Süresiz Nafaka Nedir? Hukuki Dayanağı ve “Ömür Boyu Nafaka” Tartışmaları

Süresiz Nafaka Nedir? Hukuki Dayanağı ve “Ömür Boyu Nafaka” Tartışmaları

Evlilik birliğinin sona erme yollarından birisi boşanmadır. Boşanma, tarafların anlaşması veya mahkeme kararı sonucu evlilik birliğini bitiren bir hukuki işlemdir. Bunun sonucu olarak evlilik birliği içerisinde geçimlerini birlikte sağlayan eşler kendi geçimlerini sağlamak durumunda kalır. Bu halde evlilik birliği içerisinde çalışmayan kişinin boşanmayla birlikte yoksulluğa düşme tehlikesi oluşur. Bu tehlikeyi engellemek için getirilen hukuki müesseselerden birisi de nafakadır. Nafaka, ekonomik durumu iyi olan eşin diğer eşe her ay düzenli şekilde ödeme yapma yükümlülüğünü ifade eder. Kanunda bununla ilgili bir süre şartı olmadığı için uygulamada süresiz nafaka (ömür boyu nafaka) olarak da bilinmektedir. Bu yazımızda da nafaka kavramını, süresiz nafakayı, nafaka türlerini, şartlarını ve süresiz nafaka hakkında sıkça sorulan soruları inceleyeceğiz.

Nafaka Nedir?

Nafaka, hukuki anlamda boşanma kararıyla birlikte veya boşanma davası devam ederken, boşanma sonrasında yoksulluğa düşmesi beklenecek olan eşe diğer eşin sağlamakla yükümlü olduğu parasal desteği ifade eder. Kanun koyucunun buradaki amacı, boşanmayla birlikte maddi sıkıntı yaşayacak olan eşin bunun olumsuz sonuçlarından etkilenmesini asgari düzeye indirebilmek adına diğer eşin ona maddi destekte bulunmasını sağlamaktır. Nafaka, anlaşmalı boşanmada tarafların anlaşması, çekişmeli boşanma davasında ise nafaka alacaklısı olan kişinin talep etmesi üzerine verilebilir.

Nafaka Türleri

Nafaka, tek tip bir yükümlülük olmayıp hukukumuzda farklı amaç ve koşullara göre düzenlenmiş çeşitli türlere ayrılmaktadır. Yukarıda genel çerçevesini açıkladığımız nafaka kavramı, tarafların durumuna ve nafakanın bağlanma amacına göre farklı nafaka türleri şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Şimdi, Türk hukukunda yer alan nafaka türlerini ayrı ayrı inceleyelim.

Tedbir nafakası: Boşanma davasının devam ettiği süre zarfında, mahkemenin kendiliğinden olayın özelliklerini dikkate alarak tedbir amacıyla hükmettiği bir nafaka türüdür. Söz konusu nafaka, dayanağını Türk Medeni Kanunu’nun 169. Maddesinden almaktadır. Buna göre hakim, dava sırasında eşlerin barınması, geçinmesi, mallarının yönetimi ve varsa çocuklarının bakımı ve korunması için gerekli tedbirleri re’sen (kendiliğinden) alır. Bu nafaka türü, niteliği gereği tedbir mahiyetinde olduğu için boşanma davasına ilişkin karar verilinceye kadar geçerlidir. Ancak dava sonunda hakimin vereceği kararla diğer nafaka türlerinden birine dönüşerek devam edebilir.

İştirak nafakası: Çocukları olan eşlerin boşanmaları halinde, boşanmanın sonucu olarak çocukların velayeti anne veya babaya verilir. Bu durumda, velayet hakkını kaybeden taraf, velayeti alan kişiye çocukların bakımı ve eğitimi gibi zorunlu giderlere katılmak zorundadır. Bunun için ilgili tarafa yükletilen nafaka türüne iştirak nafakası denir. Söz konusu düzenlemenin kaynağı Medeni Kanun’un 327. Maddesinde yer almaktadır. Buna göre çocukların yetişkin olana kadarki tüm masrafları anne ve baba tarafından karşılanmalıdır. Bu nedenle, velayet hakkını kaybeden anne veya baba, diğer eşin çocuklarının bakımına nafaka yoluyla katılmak (iştirak etmek) durumundadır.

Yardım nafakası: Yardım nafakası, boşanmaya bağlı olan nafaka türlerinden farklı bir nafaka türü olup kanun koyucunun Türk aile yapısını da dikkate alarak düzenlediği bir nafaka türüdür. Kaynak İsviçre Medeni Kanununda doğrudan nafaka tabiri kullanılmamakta, aile bireylerinin birbirine destek olma zorunluluğuna yer verilmiştir. Türk Medeni Kanununda ise daha yerleşik bir kavram olarak nafakanın kullanılmasına devam edilmiştir. Kanun’un 364. Maddesi uyarınca herkes, yardımcı olmadığı halde üstsoyunun, altsoyunun ve kardeşlerinin yoksulluğa düşecek olması halinde bu kişilere nafaka ödemekle yükümlüdür. Ancak burada da nafakanın genel şartlarının yine var olması gerekir. Bunlar, nafaka alacaklısının yoksulluğa düşecek olması, nafaka yükümlüsünün maddi durumunun yeterli olması ve taraflar arasında yakın akrabalık ilişkisinin varlığıdır.

Yoksulluk Nafakası

Nafaka ile ilgili genel tanım, Türk Medeni Kanunu’nun 175. Maddesinde yoksulluk nafakası adıyla yapılmaktadır. Bu nedenle genel olarak süresiz nafaka denildiğinde esas kastedilen yoksulluk nafakasıdır. Buna göre, boşanma nedeniyle maddi zorluk yaşaması beklenen tarafın, diğer taraftan süresiz olarak nafaka isteyebilecektir. Ancak kanun burada yoksulluk nafakası için birtakım şartlar da aramaktadır.

Öncelikle nafaka isteyen tarafın boşanmada diğer taraftan daha ağır kusurlu olmaması gerekir. Bir başka ifadeyle, boşanmaya nafaka isteyen eşin sebep olması durumunda nafaka kararı verilemez. Bir diğer şart ise nafaka ödeyecek olan kişinin maddi imkanlarının dikkate alınması gerektiğidir. Nafaka ödeyecek kişinin mali gücünü aşan, aşırı miktarlarda nafaka ödenmesine karar verilemez. Bu nedenle mahkemece nafaka kararı verilecek ise tarafların ekonomik durumları araştırılmalı ve nafaka ödeyecek kişiyi zorluğa düşürmeyecek bir miktar tespit edilmelidir.

Süresiz Nafaka Nedir?

Kanun’un 175. Maddesinde yoksulluk nafakası adıyla tanımlanan nafakanın belirli bir süresi yoktur. Evliliğin süresi ne kadar olursa olsun hükmedilen nafaka süresiz olarak tayin edilir, belirli bir nafaka süresi yoktur. Bu nedenle süresiz nafaka için ömür boyu nafaka tabiri de kullanılmaktadır.

Süresiz Nafaka Nedir?

Medeni Kanun’daki ilgili hükümde de bu durum boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceği şeklinde düzenlenerek hükme bağlanmıştır. Ancak yine de bu durum nafakanın her zaman ve her koşulda, süresiz olarak ödeneceği şeklinde anlaşılmamalıdır. Zira bazı durumlarda nafakanın kaldırılmasına karar verilebilmektedir. Ancak bu şartlar gerçekleşmediyse, nafaka ödeme yükümlülüğü devam edecektir.

Süresiz Nafakanın Şartları

1. Boşanma Sonucu Yoksulluğa Düşme Şartı

Süresiz nafaka için aranan en temel şart, boşanma ile birlikte taraflardan birinin yoksulluğa düşecek olmasıdır. İki tarafın da ekonomik durumunun iyi olduğu ve boşanmanın herhangi bir mali külfet doğurmadığı durumlarda nafaka kararı verilmeyebilmektedir. Bu nedenle, taraflardan birinin boşanma sonrasında maddi zorluklar yaşayacak olması süresiz nafakanın en önemli şartıdır.

2. Nafaka Yükümlüsünün Mali Gücünün Bulunması

Bir diğer husus, nafaka ödeyecek olan eşin maddi durumunun yeterli düzeyde olmasıdır. Nafaka ödeyebilecek gelir seviyesine sahip olan eş, gelir düzeyiyle orantılı olarak diğer eşe hâkimin takdir edeceği tutarda nafaka ödemekle yükümlü olur. Gelir düzeyi düşük olan eş daha az, yüksek olan eş ise daha fazla nafaka ödeyebilecektir. Hâkim, somut davanın özelliklerini dikkate alarak nafaka miktarını re’sen takdir eder.

3. Nafaka Yükümlüsü Açısından Kusur Şartı

Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin son cümlesi uyarınca nafaka ödemesi için nafaka yükümlüsü eşin kusurlu olması şartı aranmaz. Bu hüküm, her iki tarafın da boşanmada kusursuz olduğu hallerde, nafaka ödeyecek eşin kusursuzluğunu ileri sürerek nafaka ödemekten kaçınamayacağı anlamına gelmektedir.
Bununla birlikte, her iki tarafın da kusurlu olduğu ve nafaka talep eden eşin diğer eşe göre daha ağır kusurlu bulunduğu durumlarda nafaka ödenmemesine karar verilebilecektir.

4. Süresiz Nafakanın Sona Ermesi Halleri

Yukarıdaki açıklamalar, nafakanın her durumda süresiz olarak devam edeceği anlamına gelmez. Taraflardan birinin ölümü halinde nafaka kendiliğinden sona erer. Aynı şekilde nafaka alacaklısının evlenmesi halinde de nafaka yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kalkar.
Bunların dışında, nafaka alacaklısının resmi nikâh olmaksızın bir başkasıyla evli gibi birlikte yaşaması, yoksulluğunun sona ermesi veya haysiyetsiz bir yaşam sürmesi hâllerinde de mahkeme kararıyla nafaka yükümlülüğü sona erdirilebilir. Bu nedenle süresiz nafaka, her koşulda ömür boyu nafaka anlamına gelmemektedir.

Süresiz Nafakanın Hukuki Dayanağı

Yoksulluk nafakası, yürürlükteki Medeni Kanun’dan önce yürürlükte bulunan 743 sayılı Medeni Kanun’da da düzenlenmişti. Kanun’un ilk halinde, boşanmayla birlikte yoksulluğa düşecek olan eşin kusurlu değil ise, diğer eş kusursuz dahi olsa maddi gücüyle orantılı olarak bir sene süreyle nafaka ödemek zorundaydı. Daha sonra 12 Mayıs 1988 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 3444 sayılı Kanun ile yoksulluk nafakası süresiz hale getirildi. Erkeğin kadından nafaka isteyebilmesi için kadının maddi gücünün yeterli olması gerektiği de madde hükmüne eklendi. Ancak yeni Medeni Kanun çalışmalarında bu kısım, eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle kanun taslağından çıkarıldı.

Düzenleme DönemiKanun / MaddeYoksulluk Nafakasının SüresiKusur ŞartıCinsiyete İlişkin Hüküm
İlk düzenleme743 sayılı Medeni Kanun m. 144 (ilk hâli)En fazla 1 yılNafaka talep eden eşin kusursuz olması gerekiyorduÖzel bir cinsiyet hükmü yok
1988 değişikliği743 sayılı Medeni Kanun m. 144 (3444 sayılı Kanun ile değişik)SüresizKusur şartı korunmakla birlikte süre sınırı kaldırıldıErkeğin nafaka isteyebilmesi için kadının mali gücünün yeterli olması şartı eklendi
Yeni Medeni Kanun4721 sayılı TMK m. 175SüresizNafaka talep eden eşin diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması yeterliCinsiyete dayalı hüküm kaldırıldı (eşitlik ilkesi)

Anayasa Mahkemesi, süresiz nafakanın Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan bir başvuruyu değerlendirmiş ve söz konusu düzenlemenin Anayasa’ya aykırılık taşımadığına karar vererek başvurunun reddine hükmetmiştir (2012). Kararın gerekçesinde, süresiz nafakanın her halükarda bir eşin diğerine ömür boyu nafaka ödeyeceği anlamına gelmediği, şartları mevcut olduğu sürece yoksulluğa düşen eşin diğeri tarafından desteklenmesinin amaçlandığı, bunun da Anayasa’ya aykırı olmadığına değinildi (bkz: Anayasa Mahkemesi’nin T: 17.05.2012, E: 2011/136, K: 2012/72 sayılı kararı).

Süresiz Nafaka Tartışmaları

Süresiz nafaka, özellikle son dönemlerde yoğun şekilde eleştirilmektedir. Bu eleştiriler, nafaka alacaklısının süresiz nafaka kurumunu kötüye kullanarak nafaka yükümlüsüne kasıtlı biçimde ömür boyu nafaka ödettirdiği ve bu yolla boşandığı eşi cezalandırma amacının güdüldüğü iddiasına dayanmaktadır. Yine son dönemlerde çeşitli basın yayın kaynaklarına yansıyan haberlerde evlilik sürelerinin çok kısaldığı, tarafların salt nafaka alabilmek için boşanma yoluna gittiği şeklinde haberler yapılmaktadır. Aile mahkemelerinin, boşanma davalarının yanı sıra nafaka ile ilgili de birçok davaya baktığı, bu nedenle mahkemelerin iş yükünün arttığı da belirtilmektedir.

