Evlilik Sözleşmesi (Mal Ayrılığı Rejimi): Evlenmeden Önce ve Evlilik İçinde Nasıl Yapılır, Hangi Hallerde Geçersiz Sayılır?

Evlilik Sözleşmesi (Mal Ayrılığı Rejimi): Evlenmeden Önce ve Evlilik İçinde Nasıl Yapılır, Hangi Hallerde Geçersiz Sayılır?

2002 yılında yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, evliliklerde uygulanacak yasal mal rejimini kökten değiştirdi ve o tarihten bu yana yirmi yılı aşkın bir süredir çiftlere kanunun tanıdığı üç farklı seçimlik mal rejiminden birini tercih etme imkânı tanıyor. 2026 itibarıyla, özellikle önceki bir evlilikten mal varlığı bulunan, kendi işini yürüten veya aile şirketinde payı olan çiftler arasında evlilik sözleşmesi yani mal ayrılığı sözleşmesi yaptırma talebi giderek daha sık gündeme geliyor.

Buna rağmen uygulamada en sık karşılaşılan sorun, sözleşmenin ne zaman yapılabileceği ve hangi şekil şartına uyulmazsa geçersiz sayılacağı konusundaki bilgi eksikliği. Bu yazıda hem evlenmeden önce hem de evlilik süresince mal ayrılığı rejimine nasıl geçilebileceğini, hem de sözleşmeyi baştan geçersiz kılan halleri hukuki muhakemeyle ele alıyoruz.

Yasal Mal Rejimi ile Mal Ayrılığı Rejimi Arasındaki Fark

Kartal’da yaşayan Ayşe ve Kemal evlenmeden önce herhangi bir sözleşme yapmadılar. Bu durumda aralarında kanunun öngördüğü yasal mal rejimi, yani edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olur. Bu rejimde evlilik süresince edinilen mal varlığı, boşanma ya da ölüm halinde belirli kurallara göre eşler arasında paylaştırılır. Miras yoluyla gelen veya kişisel kullanıma özgülenmiş mallar bu paylaşımın dışında kalır.

Mal ayrılığı rejiminde ise mantık tamamen farklı işler. Her eş, evlenmeden önce sahip olduğu malın yanı sıra evlilik süresince kendi adına edindiği malın da tek başına sahibi olmaya devam eder. Taraflardan biri iş kurar, gayrimenkul alır veya şirket payı satın alırsa bu varlık diğer eşle paylaşılmaz. Kanun bu tercihi TMK m.202 uyarınca eşlerin serbest iradesine bırakmış, ancak bu iradenin geçerli sayılabilmesi için belirli bir şekle uyulmasını şart koşmuştur.

Noter masasında mal rejimi sözleşmesi imzalanırken eller
Mal ayrılığı sözleşmesi noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır.

Evlenmeden Önce Mal Ayrılığı Sözleşmesi Nasıl Yapılır?

Nişanlı bir çift düşünelim. Evlilik başvurusundan önce noterliğe giderek mal ayrılığı rejimini seçtiklerini bildirmek istiyorlar. Bunun için önce kimlik belgeleriyle birlikte notere başvurulur, sözleşme metni ya notere hazırlatılır ya da tarafların önceden hazırladığı metin noter tarafından onaylanır. Sözleşmenin her iki tarafça da imzalanması gerekir, taraflardan biri küçük veya kısıtlı ise yasal temsilcisinin de sözleşmeye onay vermesi aranır.

Burada kritik nokta şekil şartı. TMK m.205 mal rejimi sözleşmesinin noterde düzenleme veya onaylama biçiminde yapılmasını zorunlu kılar. Taraflar isterse evlenme başvurusu sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak da bildirebilir, bu durumda ayrıca noterlik işlemine gerek kalmaz. Ancak çiftlerin kendi aralarında hazırlayıp yalnızca imzaladıkları, notere hiç götürülmemiş bir metin, ne kadar ayrıntılı yazılmış olursa olsun mal rejimi sözleşmesi olarak hüküm doğurmaz.

Evlilik Süresince Mal Ayrılığına Geçiş Mümkün mü?

On yıllık evli bir çifti düşünelim. Eşlerden biri kendi adına bir işletme kurmaya karar veriyor ve ticari risk nedeniyle bu işletmenin mal varlığının evlilik birliğinden bağımsız kalmasını istiyor. Kanun bu ihtiyacı da karşılıyor, sözleşme evlenmeden önce yapılabileceği gibi evlilik birliği devam ederken de her zaman yapılabilir.

Ancak burada net bir hukuki duruş almak gerekiyor. Evlilik içinde yapılan mal ayrılığı sözleşmesi, sözleşme tarihinden önce edinilmiş mallar için değil, yalnızca sözleşme tarihinden sonraki dönem için hüküm doğurur. Yani sözleşme geriye değil ileriye etkilidir. Uygulamada bazı çiftler bu sözleşmeyi yalnızca bir alacaklıdan mal kaçırma veya bir icra takibinden kurtulma amacıyla, kriz anında aceleyle yapmaya kalkışıyor. Kanaatimizce bu yaklaşım hem etik hem de hukuki açıdan risklidir, çünkü sözleşme üçüncü kişilerin daha önce doğmuş haklarını ortadan kaldırmaz ve böyle bir amaçla yapıldığı ispatlanırsa muvazaa iddiasıyla karşı karşıya kalınabilir. Doğru yaklaşım, mal ayrılığına geçiş kararını finansal bir kriz doğmadan, tarafların mal varlığı düzenini uzun vadeli planlamak amacıyla almasıdır.

Sözleşmeyi Geçersiz Kılan Haller

Peki bir mal ayrılığı sözleşmesi hangi durumlarda geçersiz sayılır? İlk ve en sık karşılaşılan hal, yukarıda anlatılan şekil şartına uyulmamasıdır. Noter huzurunda düzenlenmeyen veya onaylanmayan bir metin, taraflar kendi aralarında ne kadar anlaşmış olursa olsun geçerli bir mal rejimi sözleşmesi sayılmaz.

İkinci hal ehliyet eksikliğidir. Sözleşmeyi yapan kişinin ayırt etme gücünden yoksun olması ya da kısıtlı olup yasal temsilcisinin onayının alınmamış olması sözleşmeyi sakatlar. Bu noktada, kısıtlılık kararının kapsamı ve bir kısıtlının hangi işlemleri temsilcisi aracılığıyla yapabileceği ayrı bir başlık olarak kısıtlılık (hacir) kararının şartları yazımızda ele alınıyor.

Üçüncü hal ise sözleşmeye kanunun emredici hükümlerine aykırı kayıtlar konulmasıdır. Örneğin taraflar kanunun tanımadığı, uydurdukları bir mal rejimi türünü sözleşmeye yazamaz veya henüz doğmamış bir mirasın paylaşımını önceden kurgulayamaz. Böyle bir kayıt konursa yalnızca o kayıt geçersiz sayılır, sözleşmenin geri kalan kısmı genellikle geçerliliğini korur.

Evde pencere kenarında oturan bir çiftin sırttan silueti
Mal rejimi tercihi, evlilik süresince tarafların mal varlığı düzenini doğrudan etkiler.

Mal Ayrılığı Rejiminin Pratik Sonuçları ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Mal ayrılığı rejimini seçmiş bir çift bile bazı konularda tam bir serbestiye sahip değildir. Örneğin aile konutu üzerindeki tasarruflarda, mülkiyet kime ait olursa olsun diğer eşin rızası aranmaya devam eder. Bu konuyu ve aile konutu şerhinin uygulamadaki etkilerini aile konutu şerhi ve eşin rızası olmadan konutun satılması başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak inceledik.

Sözleşme yapmayı düşünen çiftlere önerimiz şu sırayla ilerlemeleri yönünde. Önce mevcut ve planlanan mal varlığının bir dökümünü çıkarmalı, ardından hangi seçimlik rejimin ihtiyaçlarına uyduğunu değerlendirmeli, son olarak da sözleşmeyi mutlaka noter huzurunda düzenletmeli veya onaylatmalıdırlar. Evlilik süresince koşullar değişirse mal rejimi yeniden gözden geçirilebilir, kanun bu konuda tarafları tek bir tercihe mahkûm etmiyor.

  • Yasal mal rejimi ile mal ayrılığı rejimi arasındaki fark net şekilde anlaşılmalı
  • Sözleşme evlenmeden önce veya evlilik süresince her zaman yapılabilir, ancak geriye değil ileriye etkilidir
  • Şekil şartı olan noterde düzenleme veya onaylama işlemi atlanmamalı
  • Kısıtlı veya ayırt etme gücünden yoksun kişiler için yasal temsilci onayı zorunludur
  • Kanunun emredici hükümlerine aykırı kayıtlar sözleşmeyi kısmen geçersiz kılabilir

Yasal Uyarı

Bu blog içerikleri genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut hukuki sorunlarınız için bir avukata danışmanız önerilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir