kişilere ait malların satışı, UYAP’a entegre elektronik satış portalında açık artırma yoluyla yapılacaktır. İhalenin kesinleşebilmesi için ise vesayet makamının onay vermesi gerekecek olup, bu onayın ihale gününden itibaren on gün içinde verilmesi öngörülmüştür.
Bu değişiklikle birlikte klasik fiziki ihale yönteminden uzaklaşılarak elektronik satış sistemine geçilmiş, satış sürecinin daha geniş katılımla gerçekleştirilmesi ve malvarlığının gerçek piyasa değerine daha yakın bedellerle satılabilmesi amaçlanmıştır. Özellikle vesayet altındaki kişilerin malvarlığının korunması ve satış işlemlerinin daha şeffaf şekilde yürütülmesi bakımından önemli bir yenilik niteliği taşımaktadır.
Noterlik Kanunu’nda Yapılan Değişiklikler
12. Yargı Paketi ile 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 55. maddesi yeniden düzenlenmiştir. Yapılan değişiklik, noterlik işlemlerinin dijitalleşmesini hızlandırmayı ve mahkemeler ile resmî kurumlar arasındaki belge paylaşımını elektronik ortama taşımayı amaçlamaktadır. Böylece noterlik evraklarının incelenmesi ve gönderilmesi süreçlerinde hem zaman kaybının azaltılması hem de işlem güvenliğinin artırılması hedeflenmiştir.
Dijital Noterlik Uygulamalarının Kapsamı Genişletildi
Yeni düzenlemeye göre mahkemeler, sulh ceza hâkimlikleri, Cumhuriyet başsavcılıkları ve kanunen yetkili diğer resmî merciler tarafından noterlik evrakının onaylı örneğinin talep edilmesi hâlinde, noter istenen belgeyi elektronik ortamda tarayarak güvenli elektronik imzayla onaylayacak ve ilgili kuruma elektronik ortam üzerinden gönderebilecektir.
Elektronik gönderimin teknik olarak mümkün olmadığı durumlarda ise mevcut uygulama korunmuş; noter, evrakın aslına uygunluğunu onayladığı fizikî örneği ilgili mercie göndermeye devam edecektir. Böylece elektronik sistem esas alınırken, zorunlu hâllerde geleneksel yöntem de kullanılabilecektir.
Elektronik Belge Gönderimi Süreci
Elektronik belge gönderimine ilişkin yeni sistem sayesinde mahkemeler ve diğer yetkili resmî makamlar, ihtiyaç duydukları noterlik evrakına daha hızlı ulaşabilecektir. Belgeler güvenli elektronik imza ile elektronik ortamda gönderilecek; teknik nedenlerle bunun mümkün olmadığı veya belgenin aslının talep edildiği hâllerde ise mevcut fizikî gönderim usulü uygulanmaya devam edecektir.
Resmî Kurumlarla Elektronik Entegrasyon
Yapılan değişiklikle noterliklerin mahkemeler ve diğer resmî kurumlarla elektronik veri paylaşımı güçlendirilmiştir. Bu sayede belge paylaşım süreçlerinin hızlandırılması, evrak güvenliğinin artırılması ve bürokratik işlemlerin azaltılması amaçlanmaktadır.
Ayrıca Kanun’da, bu madde kapsamında elektronik ortamda gerçekleştirilen işlemler için yevmiye numarası verilmeyeceği de açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu hüküm, elektronik belge gönderiminin klasik noterlik işlemlerinden farklı bir usule tabi olduğunu ortaya koymaktadır.
İdari Yargıya İlişkin Düzenlemeler
12. Yargı Paketi maddeleri kapsamında idari yargıyı ilgilendiren değişiklikler; 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu ile 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nda yapılmıştır. Bu düzenlemelerin temel amacı, idare ve vergi mahkemelerinin iş yükünü azaltmak, istinaf incelemesini daha etkin hâle getirmek ve Danıştay’ın görev alanına ilişkin bazı hususları yeniden düzenlemektir.
Tek Hâkimle Görülecek Davalar
7589 sayılı Kanun ile 2576 sayılı Kanun’un 7. maddesi yeniden düzenlenmiş ve tek hâkim tarafından görülecek davaların kapsamı genişletilmiştir. Buna göre, düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar hariç olmak üzere, konusu 486.000 TL’yi aşmayan iptal davaları ile tam yargı davaları tek hâkim tarafından karara bağlanacaktır. Ayrıca öğrenciler hakkında verilen bazı disiplin cezaları, sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerine ilişkin davalar ile kamu görevlilerine yönelik belirli idari işlemler ve bazı meslek kuruluşlarının disiplin cezalarına karşı açılan davalar da tek hâkim tarafından görülecek davalar arasında sayılmıştır.
Bu değişiklikle, kurul hâlinde görülmesi zorunlu olmayan uyuşmazlıkların daha kısa sürede sonuçlandırılması ve mahkemelerin iş yükünün azaltılması amaçlanmaktadır.
İstinaf ve Temyiz Sürecine İlişkin Değişiklikler
12. Yargı Paketi ile İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinde de önemli değişiklikler yapılmıştır. Yeni düzenlemeye göre bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunu reddedebilecek; kararın sonucu doğru olmakla birlikte gerekçesini eksik veya hatalı bulursa gerekçeyi değiştirerek kararı onaylayabilecek ya da karardaki maddi hataları düzelterek istinaf başvurusunu reddedebilecektir.
Bunun yanında, ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunması hâlinde bölge idare mahkemesinin hangi durumlarda dosya üzerinden kesin karar vereceği, hangi hâllerde yeniden karar verilmek üzere dosyayı ilgili mahkemeye göndereceği hususları da yeniden düzenlenmiştir. Böylece istinaf incelemesinin daha etkin yürütülmesi ve usule ilişkin gereksiz gecikmelerin önlenmesi hedeflenmektedir.
Danıştay Kanunu’nda Yapılan Düzenlemeler
12. Yargı Paketi maddeleriyle Danıştay Kanunu’nda da çeşitli değişiklikler yapılmıştır. Bu düzenlemeler, Danıştay’ın daireleri ile idari ve vergi dava daireleri kurullarının çalışma usullerine ilişkin bazı hükümleri güncellemekte ve geçiş sürecine ilişkin düzenlemeler içermektedir. Ayrıca yeni sistemin uygulanmasına yönelik bazı geçici hükümler de kanuna eklenmiştir.
Bu değişiklikler doğrudan vatandaşların günlük hukukî işlemlerini etkilemekten ziyade, idari yargının daha etkin ve hızlı işlemesini sağlamaya yöneliktir. Özellikle istinaf ve temyiz aşamasındaki usul kurallarının netleştirilmesi, idari uyuşmazlıkların daha öngörülebilir bir şekilde sonuçlandırılmasına katkı sağlayacaktır.
Adli Tıp Kurumu ve Hâkim-Savcı Yardımcılığı Sistemine İlişkin Düzenlemeler
12. Yargı Paketi maddeleri ile 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nda da çeşitli değişiklikler yapılmıştır. Bu düzenlemeler, doğrudan vatandaşların günlük hukukî işlemlerini etkilemekten ziyade, yargı teşkilatının daha etkin ve öngörülebilir şekilde işlemesine yönelik kurumsal değişiklikler içermektedir.
Adli Tıp Kurumu’na İlişkin Düzenlemeler
7589 sayılı Kanun ile 2659 sayılı Kanun’un mülga 26. maddesi yeniden düzenlenmiş ve adli tıp ihtisas kurullarının yönetim yapısına ilişkin yeni kurallar getirilmiştir. Buna göre, adli tıp ihtisas kurulu başkanı ve üyeleri olarak atanacak kişilerin en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesine ya da ilgili alanda doktora derecesine sahip olmaları zorunlu hâle getirilmiştir.
Ayrıca adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeleri ile adli tıp grup başkanları ve adli tıp ihtisas dairesi başkanlarının görev süresi dört yıl olarak belirlenmiştir. Görev süresi sona eren kişilerin ise yerlerine yeni atama veya görevlendirme yapılıncaya kadar görevlerine devam edecekleri hüküm altına alınmıştır. Böylece hem kurumsal istikrarın korunması hem de görev değişiklikleri nedeniyle hizmette aksama yaşanmaması amaçlanmıştır.
Hâkim ve Savcı Yardımcılığı Sistemine İlişkin Düzenlemeler
12. Yargı Paketi ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 10. maddesinde de değişiklik yapılmıştır. Düzenleme, hâkim ve savcı yardımcılığı sistemine ilişkin Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda bazı hükümleri yeniden şekillendirmektedir. Bu kapsamda özellikle yardımcılık sürecindeki eğitim, değerlendirme ve mesleğe kabul aşamalarına ilişkin kanuni çerçeve güçlendirilmiş; sözlü sınavlara ilişkin bazı usul hükümleri de güncellenmiştir.
Bu değişiklikler, hâkim ve savcı yardımcılarının mesleğe hazırlanma sürecinin daha açık ve öngörülebilir kurallara bağlanmasını amaçlamaktadır. Dolayısıyla düzenleme, vatandaşlardan çok yargı teşkilatı içerisinde görev yapacak adayları ilgilendiren kurumsal nitelikte hükümler içermektedir.

12. Yargı Paketinde Yer Almayan Düzenlemeler
12. Yargı Paketi hazırlanırken kamuoyunda yaklaşık 59 maddelik kapsamlı bir taslak üzerinde çalışıldığı yönünde birçok değerlendirme yapılmış, özellikle infaz hukuku ve af düzenlemelerine ilişkin beklentiler uzun süre gündemde kalmıştır. Ancak 31 Temmuz’da Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun incelendiğinde, bu beklentilerin önemli bir bölümünün nihai metne yansımadığı görülmektedir.
Hazırlık sürecinde kamuoyunda tartışılan bazı konuların yasalaşmamasının temel nedeni, TBMM’ye sunulan kanun teklifinin ilk hazırlık çalışmalarına göre daha dar kapsamlı tutulmasıdır. Kanun koyucu, bu pakette ağırlıklı olarak hukuk yargılamaları, ceza muhakemesi, icra ve iflas hukuku, noterlik işlemleri ile bazı kurumsal düzenlemelere yer vermiş; kamuoyunda en çok konuşulan bazı başlıklar ise teklif metnine dahil edilmemiştir.
12. Yargı Paketinde Genel Af Var mı?
Hayır. Hazırlık sürecinde zaman zaman genel af iddiaları gündeme gelmiş olsa da, 7589 sayılı Kanun’da genel affa ilişkin herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Resmî Gazete’de yayımlanan nihai metin incelendiğinde, ceza mahkûmiyetlerini genel olarak ortadan kaldıran veya sonuçlarını kaldıran bir af hükmü bulunmamaktadır.
Özel Af Düzenlemesi Var mı?
Hayır. Cumhurbaşkanının anayasal yetkisi kapsamında uygulanabilecek özel af dışında, 12. Yargı Paketi ile getirilen özel af niteliğinde herhangi bir kanuni düzenleme kabul edilmemiştir. Hazırlık sürecindeki beklentilere rağmen bu konuda kanunda bir hükme yer verilmemiştir.
Denetimli Serbestlik Süresi Değişti mi?
Hayır. Denetimli serbestlik süresinin uzatılması veya kapsamının genişletilmesine ilişkin kamuoyunda çeşitli beklentiler oluşmuş olsa da, yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun’da denetimli serbestlik sistemini değiştiren herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Covid-19 İnfaz Düzenlemesi Kabul Edildi mi?
Hayır. Covid-19 döneminde yürürlüğe giren infaz düzenlemelerinden yararlanamayan hükümlüler bakımından yeni bir düzenleme yapılacağı yönündeki beklentiler karşılık bulmamıştır. Resmî Gazete’de yayımlanan kanunda bu konuda herhangi bir geçici veya kalıcı hüküm yer almamaktadır.
Kapsamlı İnfaz İndirimi Getirildi mi?
Hayır. 12. Yargı Paketi ile ceza infaz sürelerini genel olarak azaltan veya şartlı tahliye oranlarını değiştiren kapsamlı bir infaz indirimi kabul edilmemiştir. Kanunun ağırlık merkezini ceza infaz rejimi değil, çeşitli kanunlarda yapılan usul ve yapısal değişiklikler oluşturmaktadır.
Kamuoyunda “IBAN Mağdurları” Olarak Anılan Kişilere Yönelik Genel Bir Düzenleme Yapıldı mı?
Hayır. 12. Yargı Paketi’nde banka hesaplarının suçta kullanılmasına ilişkin Türk Ceza Kanunu’nda önemli değişiklikler yapılmıştır. Ancak kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak anılan kişiler için genel bir af, sorumluluğu kaldıran özel bir düzenleme veya geçmiş olayları kapsayan ayrıcalıklı bir hüküm kabul edilmemiştir. Kanunda yer alan hükümler, banka hesaplarının suçta kullanılmasına ilişkin ceza hukuku kurallarını düzenlemektedir.
Ehliyet Affı Çıktı mı?
Hayır. Trafik cezaları nedeniyle geri alınan sürücü belgelerine yönelik bir ehliyet affı, 7589 sayılı Kanun kapsamında yer almamaktadır. Hazırlık sürecinde kamuoyunda dile getirilen beklentiler nihai kanun metnine yansımamıştır.
Disiplin Affı Düzenlemesi Var mı?
Hayır. Kamu görevlileri, öğrenciler veya diğer disiplin hukukuna tabi kişiler bakımından disiplin cezalarını ortadan kaldıran ya da sicil sonuçlarını kaldıran bir af düzenlemesi de 12. Yargı Paketi maddeleri arasında bulunmamaktadır.
12. Yargı Paketi Kimleri Etkileyecek?
Yeni yargı paketi ile yürürlüğe giren düzenlemeler, yalnızca hukuk profesyonellerini değil; günlük hayatta dava açan, icra takibi yürüten, noterlik işlemi yaptıran veya ceza soruşturmasıyla karşılaşan birçok kişiyi doğrudan ilgilendirmektedir. Bazı değişiklikler belirli meslek gruplarını etkilerken, bazıları ise vatandaşların yargı süreçlerinde karşılaşacağı uygulamaları değiştirmektedir.
- Vatandaşlar: Hukuk davası açan, tazminat talebinde bulunan, miras uyuşmazlığı yaşayan veya noterlik işlemi yaptıran kişiler bakımından birçok usul kuralı değişmiştir. Bu nedenle yargısal süreçlerde yeni düzenlemelerin dikkate alınması önem taşımaktadır.
- Avukatlar: Dava stratejileri, kanun yolu başvuruları, elektronik yargılama uygulamaları ve icra süreçlerinde yeni kurallara uyum sağlanması gerekecektir. Özellikle hukuk yargılamaları ve icra uygulamalarındaki değişiklikler günlük mesleki uygulamayı doğrudan etkileyecektir.
- İcra dosyası bulunan kişiler: İcra takibi devam eden alacaklılar ve borçlular açısından elektronik satış sistemi, ihale süreçleri ve ortaklığın giderilmesine ilişkin yeni kurallar önem taşımaktadır. Özellikle taşınmaz satışlarına katılacak kişiler ile icra yoluyla satış talep eden alacaklıların yeni usulleri dikkate alması gerekecektir.
- Mirasçılar: Birden fazla mirasçının pay sahibi olduğu taşınmazlarda satış usulü önemli ölçüde değişmiştir. Özellikle ortaklığın giderilmesi davalarında mirasçılara tanınan öncelikli artırma imkânı, aileye ait taşınmazların korunması bakımından uygulamada önemli sonuçlar doğuracaktır.
- Noterlik işlemi yapanlar: Elektronik belge gönderimine ilişkin yeni sistem sayesinde mahkemeler ve resmî kurumlarla yürütülen noterlik işlemlerinin daha hızlı tamamlanması amaçlanmaktadır.
- Banka hesabını üçüncü kişilere kullandıranlar: Banka hesabını, IBAN bilgisini veya ödeme araçlarını başkalarının kullanımına bırakan kişiler bakımından ceza sorumluluğuna ilişkin önemli değişiklikler yapılmıştır. Özellikle maddi menfaat karşılığında hesap kullandırılması veya hesap bilgilerinin üçüncü kişilerle paylaşılması, ceza soruşturmalarında daha dikkatli değerlendirilecektir.
- Dolandırıcılık soruşturması geçirenler: Özellikle banka hesaplarının suçta kullanıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, kişinin fiildeki rolü ve cezai sorumluluğu yeni kanun hükümleri çerçevesinde değerlendirilecektir.
- Şirketler: Ticari uyuşmazlıklar, alacak davaları, icra takipleri ve noterlik işlemlerinde uygulanacak yeni usul kuralları önem taşımaktadır. Bu değişiklikler, şirketlerin taraf olduğu yargı süreçlerini doğrudan etkileyecektir.
- Kamu kurumları: Elektronik belge paylaşımı, idari yargı usulleri ve mahkeme kararlarının uygulanmasına ilişkin yeni düzenlemeler önem taşımaktadır. Dijital entegrasyonun güçlendirilmesiyle kurumlar arasındaki bilgi ve belge akışının hızlandırılması hedeflenmektedir.
- Hâkim ve savcı yardımcıları: Mesleğe kabul ve eğitim süreçlerine ilişkin yeni hükümler, yardımcılık sisteminin daha açık kurallara bağlanmasını ve uygulamada birlik sağlanmasını amaçlamaktadır.

12. Yargı Paketinin En Önemli Değişiklikleri
31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun ile birçok farklı kanunda değişiklik yapılmıştır. Aşağıda, vatandaşlar ve uygulayıcılar açısından öne çıkan düzenlemeler kısa başlıklar hâlinde özetlenmiştir:
- Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle, banka hesabı (IBAN), banka kartı ve diğer ödeme araçlarını dolandırıcılık suçunda kullanılmak üzere kullandıran kişilerin ceza sorumluluğuna ilişkin yeni hükümler getirildi.
- Dolandırıcılık suçuna iştirakte, yalnızca hesap veya ödeme aracının kullanılmasına imkân sağlayan kişiler bakımından özel ceza indirimi düzenlendi.
- Ceza Muhakemesi Kanunu’nda hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumu, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda yeniden düzenlendi.
- Genetik inceleme ve DNA kayıtlarının saklanması, kullanılması ve silinmesine ilişkin usuller ayrıntılı şekilde yeniden belirlendi.
- Bilgisayarlar ve dijital veriler üzerinde yapılacak arama, kopyalama ve el koyma işlemlerine ilişkin hükümler güncellendi.
- Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da yapılan değişiklikle sabit kanuni faiz sistemi kaldırılarak yeni faiz hesaplama yöntemi kabul edildi.
- İcra ve İflâs Kanunu’nda miras kalan taşınmazların satışında mirasçılara öncelik tanıyan yeni açık artırma sistemi getirildi.
- Elektronik satış portalındaki teminat uygulaması ve ihale bedelinin yatırılmaması hâlinde uygulanacak yaptırımlar yeniden düzenlendi.
- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirsiz alacak davası kaldırıldı ve kısmi davalarda talep artırımına ilişkin yeni hükümler kabul edildi.
- Hukuk davalarında duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç ayı geçemeyeceği düzenlendi.
- Türk Borçlar Kanunu’nda destekten yoksun kalma ve çalışma gücü kaybı tazminatlarında faiz başlangıcı ile mahsup kuralları yeniden belirlendi.
- Türk Medenî Kanunu’nda vesayet altındaki kişilere ait malların UYAP’a entegre elektronik satış sistemi üzerinden satılmasına ilişkin düzenlemeler kabul edildi.
- Noterlik Kanunu’nda elektronik belge gönderimi ve resmî kurumlarla dijital entegrasyonu güçlendiren hükümler yürürlüğe girdi.
- İdari yargıda tek hâkimle görülecek davaların kapsamı genişletildi, istinaf incelemesine ilişkin usuller yeniden düzenlendi.
- Adli Tıp Kurumu ile hâkim ve savcı yardımcılığı sistemine ilişkin çeşitli kurumsal düzenlemeler yapıldı.
Hazırlık Sürecindeki Taslak ile Yasalaşan Kanun Arasındaki Farklar
12. Yargı Paketi hazırlık sürecinde kamuoyuna yansıyan açıklamalar ile 31 Temmuz 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Özellikle hazırlık aşamasında gündeme gelen birçok düzenleme, TBMM’ye sunulan teklif metnine ve nihayetinde yasalaşan kanuna dahil edilmemiştir. Buna karşılık, hukuk yargılamalarının hızlandırılması ve çeşitli kanunlarda teknik değişiklikler öngören düzenlemeler kabul edilerek yürürlüğe girmiştir.
| Hazırlık Sürecinde Gündeme Gelen Düzenleme | Yasalaşan Kanundaki Durum |
| Genel af beklentisi | ❌ Yasalaşmadı |
| Özel af düzenlemesi | ❌ Yasalaşmadı |
| Covid-19 infaz düzenlemesi | ❌ Yasalaşmadı |
| Denetimli serbestlik süresinin genişletilmesi | ❌ Yasalaşmadı |
| Kapsamlı infaz indirimi | ❌ Yasalaşmadı |
| Kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak anılan kişiler için genel bir düzenleme | ❌ Yasalaşmadı |
| Hukuk yargılamalarının hızlandırılmasına yönelik düzenlemeler | ✅ Kabul edildi |
| Kanuni faiz sisteminin değiştirilmesi | ✅ Kabul edildi |
| Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) ilişkin düzenlemeler | ✅ Kabul edildi |
| İcra ve İflâs Kanunu’nda elektronik satış ve ortaklığın giderilmesine ilişkin değişiklikler | ✅ Kabul edildi |
| Noterlik işlemlerinin dijitalleştirilmesine yönelik düzenlemeler | ✅ Kabul edildi |
| Türk Ceza Kanunu’nda banka hesaplarının (IBAN) kullandırılmasına ilişkin yeni düzenleme | ✅ Kabul edildi |
12. Yargı Paketi Hakkında Sık Sorulan Sorular
⚖️ 12. Yargı Paketi ne zaman yürürlüğe girdi?
✍️ 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 sayılı Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir. Bazı maddeler bakımından farklı bir yürürlük tarihi öngörülmediğinden, düzenlemeler kural olarak yayımı tarihinde uygulanmaya başlanmıştır.
⚖️ 7589 sayılı Kanun nedir?
✍️ 7589 sayılı Kanun, kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen ve birçok farklı kanunda değişiklik yapan düzenlemedir. Kanun kapsamında Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, İcra ve İflâs Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, Türk Medenî Kanunu, Noterlik Kanunu ve çeşitli idari yargı mevzuatında değişiklikler yapılmıştır.
⚖️ 12. Yargı Paketi kaç maddeden oluşuyor?
✍️ TBMM’de kabul edilerek yasalaşan 7589 sayılı Kanun toplam 28 maddeden oluşmaktadır.
⚖️ IBAN mağdurları için yeni bir düzenleme getirildi mi?
✍️ Hayır. 7589 sayılı Kanun’da kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak anılan kişiler için genel bir af veya özel düzenleme bulunmamaktadır. Ancak Türk Ceza Kanunu’nda, banka hesabı veya ödeme araçlarının dolandırıcılık suçunda kullandırılması suretiyle suça iştirak eden kişilerin hukuki durumuna ilişkin yeni bir hüküm kabul edilmiştir.
⚖️ Banka hesabını kullandıranlara ilişkin yeni düzenleme nedir?
✍️ Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesine eklenen hükümle, dolandırıcılık suçuna iştiraki yalnızca banka hesabı, banka kartı veya ödeme aracının kullanılmasını sağlamakla sınırlı kalan kişiler bakımından özel bir ceza indirimi düzenlenmiştir. Bu hüküm her olayda otomatik olarak uygulanmaz; kişinin suç içindeki rolü mahkeme tarafından ayrıca değerlendirilir.
⚖️ Bilişim yoluyla dolandırıcılık suçunda ne değişti?
✍️ 12. Yargı Paketi, bilişim yoluyla işlenen dolandırıcılık suçunun temel yapısını değiştirmemiştir. Bunun yerine, özellikle banka hesapları ve ödeme araçlarının suçta kullanılması suretiyle suça iştirak eden kişilerin cezai sorumluluğuna ilişkin yeni bir düzenleme getirilmiştir.
⚖️ 2026 yasal faiz oranı nasıl belirlenecek?
✍️ 7589 sayılı Kanun ile sabit kanuni faiz sistemi kaldırılmıştır. Yeni düzenlemeye göre kanuni faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının bir önceki yılın 31 Aralık günü itibarıyla kısa vadeli avans işlemlerine uyguladığı faiz oranının yarısı esas alınarak belirlenecek ve en yakın çeyrek puana yuvarlanacaktır.
⚖️ HAGB düzenlemesi değişti mi?
✍️ Evet. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumuna ilişkin hükümler, Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda yeniden düzenlenmiştir. HAGB kaldırılmamış, uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar güncellenmiştir.
⚖️ İcra ve İflâs Kanunu’nda hangi değişiklikler yapıldı?
✍️ İcra ve İflâs Kanunu’nda miras kalan taşınmazların satışında mirasçılara öncelik tanınması, elektronik satış portalındaki teminat uygulaması, ihale bedelinin yatırılmaması hâlindeki yaptırımlar ve ortaklığın giderilmesine ilişkin satış usullerinde önemli değişiklikler yapılmıştır.
⚖️ Genel af çıktı mı?
✍️ Hayır. 7589 sayılı Kanun’da genel affa ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
⚖️ Denetimli serbestlik süresi değişti mi?
✍️ Hayır. 12. Yargı Paketi ile denetimli serbestlik süresini değiştiren veya kapsamını genişleten bir düzenleme kabul edilmemiştir.
⚖️ Covid-19 infaz düzenlemesi kabul edildi mi?
✍️ Hayır. Covid-19 dönemindeki infaz uygulamalarına ilişkin yeni bir düzenleme veya bu kapsamdaki eşitsizlik iddialarını gidermeye yönelik bir hüküm, 7589 sayılı Kanun’da yer almamaktadır.
⚖️ 12. Yargı Paketi kimleri etkiliyor?
✍️ 12. Yargı Paketi; hukuk davası açan vatandaşları, avukatları, icra dosyası bulunan kişileri, mirasçıları, noterlik işlemi yapanları, banka hesabını üçüncü kişilere kullandıran kişileri, dolandırıcılık soruşturması geçirenleri, şirketleri, kamu kurumlarını ve hâkim-savcı yardımcılarını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen birçok düzenleme içermektedir.
12. Yargı Paketiyle İlgili İlk Değerlendirmemiz
7589 sayılı Kanun ile 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 12. Yargı Paketi, kamuoyunda uzun süre tartışılan bazı beklentileri karşılamaktan ziyade, yargı sisteminin işleyişini iyileştirmeye yönelik teknik ve yapısal düzenlemelere odaklanmıştır. Kanunun genel yapısı incelendiğinde, ceza infaz sistemini köklü biçimde değiştiren bir reform yerine; uygulamada yaşanan sorunları gidermeyi, yargılamaları hızlandırmayı ve farklı kanunlarda ortaya çıkan ihtiyaçlara çözüm üretmeyi amaçlayan bir yaklaşım benimsendiği görülmektedir.
Kanaatimizce paketin uygulamada en fazla tartışılacak düzenlemesi, Türk Ceza Kanunu’nda banka hesaplarının ve ödeme araçlarının kullandırılması suretiyle dolandırıcılık suçuna iştirake ilişkin getirilen yeni hükümdür. Son yıllarda özellikle internet üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık olaylarının önemli bölümünde üçüncü kişilere ait banka hesaplarının kullanıldığı görülmektedir. Yeni düzenleme, bu kişilerin cezai sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmamakta; ancak suç içindeki rollerinin daha ayrıntılı değerlendirilmesini zorunlu hâle getirmektedir. Bu nedenle önümüzdeki dönemde soruşturma ve kovuşturmalarda, kişinin yalnızca hesabını kullandıran kişi mi yoksa suç organizasyonunun aktif bir parçası mı olduğu yönündeki değerlendirmelerin daha fazla önem kazanacağı söylenebilir.
Bunun yanında, kanuni faiz sisteminin değiştirilmesi de uygulamada en fazla etki doğuracak düzenlemelerden biri olacaktır. Özellikle alacak ve tazminat davalarında faiz hesabı, dava değerini doğrudan etkileyen unsurların başında gelmektedir. Yeni sistemin uygulanmasına ilişkin ilk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay kararları, zaman içerisinde yeni içtihatların oluşmasına neden olabilecektir.
İcra ve İflâs Kanunu’nda yapılan değişikliklerin de özellikle ortaklığın giderilmesi davaları ile elektronik satış uygulamalarında önemli sonuçlar doğurması beklenmektedir. Mirasçılara tanınan öncelikli artırma imkânı, aileye ait taşınmazların üçüncü kişilere satışını tamamen engellemese de, mirasçıların mülkiyet haklarını korumaya yönelik önemli bir adım niteliğindedir. Benzer şekilde elektronik satış sistemine ilişkin yeni kuralların da uygulamada yaşanan bazı tereddütleri azaltması beklenmektedir.
Sonuç olarak 12. Yargı Paketi, kamuoyunda aylarca tartışılan beklentilerin tamamını karşılayan bir düzenleme olmamıştır. Ancak bu durum, paketin önemsiz olduğu anlamına da gelmemektedir. Aksine, özellikle usul hukuku, icra hukuku, noterlik uygulamaları, kanuni faiz sistemi ve ceza muhakemesine ilişkin değişiklikler, uygulamada uzun yıllar etkisini sürdürecek niteliktedir. Önümüzdeki süreçte bu yeni hükümlerin mahkemeler tarafından nasıl yorumlanacağı ve Yargıtay içtihatlarının hangi yönde şekilleneceği, 12. Yargı Paketi’nin gerçek etkisini ortaya koyacak en önemli unsur olacaktır.