Mevcut tartışmaların özünde yatan olgulardan birisi kısa süreli evliliklerle ömür boyu nafaka ödenmek zorunda kalındığı algısıdır. Nafakanın süresiz oluşu nedeniyle eşlerin birbirlerine tahammülünün azaldığı, boşanıp nafaka gibi bir mali destekle yaşamının kalan kısmını geçirme düşüncelerinin yaygınlaştığı, süresiz nafaka düzenlemesinin bu yönüyle evlilik birliğine ve toplumun aile yapısına zarar verdiği eleştirileri yapılmaktadır. Özellikle son dönemde bu konularda yaşanan tartışmaların neticesinde, süresiz nafakaya ilişkin hükümlerin gözden geçirileceği ve yeni bir nafaka kanununun yürürlüğe gireceğine dair iddialar ortaya atılmaya başlandı.

Süresiz Nafaka Kalkacak Mı?

Süresiz nafakanın kaldırılacağına dair Şubat 2026 itibarı ile kesinleşmiş bir kanun tasarısı şu an için bulunmamaktadır. Ancak toplumda mevcut hükümlere yönelik eleştirilerin artması nedeniyle bu konuda bir düzenleme yapılacağına dair iddialar artmış durumdadır. Buna göre nafakanın artık süresiz olmayacağı, evlilik süresiyle orantılı olarak sınırlanacağı ifade edilmektedir. Ancak bununla ilgili kesinleşmiş bir gelişme yoktur. Bu nedenle süresiz nafakanın kalkıp kalkmayacağı netleşmiş değildir.

Yeni nafaka yasası ile özellikle kısa süren evliliklerde süresiz nafaka ödenmesinin önüne geçilmesinin hedeflendiği belirtilmektedir. Buna göre örneğin 2 yıl süren bir evliliğin ardından boşanan eşlerden birinin diğerine uzun yıllar nafaka ödemeyeceği iddia edilmektedir. Ancak buna ilişkin yasalaşmış bir tasarı olmadığı için, nafaka düzenlemesinin ne şekilde gerçekleşeceği şu an itibarıyla bilinememektedir.

👉 Yen nafaka yasası ve nafaka düzenlemesi hakkında detaylar için bkz: https://www.hakanmert.av.tr/suresiz-nafaka-kalkiyor-mu-yeni-nafaka-yasasi/

Süresiz Nafaka Davalarında Boşanma Avukatının Önemi

Süresiz Nafaka Davalarında Boşanma Avukatının Önemi

Süresiz nafaka davaları, yalnızca tarafların gelir durumunun değil; kusur oranı, yoksulluk olgusu, yaşam standardı ve nafakanın ileride sona ermesine etki edebilecek ihtimallerin birlikte değerlendirilmesini gerektiren teknik davalardır. Bu nedenle nafaka talepleri ve itirazları, basit bir maddi hesaplamanın ötesinde hukuki yorum ve ispat stratejisi gerektirir.

Nafaka hesaplama sürecinde, tarafların beyan ettiği gelirler her zaman gerçeği yansıtmayabilir. Deneyimli bir boşanma avukatı, yalnızca resmi gelirlerle yetinilmeyip yaşam standardı, fiili harcamalar, ek gelirler ve sosyal–ekonomik durum araştırmasının kapsamlı şekilde dosyaya yansıtılmasını sağlayarak nafaka hesabının daha adil yapılmasına katkı sunar. Bu yönüyle avukatın rolü, hâkimin takdir yetkisini etkileyebilecek somut verilerin doğru şekilde ortaya konulması ve olası hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.


Süresiz Nafaka Hakkında Sık Sorulan Sorular

⚖️ Nafaka süresi ne kadar?

✍️ Yürürlükte olan Medeni Kanun gereği belirli bir nafaka süresi yoktur. Kanun hükmü bir eşin diğerine “süresiz” olarak nafaka ödemesini düzenlemiş olduğundan, şartları devam ettiği sürece nafaka yükümlüsü eş, diğerine ömür boyu nafaka ödemekle yükümlüdür. Ancak, nafaka alacaklısı eş yeniden evlenir veya eşlerden biri ölürse nafaka kendiliğinden kalkar. Aynı şekilde, nafaka alacaklısının resmi nikah olmasa bile bir başkasıyla fiilen birlikte yaşaması, yoksulluk durumunun sona ermesi veya haysiyetsiz yaşam sürmesi gibi durumların varlığı halinde, mahkeme kararıyla nafaka ödeme yükümlülüğü sona erecektir. Bu nedenle kural olarak nafaka süresizdir ancak ömür boyu değildir.

⚖️ Süresiz nafaka hangi ülkelerde var?

✍️ Birçok ülkede nafaka ödemesine dair düzenlemeler çeşitli kriterler açısından ele alınmaktadır. Bu kriterler, evliliğin süresi, tarafların kusuru, boşanmaya neden olan olaylar olarak özetlenebilir.

Birçok ülkede 5 yıldan kısa süren evlilikler, kısa süreli evlilik olarak kabul edilmekte ve evlilik süresini geçmeyecek şekilde nafaka kararı verilmektedir. 5 ilâ 15 yıl arası süren evliliklerde nafaka süresi, evlilik süresiyle orantılı olarak belirlenirken 15 yılı geçen evliliklerde ise çeşitli şartlar mevcut ise nafaka süresiz olabilmektedir. Bu şartlar, eşin gelirinin olmaması veya çalışamayacak durumda olması gibi şartlardır. Bu durum A.B.D ve İngiltere gibi ülkelerde görülmektedir.

Bunun dışında, Almanya, Fransa, Avusturya, İsviçre gibi Kara Avrupası hukuk sistemlerinde çok nadir olmakla birlikte süresiz nafaka uygulamasına yer verilmekte, genellikle süreli nafakaya hükmedilmektedir.

Diğer ülkelerde ise hukuk sistemleri boşanan eşlerin kendi geçimlerini sağlayabilecek şekilde yeniden düzenlerini kurmalarını teşvik etmekte ve nafaka sürelerini kısıtlı tutmaktadır. Örneğin, İskandinav ülkelerinde evlilik kaç yıllık olursa olsun en fazla 3-4 yıl gibi nafaka süreleri belirlenirken, İslam hukukuna göre yönetilen ülkelerde bu süre kadının iddet süresi ile sınırlanmaktadır.

⚖️ Yoksulluk nafakası süresiz midir?

✍️ Evet, yoksulluk nafakası kural olarak süresizdir. Ancak süresiz nafaka birtakım şartların devam etmesi durumunda geçerlidir. Şartlar ortadan kalktığı takdirde, duruma göre kendiliğinden veya mahkemenin vereceği bir karar ile yoksulluk nafakası sona erer.

⚖️ Nafaka ne kadar süre ödenir?

✍️ Nafakanın ödenme süresi, nafakanın türüne göre değişkenlik gösterir. Tedbir nafakaları, kural olarak mahkemenin nafakaya ilişkin vereceği hükümle birlikte sona erer. Ancak mahkeme, yoksulluk nafakası ve/veya iştirak nafakası kararı verecek olursa, hükmedilen tedbir nafakası kararı bu nafaka türlerinden birine dönüşür. Yani tedbir nafakası, duruma göre yoksulluk ve/veya iştirak nafakası adını alarak devam eder.

İştirak nafakası, çocuklara ebeveynlerinin velayet hak ve sorumluluklarından kaynaklı ödenen bir nafaka türü olduğundan kural olarak velayet hakkı devam ettiği sürece ödenmesi gerekir. Hukukumuzda anne-babaların velayet hakkı, çocuklar ergin (yetişkin) olana kadar devam eder. Çocuklar, 18 yaşına geldiğinde ergin olmaktadır. Bu nedenle iştirak nafakası da çocuklar 18 yaşına gelen kadar devam eder. Ancak çocuk 18 yaşını geçmekle birlikte eğitimine devam ediyorsa, nafaka yükümlüsü anne-babanın kendisinden beklenebilecek ölçüde olması şartıyla, eğitimini tamamlayana kadar nafaka ödeme yükümlülüğü de devam eder.

Yardım nafakası da yoksulluk nafakası ile benzer şartlara tabidir. Ölüm, evlilik, yoksulluk durumundan kurtulma veya haysiyetsiz yaşam gibi durumlarda duruma göre kendiliğinden veya mahkeme kararı ile yoksulluk nafakası uygulaması sona erer.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir