Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması Nasıl Olur? (Vekaletin Kötüye Kullanılması)

Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması Nasıl Olur?

Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Türk Borçlar Kanunu’nun 502. maddesinde düzenlenen vekâlet ilişkisinde vekil, üstlendiği işi vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.

Vekilin vekâlet verenin talimatlarına, iradesine veya haklı menfaatlerine aykırı hareket etmesi ve özellikle vekâlet yetkisini vekâlet vereni zarara uğratacak şekilde kendisinin ya da üçüncü bir kişinin yararına kullanması, somut olayın özelliklerine göre vekâletin kötüye kullanılması niteliğinde olabilir.

Vekalet görevinin kötüye kullanılmasının en yaygın örnekleri şunlardır:

Vekaletin Kötüye Kullanılması
  • Vekilin kendisine verilen temsil veya vekâlet yetkisinin sınırlarını aşması
  • Vekil edenin talimatlarına aykırı hareket edilmesi
  • Vekil edenin yararına aykırı işlemler yapılması
  • Vekil edenin zararına işlemler yapılması
  • Örneğin; vekilin kendisine taşınmaz satışı için verilen yetkiyi vekâlet verenin menfaatlerine açıkça aykırı biçimde kullanması, taşınmazı üçüncü bir kişiyle el ve iş birliği içinde gerçek değerinin çok altında devretmesi, satış bedelini vekâlet verene ödememesi veya vekâlet verenin açık talimatlarına aykırı hareket etmesi, somut olayın özelliklerine göre vekâlet görevinin kötüye kullanılması oluşturabilir.
  • Vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle zarara uğrayan vekâlet veren, somut olayın şartlarına göre vekilden maddi zararının giderilmesini talep edebilir. Manevi tazminat ise ancak bunun için aranan ayrıca hukuki şartların gerçekleşmesi hâlinde gündeme gelebilir. Ayrıca, vekalet sözleşmesi feshedilebilir ve vekilin vekaleti yürütmesi engellenebilir.
  • Uyuşmazlıkların önlenmesi ve vekilin yetki sınırlarının açıkça ortaya konulabilmesi açısından, vekâlet ilişkisinin kapsamının mümkün olduğunca açık ve yazılı şekilde belirlenmesi yararlı olacaktır. Bununla birlikte vekâlet sözleşmesi kural olarak sırf yazılı yapılmadığı için geçersiz hâle gelmez; özel şekle tabi işlemler saklıdır

Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Nasıl Açılır?

Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Vekâlet ilişkisi kapsamında vekile ayrıca üçüncü kişiler nezdinde işlem yapabilmesi için temsil yetkisi de verilebilir. Vekil, kendisine verilen bu yetkiyi iyi niyetle ve özenle kullanmakla yükümlüdür. Vekilin bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi, vekaletin kötüye kullanılması olarak kabul edilir.

Vekilin vekalet görevini kötüye kullanması, taşınmaz alım satımı gibi işlemlerde sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.

Vekilin taşınmazı devretmeye yetkili olması, bu yetkiyi vekâlet verenin zararına ve sadakat borcuna aykırı biçimde kullanabileceği anlamına gelmez. Vekil, satış yetkisini vekâlet verenin menfaatlerine aykırı şekilde kullanmış ve taşınmazı devralan üçüncü kişi de vekâlet görevinin kötüye kullanıldığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, somut olayın şartlarına göre tapu iptal ve tescil davası gündeme gelebilir.

Tapu iptal ve tescil davası, taşınmazın tapu kaydının iptali ve taşınmazın mülkiyetinin vekil edene verilmesini talep eden bir dava türüdür. Bu dava, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.

Tapu iptal ve tescil davaları, hukuki sebebin doğru belirlenmesi, taraf teşkilinin sağlanması ve delillerin usulüne uygun şekilde sunulması bakımından teknik nitelikte davalardır. Bu nedenle hak kaybı yaşanmaması amacıyla bir avukattan hukuki destek alınması yararlı olabilir.

Tapu iptal ve tescil davasında, davanın açılabilmesi için öncelikle vekilin vekalet görevini kötüye kullandığının kanıtlanması gerekir. Bu kanıt, vekil edenin beyanları, tanık ifadeleri, tapu kayıtları gibi belgelerden oluşabilir.

Vekilin vekalet görevini kötüye kullandığının kanıtlanması halinde, mahkeme tapu kaydını iptal ederek taşınmazın mülkiyetini vekil edene verir.

Vekaletin Kötüye Kullanılması Sebebiyle Açılan Tapu İptal ve Tescil Davasında Zamanaşımı Süresi Var Mıdır?

Vekâlet görevinin kötüye kullanılmasına ilişkin değerlendirmede özellikle Türk Borçlar Kanunu’nun vekâletin kapsamını düzenleyen 504. maddesi ile vekilin talimata uygun hareket etme, sadakat ve özen borçlarını düzenleyen 505 ve 506. maddeleri önem taşır. Taşınmazın vekâletin kötüye kullanılması suretiyle üçüncü bir kişiye devredilmesi hâlinde ise Türk Medeni Kanunu’nun dürüstlük ve iyiniyet hükümleri ile tapu siciline güvene ve yolsuz tescile ilişkin hükümleri de somut olay bakımından değerlendirilir.

Vekaleti Kötüye Kullanma Zamanaşımı

Vekaletin kötüye kullanılması nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davaları, yolsuz tescile dayanan davalardandır. Yolsuz tescile dayanan davalar, nitelikleri gereği herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Bu nedenle, vekilin görevini kötüye kullanması nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davası zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Davacı, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını öğrendiği tarihten itibaren herhangi bir süre kısıtlaması olmaksızın dava açabilir.

Ancak, vekaletin kötüye kullanılması nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında, davacının davayı açmak için haklı bir menfaatinin olması gerekir. Örneğin, davacı, tapu kaydında görünen mülkiyet hakkına dayalı olarak bir işlem yapmak istediği halde, vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle bu işlem yapamıyorsa, haklı bir menfaati olduğu kabul edilir.

Vekil ile işlem yapan üçüncü kişinin kötüniyetli olması halinde, tapu iptali ve tescil talebinin kabulü gerekir. Kötüniyet, üçüncü kişinin vekalet görevinin kötüye kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde, işlem yapmaya devam etmesidir.

Vekaletin Kötüye Kullanılması: Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davası

Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davalarına İlişkin Yargıtay Kararları

Yargıtay, vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptali ve tescil davalarında aşağıdaki hususları dikkate almaktadır:

  • Vekâletnamenin ve temsil yetkisinin kapsamı
  • Vekilin vekâlet verenin talimatlarına uyup uymadığı
  • Vekilin sadakat ve özen borcuna uygun davranıp davranmadığı
  • İşlemin vekâlet verenin haklı menfaatlerine aykırı olup olmadığı
  • Satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki ilişki
  • Satış bedelinin vekâlet verene ödenip ödenmediği
  • Vekil ile üçüncü kişi arasındaki ilişki ve olası el ve iş birliği
  • Taşınmazı edinen üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığı

Yargıtay, bu hususları değerlendirerek, vekalet görevinin kötüye kullanılıp kullanılmadığına karar vermektedir.

Örneğin, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2017/4667 E. sayılı kararında, mirasbırakanın vasiyetname ile mirasçılarından birine bir taşınmazın mülkiyetini bıraktığı, ancak mirasbırakanın vefatından sonra bu taşınmazın mirasçıdan biri tarafından üçüncü bir kişiye satıldığı olayda, mirasçıların vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açtıkları belirtilmiştir.

Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir. Yargıtay, kararı onayarak, mirasçıların vekalet görevini kötüye kullandığını ve üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu kabul etmiştir. Bu kararda, Yargıtay, mirasbırakanın vasiyetname ile mirasçılarından birine bir taşınmazın mülkiyetini bıraktığına dikkat çekerek, mirasçının bu taşınmazı üçüncü bir kişiye satmasının vekalet görevinin kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, üçüncü kişinin mirasbırakanın vefatından sonra taşınmazı satın aldığını ve mirasçıların vekalet görevini kötüye kullandığını bilmediğini dikkate alarak, üçüncü kişinin iyiniyetli olduğunu kabul etmiştir.

📌 Vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptali ve tescil davalarında, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığının ve üçüncü kişinin kötü niyetli olup olmadığının kanıtlanması gerekir.

Vekaletin Kapsamı Nasıl Belirlenir?

Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması, Vekaletin kapsamı

Vekalet sözleşmesi, vekilin vekalet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Vekaletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmişse, bu hükümlere göre belirlenir. Ancak sözleşmede vekaletin kapsamı açıkça belirtilmemişse, bu durumda vekalet, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. Vekaletin kapsamı, vekilin vekalet verenin adına yapacağı işlemleri kapsar. Bu işlemler, vekalet verenin iradesini gerçekleştirmeye yönelik her türlü hukuki işlem olabilir. Örneğin, vekalet sözleşmesinde, vekilin bir taşınmazın satışını yapması veya bir sözleşmeyi imzalaması yetkilendirilmişse, vekalet bu işlemleri kapsar.

Vekilin yaptığı işlemin vekâlet veya temsil yetkisinin kapsamı dışında kalması hâlinde, işlemin vekâlet vereni bağlayıp bağlamayacağı yetkisiz temsile ilişkin hükümler çerçevesinde değerlendirilir. Buna karşılık vekilin dış ilişki bakımından temsil yetkisi bulunmasına rağmen bu yetkiyi vekâlet verenle arasındaki iç ilişkiye, talimatlara veya sadakat borcuna aykırı biçimde kullanması, vekâlet görevinin kötüye kullanılması sorununu gündeme getirebilir.

Vekaletin kapsamını belirlerken, aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır

  • Vekalet verenin amacı ve iradesi
  • İşin niteliği
  • Hukukun genel ilkeleri
  • Vekâletname veya vekâlet sözleşmesindeki açık sınırlamalar
  • TBK m.504 uyarınca özel yetki gerektiren işlemler

Vekalet veren, vekalet sözleşmesinde vekilin yetkisini sınırlandırabilir. Örneğin, vekilin sadece belirli bir işlem yapmasına veya belirli bir yerde işlem yapmasına yetki verebilir. Vekaletin kapsamı, vekalet sözleşmesi ile belirlenir. Ancak, sözleşmede vekaletin kapsamı açıkça belirtilmemişse, bu durumda vekalet, görülecek işin niteliğine göre belirlenir.

5 yorum

  1. Tapu iptali ve tescil muvaaza davalarında zaman aşımı var mıdır?Ayrıca vekaletnameyi kotü kullanıldı diye annem 3 .kisi oluyor.18 yıl öncesi için anneme dava açılmış bankalar bile yıllara göre kayıt veriyor neyi nasıl kanıtlarız?

    1. Merhaba Canan Hanım,

      Tapu iptali ve tescil (muvazaa) davalarında belirli bir zaman aşımı süresi yoktur. Ancak aradan uzun yıllar geçmiş olması, olayın kanıtlanmasını zorlaştırabilir. Vekâletnamenin kötüye kullanıldığı iddiasında ise, bunu iddia eden tarafın durumu ispatlaması gerekir. Üçüncü kişi (örneğin anneniz) işlemi iyi niyetle yapmışsa ve vekilin kötü niyetini bilmiyorsa genellikle sorumlu tutulmaz. 18 yıl önceki işlemlerde banka veya tapu kayıtları mahkeme kararıyla araştırılabilir. Burada en önemli unsur, o dönemdeki ödemenin gerçekten yapıldığını ve işlemin gerçek olduğunu gösterebilmektir.

      Daha detaylı bilgi ve danışmanlık için 0 216 451 88 50 veya 0 533 488 63 78 numaralı telefonları arayabilir veya ofisimizi ziyaret edebilirsiniz.

      İyi günler dileriz.

  2. Benim annemin okuması yazması yok kendi yeğenine vekalet vermiş şimdi o vekalet kötüye kullanıp annemi borç altına koymuşlar e-devletten borç gözüküyor annemin üstüne ne yapabilirim. Dava açsak kazanırmıyız hükümsüz sayılırdı vekalet?

    1. Merhaba,
      Vekaletin kötüye kullanılması ve annenizin borçlandırılması durumu, hem vekalet hukukuna hem de borçların geçerliliğine ilişkin ciddi bir hukuki meseledir. Vekaletin kapsamı, usulüne uygun verilmiş olup olmadığı ve yapılan işlemlerin annenize zarar verip vermediği dosya üzerinden incelenmelidir. Bu tür durumlarda dava açmak mümkün olup, vekaletin hükümsüz sayılması veya işlemlerin iptali gibi sonuçlar elde edilebilir; ancak başarı şansı somut belgeler ve delillere bağlıdır.

      Detaylı bilgi ve danışmanlık için 0216 451 8850 veya 0533 488 6378 nolu telefonları arayabilir veya ofisimizi ziyaret edebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir