Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası (Mirastan Mal Kaçırma)

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası (Mirastan Mal Kaçırma)

Miras hukukunda en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, miras bırakanın sağlığında yaptığı taşınmaz devirlerinin mirasçılar arasında tartışma konusu haline gelmesidir. Özellikle bazı işlemler, dışarıdan bakıldığında satış gibi görünse de gerçekte farklı bir amaç taşıyabilir. Bu tür durumlar çoğu zaman muris muvazaası iddiasıyla gündeme gelir ve mirasçılar arasında ciddi hukuki ihtilaflara yol açar.

Uygulamada “mirastan mal kaçırma” olarak da ifade edilen bu durumlarda, mirasçılar taşınmaz devrinin gerçekte miras haklarını ortadan kaldırmak amacıyla yapıldığını ileri sürebilir. Böyle bir iddia ortaya çıktığında, yapılan işlemin hukuken geçerli olup olmadığı ve tapu kaydının gerçek hak durumunu yansıtıp yansıtmadığı mahkeme tarafından değerlendirilir. İşte bu noktada muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açılması gündeme gelebilir.

Bu dava ile mirasçılar, görünüşte yapılan işlemin gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptal edilmesini ve taşınmazın miras payları oranında yeniden tescil edilmesini talep edebilirler. Ancak her taşınmaz devri mirastan mal kaçırma anlamına gelmez; somut olayın özellikleri, tarafların iradesi ve mevcut deliller birlikte değerlendirilir.

Bu yazıda muris muvazaası iddiasının hangi durumlarda gündeme geldiği, mirastan mal kaçırma iddiasının nasıl değerlendirilmesi gerektiği ve muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası ile ilgili merak edilen temel hukuki konular ayrıntılı şekilde ele alınacaktır. Ayrıca davanın kimler tarafından açılabileceği, muris muvazaası zamanaşımı meselesi, ispat yöntemleri ve dava sürecinde dikkat edilmesi gereken önemli noktalarla birlikte muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasına ilişkin tüm detayları adım adım inceleyebilirsiniz.

Makale İçeriği

Muris Muvazaası Nedir?

Hukuki bir kavram olan muvazaa, taraflar arasında yapılmak istenen bir işlemi başka bir hukuki işlemmiş gibi göstererek gerçek iradelerini saklamalarına verilen isimdir. Çok basit bir örnek verecek olursak, aracını bir arkadaşına vermek isteyen kişinin başkalarının dikkatini çekmemesi için devri bir satış gibi göstermesi muvazaadır. Çünkü aracının devreden kişinin asıl amacı aracı bağışlamak iken bunu satış olarak göstermektedir. Hukuken muvazaalı işlemlerde görünürdeki işlem geçersiz, asıl yapılmak istenen ise şartları mevcut ise geçerlidir. Yani verdiğimiz örnekten yola çıkacak olursak, bağış işlemi geçersiz iken satış işlemi ise şartları mevcutsa geçerli olur.

Muvazaa ikiye ayrılır: mutlak muvazaa (gerçekte hiçbir işlem yoktur, varmış gibi gösterilir) ve nispi muvazaa (gerçek işlem farklı, görünürdeki işlem farklıdır).

Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) ise nispi muvazaanın en yaygın türlerinden biri olup, miras bırakanın mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yaptığı işlemleri ifade eder. Bu işlemler, mirasçılar tarafından dava konusu edilerek geçersiz kılınabilir. Bu durumda muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açılarak taşınmazın miras payları oranında tescili talep edilebilir.

👉 Konuyla ilgili detaylı bilgi için: https://www.hakanmert.av.tr/muris-muvazaasi-nedir/

Muris Muvazaasının Unsurları (Şartları)

Muris muvazaası kanunda açıkça düzenlenmiş bir kurum olmamakla birlikte, Türk Borçlar Kanunu’ndaki muvazaa hükümleri ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde şekillenmiş bir hukuki kavramdır. Bu nedenle uygulamada, muris muvazaasının varlığı belirli unsurların birlikte gerçekleşip gerçekleşmediğine göre değerlendirilir.

Muris muvazaasından söz edilebilmesi için kısaca şu unsurların bulunması gerekir:

• Miras bırakanın gerçek amacının bağış olması
• Yapılan işlemin satış veya benzeri bir sözleşme gibi gösterilmesi
• Mirasçılardan mal kaçırma iradesinin bulunması
• İşleme taraf olan kişinin bu durumu bilmesi

Bu unsurların her biri somut olayın özelliklerine göre birlikte değerlendirilir. Unsurların varlığı halinde, görünürde yapılan işlem muvazaalı kabul edilerek geçersiz sayılabilir. Bu durum muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasına konu edilebilir.

👉 Muris muvazaasının unsurlarına ilişkin daha ayrıntılı açıklamalar için “Muris Muvazaası Nedir?” başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Nedir?

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, miras bırakanın mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yaptığı muvazaalı taşınmaz devirlerinin iptali için açılan bir davadır.

Bu dava kısaca:

  • Mirastan mal kaçırma durumunda açılır
  • Zamanaşımı yoktur
  • Mirasçılar tarafından açılır
  • Taşınmazın tapu kaydı iptal edilerek yeniden tescil edilir

Muris muvazaasının geçerli olduğu durumlarda, diğer mirasçıların murislerinin mirasından malvarlığında eksilme olduğu için mağduriyetleri söz konusu olacaktır. Bu durumdaki mirasçılar, mağduriyetlerinin giderilebilmesi için birtakım hukuki haklara sahiptir. Malvarlığının türüne göre başvurabilecekleri farklı yollar bulunmaktadır.

Uygulamada en çok karşılaşılan hukuki uyuşmazlıklar, ev, arsa, tarla gibi hukuken “taşınmaz” niteliğinde olan malvarlıkları hakkında çıkmaktadır. Özellikle yerel örf-adet gibi nedenlerle, miras bırakan bazı mirasçılarını diğerlerine göre kayırarak onlara daha fazla mal bırakmayı amaçlamakta, bu doğrultuda mirasçılarıyla birlikte sağlığında yaptığı işlemlerle diğer mirasçıların mağduriyetine yol açmaktadır. Taşınmazların malvarlığından çıkarılmasına yönelik muvazaalı işlemlerde, muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açılabilmektedir.

👉 Tapu iptal ve tescil davası hakkında detaylı bilgiler için yazımıza göz atabilirsiniz: https://www.hakanmert.av.tr/tapu-iptal-ve-tescil-davasi/

Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma), muvazaanın diğer türleri gibi kanunda açıkça düzenlenmiş bir muvazaa türü değildir. Ancak Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan muvazaa hükümleri ile Türk Medeni Kanunu’ndaki miras hükümleri kapsamında ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde değerlendirilir. Öğretide yer alan görüşler ve Yargıtay kararları çevresinde şekillenmiştir. Bu nedenle Yargıtay kararları, uyuşmazlıkların çözümünde önemli bir rol oynamaktadır.

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasında amaç, muvazaalı bir şekilde devredilen taşınmazın payları oranında diğer mirasçılar adına da tescil edilmesini sağlayarak mağduriyet yaşayan mirasçıların kaybettikleri haklarının geri kazanılmasını sağlamaktır. Zira taşınmazlar üzerindeki haklar, tapuya tescil edilmedikçe geçerlilik kazanmaz. Bu tescilin yapılabilmesi için de mahkeme kararı gerekmektedir. Bu kapsamda muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açılması zorunlu hale gelir.

Muris muvazaasına ilişkin en temel kararlardan birisi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1 Nisan 1974 tarihli, 1974/1 Esas – 1974/2 Karar sayılı kararıdır. Bu kararla Yargıtay, muris muvazaasının tanımını, şartlarını ve sonuçlarını ilk defa sistematik bir şekilde ortaya koymuştur. Sonrasındaki içtihatlarla da muvazaanın tespitine ilişkin şartlar daha da genişletilmiş ve sistematikleştirilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararına göre;

  • Görünürdeki satış işlemi muvazaa nedeniyle geçersiz sayılır.
  • Gizli bağış da şekle aykırılık nedeniyle geçersizdir.
  • Taşınmaz:
    • Tereke kapsamında değerlendirilir.
    • Miras payları oranında mirasçılar adına tescil edilir

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Ne Zaman Açılır?

Uygulamada en çok sorulan sorulardan biri de muris muvazaasının öğrenilmesi halinde davanın ne zaman açılabileceği hakkındadır. Genellikle muvazaa durumu murisin ölümünden sonra öğrenilse de bazen muris henüz hayattayken de muvazaalı işlem öğrenilebilmektedir. Bu nedenle muris hayattayken dava açılıp açılamayacağı, ölümden sonra dava için belirli bir süre olup olmadığı soruları sıkça sorulmaktadır.

Kısaca söylemek gerekirse; muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açmak için belirli bir süre yoktur. Dolayısıyla bu dava, kural olarak her zaman açılabilir. Ancak şu hususa dikkat etmek gerekir ki, murisin sağlığında bu dava açılamaz. Miras hakkı murisin ölümü ile doğduğu için bu dava miras bırakan hayattayken açılamaz.

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal Davasını Kimler Açabilir?

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası: Kimler Açabilir, kime karşı açılır?

Uygulamada sıkça sorulan sorulardan biri de muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasını kimlerin açabileceğidir. Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasını kural olarak, muvazaalı işlemle hakkı zedelenen mirasçıların açması gerekir. Zira muvazaalı işlemle normal şartlarda miras yoluyla kendisine kalacak bir taşınmaz malvarlığından çıkarılmakta, daha az bir malvarlığı mirasa konu olmaktadır. Dolayısıyla bu davayı, hak kaybı yaşayan mirasçılar açabilir.

Burada mirasçı kavramına kısaca bir göz atmamız gerekir. Hukuken mirasçı sıfatına sahip olabilecek kişiler aşağıda sıralanmıştır. Burada önemli olan husus, mirasçılık sıfatının miras bırakanın ölümüyle birlikte kazanılacağıdır. Murisin sağlığında mirasçı sıfatından bahsedilemez.

Yasal Mirasçılar

Bir kimsenin yasal mirasçıları, o kişinin ailesi ve kan bağı olan diğer hısımlarıdır (akrabalarıdır).  Türk Medeni Kanunu, kişinin evli olup olmadığına, çocukları olup olmadığına göre mirasçıları derecelendirme sistemine göre belirlemiştir. Bu dereceler şunlardır:

  • 1. Derece (altsoyu): Birinci derece mirasçılar, o kişinin altsoyu, yani ondan olma kişilerdir. Bunlar da o kişinin çocuklarıdır. Çocuklar, miras üzerinde eşit pay hakkına sahiptir.
  • 2. Derece (üstsoyu): İkinci derece mirasçılar da o kişiyi dünyaya getiren kişiler ve onların altsoylarıdır. Buna göre de kişinin anne-babası ile diğer çocukları ikinci derece mirasçılardır. Ancak anne ve babanın ikisi de sağ ise, kişinin kardeşleri mirasçı sıfatına sahip olmaz. Anne-babadan biri veya ikisi de ölü ise, bu durumda kardeşlerin de eşit oranda miras hakları olur.
  • 3. Derece (üstsoyun üstsoyu): Üçüncü derece mirasçılar ise mirasçının üstsoyunun da üstsoyunu ifade eder. Yani kişinin büyük anne ve büyük babaları (annesinin anne-babası ile babasının anne-babası) ile onların altsoylarını ifade eder.
  • Sağ kalan eş: Murisin ölümü anında eşi sağ ise, murisin hangi derecede mirasçıları var ise o derecede mirasa katılır. Dereceye göre eşin mirastan alacağı pay değişmektedir. Kalan miktar ise diğer mirasçılara eşit şekilde dağıtılır.
  • Devlet (Hazine): Mirasçının hiçbir derecede sağ mirasçısı yoksa ve eşi de kendisinden önce ölmüşse, bu durumda mirası devlete kalır. Bu durumda devlet, yasal hükümlere göre malvarlığının tasfiyesini gerçekleştirir.

⚠️ Yasal mirasçılıkta dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de reddi miras (mirasın reddi) konusudur. Mirasçı, mirası reddetmişse geçerli bir mirasçı sıfatı yoktur. Bu durumda onun payına düşen miras, mirası reddetmemişlerse, diğer mirasçılarına geçer.

Atanmış Mirasçılar

Atanmış mirasçı, yasal mirasçı sıfatı olmayan ancak murisin vasiyetname düzenleyerek veya miras sözleşmesi yaparak mirasçı olarak belirlediği kişidir. Burada muris, atanmış mirasçıya istediği miktarda miras bırakabilir. Ancak yasal mirasçıların saklı paylarını ihlal edemez. Bu durumda yasal mirasçıların, ihlal edilen saklı paylarına dair miras haklarını geri kazanmak için dava açmaları gerekir. Uygulamada tenkis davası olarak bilinen bu davadan aşağıda da bahsedeceğiz.

Evlatlık ve Altsoyu

Türk Medeni Kanunu, bir kişinin kendi öz soyu ile evlatlığı arasında herhangi bir ayrım yapmamaktadır. Bu nedenle evlatlık da yasal mirasçı gibi birinci dereceden saklı paylı mirasçı olur. Aynı şekilde, varsa evlatlığın altsoyu da evlatlığın ölmüş olması halinde evlat edinen murisin mirası üzerinde hak sahibidir.

Evlatlıkla ilgili dikkat edilmesi gereken tek nokta evlatlığın evlat edinenden önce ölmesi halinde, evlat edinenin evlatlığın mirasçısı olamayacağıdır. Normal şartlarda, anne-babasından önce ölen bir kişinin mirasçısı, altsoyu yoksa anne-babası olabilir. Ancak evlatlık ilişkisinde, evlatlık önce ölürse evlat edinen, evlatlığın mirasçısı olamaz.

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal Davası Kime Karşı Açılır?

Muris muvazaasının varlığı halinde, hakkı ihlal edilen mirasçılar bu davayı açabilir. Peki, bu dava kime karşı açılmalıdır? Kim davalı olarak gösterilmelidir? Şimdi de bu sorunun cevabına bakalım.

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, murisin muvazaalı işlemle taşınmazı devrettiği kişi veya kişilere karşı açılır. Eğer taşınmaz devralan kişiden başkasına geçtiyse, kötü niyetli olan sonraki maliklere karşı da dava yöneltilebilir.

Burada kötü niyet unsuru büyük önem taşımaktadır. Zira taşınmaz, muvazaalı işlemle devralan kişi tarafından bir başkasına satılmışsa ve satın alan kişi, muvazaalı işlemi bilmiyorsa bu durumda iyi niyetli sayılmaktadır. İyi niyetli olmasının doğal sonucu da, Medeni Kanun gereği elde ettiği kazanımın korunmasıdır. Zira Medeni Kanunun 1023. Maddesi gereğince, tapu siciline güven ilkesi gereği iyi niyetle tapu siciline dayanarak bir hak elde eden kişinin elde ettiği bu hak korunacaktır. Bu durumda iyi niyetli kişiye devredilen taşınmazın tescili iptal edilemeyecektir. Bu durumda mirasçılar, ancak taşınmazın bedeli üzerinden maddi tazminat talep edebilir.

Özetleyecek olursak, muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasının davalısı aşağıdakiler olabilir:

  • Murisin hayattayken mal kaçırmak amacıyla taşınmazı devrettiği ilk kişi. Bu kişi murisin mirasçılarından biri olabileceği gibi bir başkası da olabilir.
  • İlk devralan kişi ölmüşse, dava onun mirasçılarına karşı açılır.
  • Taşınmaz devralan kişiden başkasına satılmışsa ve üçüncü kişi de bu muvazaalı işlemi biliyorsa (kötü niyetli ise), dava bu kişilere de yöneltilebilir. İyi niyetli olması halinde, yukarıda verilen TMK 1023. Madde hükmü uyarınca bu kazanımı korunur.

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davası Zamanaşımı

Yukarıda da belirtildiği üzere muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, murisin ölümünden sonra açılmalıdır. Murisin ölümünden sonra ise herhangi bir zamanaşımı süresi yoktur. Ancak işlemin ispatı için elverişli delillerin zaman içerisinde kaybolma ihtimali artacağından, mümkün olan en kısa süre içerisinde açılmasında yarar vardır.

Muris Muvazaası 3. Kişiye Satış Zamanaşımı 

Muvazaalı işlemle devredilen taşınmazın üçüncü kişiye devredilmesi de zamanaşımını etkilemez. Ancak üçüncü kişinin iyi niyetli olması halinde dava tapu iptal ve tescil davası olmaktan çıkarak alacak – tazminat davasına dönüşür. Bu durumda mahkeme, mirasçılar haklıysa, muvazaalı işlemle taşınmazı ilk devralan kişinin veya mirasçılarının taşınmazın bedelini ödemesine karar verebilir.

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Nasıl Açılır?

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Nasıl Açılır?

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Bu davalar, dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Dolayısıyla doğrudan mahkemede dava açılabilir.

Dava açılması için mahkemeye dava dilekçesi verilmesi gerekir. Dilekçe içeriğinde muris muvazaasının ispatlanması gerekmektedir. Bu durumda mahkeme, muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) ispatlandığı takdirde davayı kabul ederek taşınmazın mirasçılar adına tescil edilmesine karar verir.

Dava Dilekçesinin Hazırlanması

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasının en önemli unsurlarından ilki şüphesiz dava dilekçesidir. Dava dilekçesinin usuli şartlara uygun olmasının yanı sıra, muris muvazaasını ispatlamaya elverişli olması gerekir. Dava dilekçesinde mahkemenin adı, taraflar (ve varsa vekilleri), davanın konusu, dava değeri gibi açıklamaların yanı sıra davaya neden olaylar, muris muvazaasının ne şekilde gerçekleştiği gibi hususlar açıklanmalı, buna ilişkin deliller gösterilmeli ve davanın kabulü talep edilmelidir.

Yetkili ve Görevli Mahkeme

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Görev kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen (kendiliğinden) dikkate alınır. Davanın görevsiz mahkemede açılması halinde mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosya görevli mahkemeye gönderilir.

Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Dava, taşınmazın aynına ilişkin olduğundan burada kesin yetki kuralı geçerlidir. Yani tıpkı görevde olduğu gibi yetkide de mahkeme, yargılamanın her aşamasında bu hususu re’sen gözetir. Yetkisiz mahkemede dava açılması halinde mahkemece yetkisizlik kararı verilerek dosya yetkili mahkemeye gönderilir.

Delillerin Sunulması

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasında davacı taraf, davasını ispatlamaya elverişli delillerini sunar. Deliller yönünden belirli bir sınırlama yoktur. Dolayısıyla taraflar, iddialarını ispatlamaya elverişli her türlü delili sunabilir.

Bilirkişi İncelemesi

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasında bilirkişi incelemesi, yargılama açısından en önemli delillerdendir. Bilirkişi incelemesi, davanın hem usulü hem de esası yönünden önem arz etmektedir. Bu kapsamda, bilirkişi incelemesinin bu dava özelinde gerekli olduğu durumlara göz atalım.

  • Usul yönünden: Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası nispi harca tabidir. Bu durumda dava değeri, taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden belirlenir. Bu nedenle bilirkişi, taşınmazın dava tarihindeki değerini hesaplar, mahkeme de bu miktar üzerinden eksik harcın tamamlanmasını sağlar.
  • Esas yönünden: Mirastan mal kaçırma iddiasının ispatı noktasında da bilirkişi değerlendirmesi önemlidir. Bilirkişi, raporunda tarafların sosyo-ekonomik durumlarını değerlendirir, taşınmazın devirden sonraki fiili kullanım durumunu, halihazırda mevcut zilyedin kim olduğu gibi hususları dikkate alır ve muvazaanın olup olmadığı konusunda mahkeme hakiminin dikkate alacağı teknik açıklamaları yapar. Böylece davanın nihai sonucuna ilişkin önemli bir delil oluşturur.

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davasında İspat

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasında ispat yükü, kural olarak davacıya aittir. Bu davada davacı taraf, muris muvazaasının gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür. Bu iddiasını ispatladığı takdirde dava da sübut bulur. Ancak davalı taraf da aksine, muvazaanın bulunmadığını ispatlamakla yükümlüdür. Davalı, muvazaanın bulunmadığını ispatladığı takdirde mahkemece dava kabul edilir.

Bu nedenle, tarafların başvuracağı deliller önem arz etmektedir. Konunun tam anlamıyla ortaya çıkarılması için tüm delillerin dosya kapsamına sunulması, hakimin yapacağı değerlendirme için önemlidir. Bu delillere kısaca bakalım.

Tanık Delili

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası: Muvazaa nasıl anlaşılır?

Miras bırakanın sağlığında yaptığı açıklamalar, taşınmazın devrine ilişkin niyeti ve taraflar arasındaki ilişkiler hakkında tanık anlatımları önemli bir delil niteliği taşır. Tanıklar, miras bırakanın taşınmazı gerçekte bağışlamak istediğini veya mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıdığını ortaya koyabilir. Davalı taraf ise, muvazaalı olduğu iddia edilen işlemin tarafların gerçek iradelerini yansıttığına ilişkin görgüye dayalı bilgileri olan tanıklar dinletebilir.

Yazılı Deliller

Satış sözleşmeleri, ödeme belgeleri, banka kayıtları, taraflar arasındaki yazışmalar veya benzeri belgeler işlemin gerçek niteliğini ortaya koyabilir. Özellikle satış bedelinin gerçekten ödenip ödenmediğine ilişkin banka kayıtları veya makbuzlar önemli bir delil oluşturabilir.

Miras bırakanın gerçek iradesinin tespiti

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasında, muris muvazaasının olup olmadığı konusunda en kritik soru, murisin gerçek iradesinin mirastan mal kaçırma olup olmadığıdır. Bu nedenle murisin asıl amacını tespit etmek önem taşır. Bu noktada dikkate alınabilecek bazı hususlar şunlardır:

  • Taraflar arasındaki ilişkiler: Miras bırakan ile taşınmazı devralan kişi arasındaki akrabalık veya yakınlık ilişkisi de değerlendirmeye alınır. Özellikle miras bırakanın yalnızca belirli bir mirasçıya veya yakın bir kişiye taşınmaz devretmesi, muvazaa iddiasının değerlendirilmesinde dikkate alınan unsurlardan biridir. Ancak yakın ilişki, tek başına muvazaayı ispatlamak için elverişli olamaz.
  • Miras bırakanın mali durumu: Miras bırakanın ekonomik durumu ile yapılan işlemin niteliği arasında uyumsuzluk bulunması da önemlidir. Örneğin ekonomik olarak zor durumda olmayan bir kişinin taşınmazını piyasa değerinin çok altında satması muvazaa şüphesini güçlendirebilir.
  • Taşınmazın gerçek değeri ile satış bedeli arasındaki fark: Taşınmazın piyasa değeri ile sözleşmede gösterilen satış bedeli arasında büyük bir fark bulunması, işlemin gerçekte bağış olabileceğini gösteren önemli bir karine olarak kabul edilir.
  • Taşınmazın fiili kullanım durumu: Taşınmazın devredilmesinden sonra kimin tarafından kullanıldığı, kira gelirinin kime ait olduğu veya taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisinin kimde bulunduğu gibi hususlar da muvazaanın değerlendirilmesinde önem taşır.

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Yargıtay Kararları

“…Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakanın dava konusu taşınmazlardaki payını davalı …’a 20.03.2008 tarihli resmi akit ile tapuda satış suretiyle temlik ettiği, mahkemece davalı tanıkları ve yerel bilirkişi dinlenerek sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.

TMK’nun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nun 190. maddesi gereğince taraflar, iddia ettiği olguların varlığını ispat ile yükümlüdürler. Davacı vekili tarafından 27.02.2012 havale tarihli dilekçe ile tanıkların isimleri bildirildiği halde mahkemece ispat yükü kendisinde olan davacı tanıkları dinlenilmeden sonuca gidilmiştir.

Hal böyle olunca; davacı tanıklarının adreslerine tebligat yapılarak, yöntemince duruşmaya çağırılmaları ve davacının iddiaları doğrultusunda beyanlarının alınması, bu şekilde toplanacak ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek murisin gerçek iradesinin belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.” (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2014/22052 E. 2017/2371 K. sayılı kararı)

“Somut olaya gelince; davalı tarafça murisin dava konusu taşınmaz dışında başkaca taşınmazlarının da bulunduğu ve muris tarafından mirasçılara paylaştırma yapıldığı savunmasında bulunulduğuna göre, mirasbırakanın başkaca taşınmazlarının bulunup bulunmadığı araştırılarak, hangi taşınmazların muris tarafından davacıya verildiği davalılardan sorulmak ve bu taşınmazların tapu kayıtları getirtilmek suretiyle muristen intikal eden taşınmazların belirlenmesi, lüzumu hâlinde dosya kapsamında bildirilen tanıklar yeniden dinlenerek, yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca murisin iradesi tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.” (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2020/2727 E. 2021/3572 K. sayılı kararı)

“Somut olayda, davalı … …’in de beyan ettiği üzere dava konusu taşınmaza komşu parselin maliki olması nedeniyle dava konusu taşınmazın durumunu bilebilecek durumda olduğu, temliklerin hayatın olağan akışına aykırı olarak kısa aralıklarla yapılmış olduğu, satıcı davalı …’ın taşınmazı sattığını iddia ettiği bedel ile alıcı davalı … …’in ödediğini iddia ettiği bedelin uyuşmadığı, davalı … …’in taşınmaz bedelini ödemek amacıyla keşide ettiği iddia edilen çeklerin bankaya iade edilerek iptal edildiği, dolayısıyla bu çeklerin tahsil edilmediği hususları göz ardı edilerek davalı … …’in iyi niyetli olduğunun kabulü doğru değildir.” (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2021/1592 E. 2021/4618 K. sayılı kararı)

“Mirasbırakanın hasta olduğu, davalı ile birlikte yaşadığı, bakıma muhtaç olup temlikin ölünceye kadar bakım amacıyla yapıldığı ve davalının bakım borcunu yerine getirdiği gözetilerek temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olmadığına karar verilmiştir.” (Yargıtay 1. HD, T. 8.4.2014, E. 2013/6615, K. 2014/7309)

“Somut olayda; davalının mirasbırakanın dava konusu taşınmazlarını minnet duygusu ile temlik ettiği savunmasına dayandığı, ne var ki; İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince, satış olarak değerlendirme yapıldığı, bilindiği üzere semenin bir başka ifade ile malın bedelinin mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet ya da emek olabileceği, bakımın da bir semen olduğu, tüm dosya içeriği ve toplanan deliller itibariyle davalı …’in mirasbırakana baktığı sabit olup, mirasbırakanın bakım karşılığı dava konusu taşınmazlarını temlik ettiği, mal kaçırma amacı bulunmadığı, minnet duygusu ile devirlerin yapıldığı sonucuna varılmaktadır. 

Hal böyle olunca; davanın reddine (kararın davalı … tarafından temyiz edildiği gözetilerek) karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir.” (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2023/1 E. 2023/1823 K. Sayılı 28.03.2023 tarihli içtihadı)

”Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; eldeki davanın muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açıldığı ve davalının da kabulünde olduğu üzere çekişme konusu taşınmazın 1/4 payının tapuda satış şeklinde gösterilmiş ise de esasen muris tarafından davalıya bağışlandığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu nedenle asıl çözümlenmesi gereken husus, murisin bu temliki yaparken mirasçılarından mal kaçırma iradesiyle hareket edip etmediğinin belirlenmesidir.

Bu açıdan dosyadaki deliller değerlendirildiğinde ise öncelikle belirtmek gerekir ki, davacı tarafça murisin mirasçılarından mal kaçırmasını gerektirir bir nedeninin varlığı ortaya konulup kanıtlanamadığı gibi dosyada dinlenen bir kısım davacı tanık beyanlarından da temlik tarihinde murisin çocukları ile arasında mal kaçırmasını gerektirir herhangi bir dargınlık olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki murisin mal kaçırma amacını taşıması hâlinde taşınmazın tamamını devretme olanağı varken sadece 1/4 payını devretmiş olması da mal kaçırma amacıyla değil, davalıya bir ev almak yönünde verdiği sözünü yerine getirmek amacıyla hareket ettiğini göstermektedir.

Hâl böyle olunca; miras bırakanın gerçek amaç ve iradesinin mirasçılarından mal kaçırmak olduğu kanıtlanamadığından bu ilave gerekçelerle Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/1-1222 E. 2019/336 K. 21.03.2019 tarihli içtihadı)

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davasında Davanın Reddedilmesi

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasında en önemli husus, muvazaalı işlemin ispatlanmasıdır. Bunun ispatlanamaması halinde mahkeme, davanın reddine karar verecektir. Bu halde, davacının dava masraflarının yanı sıra davalıların avukatları var ise vekalet ücreti gibi külfetlere katlanması gerekecektir. Bu nedenle, davanın ispatlanması davacı açısından önem arz eder.

Muvazaanın İspatlanamaması

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasında mahkeme, önüne gelen davada muvazaalı işlem olup olmadığını dosyadaki bütün delilleri dikkate alarak değerlendirecektir. Eğer mahkeme, sunulan delilleri ve somut olayın özelliklerini muvazaa için yeterli görmezse davayı reddeder. Bu nedenle muvazaanın )mirastan mal kaçırmanın) ispatı konusu, davanın esası için kritik noktadır.

Miras bırakanın bir taşınmazı hakkında yaptığı işlem gizlenmemiş ise muris muvazaasından söz edilemez. Ancak böyle bir durum saklı payları ihlal ediyorsa mirasçılar tarafından tenkis davası açılması mümkün olabilir.

Gerçek Satışın Var Olması

Miras bırakan taşınmazını gerçek piyasa değeri üzerinden satmış ve satış bedeli gerçekten ödenmişse bu işlem muris muvazaası olarak kabul edilmez. Bu durumda yapılan işlem gerçek bir satış sözleşmesi niteliğindedir. Aynı şekilde miras bırakanın, kendisine bakılması karşılığında bir taşınmazı devretmesi ve taraflar arasında gerçek bir bakım ilişkisinin bulunması halinde yapılan işlem muris muvazaası sayılmaz. Bu tür sözleşmeler hukuken geçerli kabul edilir.

Miras bırakanın makul paylaşım yapması

Miras bırakanın mirasçıları arasında denge sağlamak amacıyla yaptığı bazı kazandırmalar da muris muvazaası olarak değerlendirilmez. Örneğin miras bırakanın daha önce bir mirasçıya yaptığı yardımı dengelemek amacıyla başka bir mirasçıya taşınmaz devretmesi bu kapsamda değerlendirilebilir.

Muris Muvazaası Davası ile Tenkis Davası Arasındaki Fark

Uygulamada muris muvazaasına dayanan tapu iptal ve tescil davası ile tenkis davası birbirine karıştırılabilir. Muvazaa nedeniyle yapılan tescilin iptal edilerek mirasçılar adına hisseleri oranında tescil edilmesini sağlayan dava tapu iptal ve tescil davasıdır. Buna karşılık tenkis davası ise saklı payları ihlal edilen mirasçıların, saklı paylarının adlarına tescili sağlanır. Bu şekilde kanunun saklı pay sahibi olarak kabul ettiği mirasçıların bu saklı payları korunur. İki dava arasındaki farkı aşağıdaki tabloda özetleyelim:

Muris Muvazaası DavasıTenkis Davası
Miras bırakanın yaptığı işlem gerçekte bağış niteliğinde olmasına rağmen satış gibi gösterilir (muvazaalı işlem)Miras bırakanın yaptığı işlem gerçektir ancak saklı payları ihlal eder
Miras hakkı zarar gören tüm mirasçılar dava açabilirYalnızca saklı pay sahibi mirasçılar dava açabilir
Amaç, tapu kaydının iptal edilmesi ve taşınmazın miras payı oranında yeniden tescil edilmesidirAmaç, saklı payı aşan kazandırmaların miras payları oranında azaltılmasıdır
Görünürdeki işlem ile gerçek irade arasında çelişki vardırİşlem gerçek ve geçerlidir, sadece saklı pay ihlali söz konusudur
Davada muvazaanın varlığı ispat edilmelidirSaklı payın ihlal edildiğinin hesaplama yoluyla ortaya konulması gerekir
Genellikle tapu iptal ve tescil davası şeklinde açılırTenkis davası olarak açılır ve kazandırmanın belirli kısmı geri alınır

 Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davasının Sonuçları

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, davacı lehine sonuçlandığında, somut olayın özelliklerine göre mahkemenin verebileceği karar değişmektedir. Ancak temelde işlemin muvazaalı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği tespit edilir. Genelde işlemin iptaliyle birlikte taşınmazın davacı adına mirastaki payı oranında tesciline karar verilmekle birlikte, bazı durumlarda taşınmazın bedeli davacıya payı oranında ödenebilir. Bu durum taşınmazın sonradan iyi niyetli üçüncü kişiye satılması halinde ortaya çıkar.

Tapu Kaydının İptali

Davanın en önemli sonucu tapuda yer alan işlemin iptal edilmesidir. Taşınmazın satış gibi bir yolla görünen devrine ilişkin kayıt iptal edilir. Böylece bu işlem hukuken yapılmamış sayılır.

Miras Payı Oranında Tescil

Şartları mevcutsa tapudaki devri iptal edilen taşınmazın davacının mirastaki payına isabet eden hissesi davacı adına tescil edilir. Burada önemli olan husus, davacının bu hakka mirastaki hissesi oranında sahip olmasıdır.

Ecrimisil Talebi

Davacı, davayı kazandıktan sonra muvazaalı işlemin yapıldığı tarihten adına tescil yapılan tarihe kadar kötü niyetli kişilerin elinde bulunan taşınmaz için ecrimisil talebinde bulunabilir. Bu durumda ayrı bir dava açılması gerekmektedir. Ecrimisil alacakları, geriye dönük 5 yıl için geçerli olup dava tarihinden en fazla 5 yıl geriye dönük haksız işgaller için geçerlidir.

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Ne Kadar Sürer

Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, mahkemelerin iş yükü ve davanın açıldığı ile/ilçeye göre değişkenlik gösterebilmektedir. Davanın mahiyeti, taraf teşkilinin sağlanması ve gerekli delillerin toplanabilmesi, özellikle de bilirkişi incelemesi yapılması bazı davalarda tahmin edilenden daha uzun sürebilmektedir. Ancak ortalama olarak ifade etmek gerekirse, bu türde bir dava yaklaşık 2-3 yılda sonuçlanmaktadır.

Mahkemenin vereceği karara karşı istinaf ve dava değerine göre temyiz kanun yollarına başvuru da mümkün olabilmektedir. Bu başvuruların varlığı halinde de kararın kesinleşmesi ve tescil işlemleri bekleyebilmektedir. Bu ihtimallerde de dava süresi yine yaklaşık 2-3 yıl daha uzayabilmektedir.

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Masrafları

Tapu iptal ve tescil davaları, yapıları gereği ortalamanın üstünde masraf yapılmasını gerektiren davalardır. Özellikle çok taraflı davalarda her taraf adına ayrı ayrı tebligat yapılması, kapsamlı dosyalarda bilirkişilerin yapacağı incelemeler yüklü bir masraf çıkarabilmektedir. Karar aşamasına kadar masrafları davacının karşılaması gerekeceğinden bu masraf kalemlerine hazırlıklı olunmasında fayda vardır.

Harç

Bu davalarda dava açılışında peşin yatırılan harçların yanı sıra, taşınmazın bedeli üzerinden yatırılması gereken peşin harç da bulunmaktadır. Karar aşamasına kadar, bu harcın ¼’ünün yatırılması gerekmektedir. Mahkeme, bu harcın yatırılmaması halinde davanın usulden reddine karar verebilir.

Bunun yanında taşınmazda keşif yapılması gerekirse ayrıca keşif harcı yatırılması gerekir. Keşif harcı yıllık olarak yeniden değerleme oranına göre artırılarak belirlenmektedir.

Son olarak mahkemenin verdiği karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulacak ise istinaf/temyiz harçları gündeme gelir. Burada istinaf/temyiz kanun yoluna başvuru harcı ve karar harcı olmak üzere iki çeşit harç vardır. Başvuru harcı maktu olup yıllık olarak yeniden değerleme oranında artar. Karar harcı ise nispi olup dava değeri üzerinden hesaplanacak peşin harcın 1/4’üdür.

Bilirkişi

Davada en çok karşılaşılan masraf kalemlerinden birisi de bilirkişi ücretidir. Bilirkişi, uyuşmazlığın çözümü için hazırlayacağı raporu için harcayacağı emek ve zamanın karşılığında bir ücrete hak kazanır. Bu ücreti mahkeme takdir eder. Davanın mahiyetine ve dosyanın kapsamına göre mahkemenin takdir edeceği ücreti davacının ödemesi gerekir.

Vekalet ücreti

Mahkemenin vereceği karar kimin lehine ise, kendisini vekille takip ettirmişse vekalet ücretine de hükmedilir. Buradaki ücret de nispi olup dava değeri üzerinden yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesaplanır.

Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davası Dilekçe Örneği

T.C. …………….. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE

DAVACI           : (Davacının adı-soyadı, T.C. kimlik numarası ve adresi yazılacak)

VEKİLİ              : (Vekilin adı-soyadı ve adresi)

DAVALI(LAR)   : (Davalının/davalıların adı-soyadı, T.C. kimlik numarası ve adresi yazılacak)

KONU              : …………………………………………….. adresinde bulunan taşınmazın ……………………… adına yapılan tescilinin muris muvazaası nedeniyle iptali ile davacı adına miras hissesi oranında tescili talebinden ibarettir.

HARCA ESAS DEĞER : ……………-TL (yargılama aşamasında bilirkişi raporuyla tespit edilebilecek olup sembolik bir rakam yazılması yeterlidir)

AÇIKLAMALAR :

1- ………… ili, ……………… ilçesi, ………………… mahallesi, ………….. ada ………….. parselde bulunan taşınmaz murisim ……………………. Adına kayıtlı idi.

2- Tapu kayıtlarına göre söz konusu taşınmaz murisim tarafından ……………….. tarihinde ……………………………… adına satış yoluyla devredilmiştir. Ne var ki söz konusu işlem muvazaalıdır. Bu nedenle yapılan işlemin iptali ile taşınmazın mirastaki hisseme isabet eden kısmının adıma tescili gerekir. Şöyle ki;

3- Söz konusu taşınmaz murisim tarafından davalıya gerçek değerinin çok altında satılmıştır. Murisimin mali durumu oldukça iyi idi. Bu nedenle taşınmazı gerçek değerinin çok altında satmasının geçerli ve makul bir nedeni yoktur. Kaldı ki taraflar arasında bir para alışverişi de olmamıştır. Murisimin amacı, mirasından mal kaçırmak ve davalıyı aleyhime fazladan zenginleşmesini sağlamaktır.

4- Davalı, taşınmazın bulunduğu ………… ilinde yaşamamaktadır. Taşınmazı fiilen kullanmamaktadır. Söz konusu taşınmaz diğer mirasçılar tarafından kullanılmaktadır.

5- Davalı taraf, muvazaa iddialarını reddetmektedir. Taşınmazı murisimle anlaşarak satın aldığını, satış bedelinin gerçeği yansıttığını iddia etmektedir. Ne var ki bu durum gerçeği yansıtmamaktadır. Taşınmazda yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesiyle de bu durum sübut bulacaktır.

6- Bu nedenlerle murisin yaptığı işlem muvazaalıdır. Davamın kabulü ile, murisim ………………….’nin yaptığı muvazaalı işlemin iptali ile taşınmazın mirastaki payıma isabet eden hissesinin adıma tescilini talep ediyoruz.

HUKUKİ NEDENLER    : TMK, TBK, Yargıtay içtihatları ve sair yasal mevzuat

DELİLLER                     : Tapu kayıtları, nüfus kayıt örneği, tanık beyanları, keşif, bilirkişi incelemesi, yemin ve sair tüm yasal deliller.

NETİCE-İ TALEP           : Yukarıda izah olunan nedenlerle; davamın kabulü ile murisim ………………….. tarafından …………………. Tarihinde ………… ili, ……………… ilçesi, ………………… mahallesi, ………….. ada ………….. parselde bulunan taşınmazın davalı ……………………….. adına satış ve tesciline ilişkin işlemin iptali ile, taşınmazın mirastaki hissem payına isabet eden kısmının adıma tescilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini Mahkemenizden saygılarımla arz ve talep ederim.

Davacı (Ad-soyad imza)

muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası hukuki destek

📌 Sonuç olarak muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası, miras bırakanın mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yaptığı muvazaalı işlemlerin ortadan kaldırılmasını sağlayan en önemli hukuki yoldur. Bu davada doğru delillerle hareket edilmesi ve sürecin dikkatle yürütülmesi büyük önem taşır.

Muris Muvazaası Davasında Sık Sorulan Sorular

⚖️ Muris muvazaası nedir ve mirastan mal kaçırma ne anlama gelir?

✍️ Muris muvazaası, miras bırakanın mirasçılarından bazılarını miras hakkından mahrum bırakmak amacıyla yaptığı ve gerçekte bağış niteliğinde olan bir işlemi satış ya da benzeri bir sözleşme gibi göstermesi durumudur. Uygulamada bu durum genellikle mirastan mal kaçırma olarak ifade edilir. Böyle bir durumda görünürde yapılan işlem ile murisin gerçek iradesi arasında farklılık bulunur ve mirasçılar bu işlemin muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava açabilir.

⚖️ Muris muvazaası davası muris hayattayken açılabilir mi?

✍️ Hayır. Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası miras bırakan hayattayken açılamaz. Çünkü miras hakkı hukuken murisin ölümü ile doğar. Bu nedenle muris muvazaasına ilişkin dava hakkı ancak miras bırakanın ölümünden sonra mirasçılar tarafından kullanılabilir.

⚖️ Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasını kimler açabilir?

✍️ Miras hakkı ihlal edilen tüm mirasçılar bu davayı açabilir. Davacıların saklı pay sahibi olması şart değildir. Yasal mirasçılar ve atanmış mirasçılar, muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açarak yapılan işlemin geçersizliğini ileri sürebilir ve taşınmazın miras payları oranında tescilini talep edebilir.

⚖️ Muris muvazaası davası kime karşı açılır?

✍️ Bu dava kural olarak taşınmazı muristen devralan kişiye karşı açılır. Eğer taşınmaz daha sonra başka bir kişiye devredilmişse dava son malik olan kişiye yöneltilir. Uyuşmazlığın niteliğine göre davada birden fazla davalı bulunması da mümkündür.

⚖️ Muris muvazaası davasında zamanaşımı var mı?

✍️ Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davalarında zamanaşımı yoktur. Yargıtay içtihatlarına göre bu davalar miras bırakanın ölümünden sonra herhangi bir süreye bağlı olmaksızın açılabilir. Bunun nedeni davanın ayni hakka ilişkin olmasıdır.

⚖️ Muris muvazaası 3. kişiye satış halinde dava açılabilir mi?

✍️ Taşınmazın muristen sonra başka bir kişiye devredilmiş olması her zaman dava açılmasına engel değildir. Eğer taşınmazı devralan kişi muris muvazaasını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa tapu iptal ve tescil talep edilebilir. Ancak taşınmaz iyi niyetli bir üçüncü kişiye geçmişse tapu siciline güven ilkesi gündeme gelir. Bu durumda dava, taşınmazı ilk devralan kişiye karşı taşınmazın bedelinin tahsili olarak devam.

⚖️ Muris muvazaası nasıl ispat edilir?

✍️ Muris muvazaasının ispatı çoğu zaman dolaylı delillerle yapılır. Tanık beyanları, tarafların ekonomik durumları, taşınmazın gerçek değeri ile satış bedeli arasındaki fark, miras bırakanın diğer mirasçılarla ilişkileri ve işlemin yapıldığı koşullar birlikte değerlendirilir. Mahkeme tüm bu olguları dikkate alarak murisin gerçek iradesini tespit eder.

⚖️ Muris muvazaası nedeniyle açılan tapu iptal davası ne kadar sürer?

✍️ Davanın süresi somut olayın özelliklerine göre değişir. Taraf sayısı, delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve bilirkişi incelemesi gibi faktörler süreci etkileyebilir. Uygulamada muris muvazaasına dayalı tapu iptal davaları genellikle birkaç yıl sürebilmekte ve kararın istinaf veya temyiz aşamalarına taşınması halinde süreç daha da uzayabilmektedir.

⚖️ Muris muvazaası davası hangi durumlarda reddedilir?

✍️ Muris muvazaasının varlığı yeterli delillerle ispat edilemezse dava reddedilebilir. Ayrıca yapılan işlemin gerçek bir satış olduğunun ortaya konulması, murisin mirasçılar arasında makul bir paylaşım amacıyla hareket ettiğinin anlaşılması veya davanın yanlış kişilere yöneltilmesi gibi durumlar da davanın reddine yol açabilir.

⚖️ Muris muvazaası davası kazanılırsa tapu tamamen mi iptal edilir?

✍️ Muris muvazaası davası kabul edildiğinde tapu kaydı tamamen iptal edilerek tüm mirasçılar adına tescil yapılmaz. Mahkeme genellikle davacının miras payı oranında tapu iptal ve tescile karar verir. Böylece taşınmaz üzerindeki mülkiyet miras payları doğrultusunda düzeltilmiş olur.

⚖️ Muris muvazaası davası ile tenkis davası arasındaki fark nedir?

✍️ Muris muvazaası davasında miras bırakanın yaptığı işlem gerçekte bağış olduğu halde satış gibi gösterildiği için işlemin muvazaalı olduğu ileri sürülür ve tapu kaydının iptali talep edilir. Tenkis davasında ise yapılan işlem gerçektir ancak saklı payları ihlal ettiği için kazandırmanın belirli kısmının geri alınması istenir. Bu nedenle iki dava türünün hukuki dayanağı ve amacı farklıdır.

⚖️ Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal davası belirsiz alacak olarak açılabilir mi?

✍️ Muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası kural olarak ayni hakka ilişkin davalardır ve belirli bir taşınmazın mülkiyetine yöneliktir. Dava değeri, bilirkişi tarafından yapılacak değerlendirmeyle tespit edilebileceğinden uygulamada genellikle belirsiz alacak davası olarak açılır. Ayrıca davaya ek olarak tazminat veya ecrimisil talep edilmesi halinde de bazı talepler belirsiz alacak davası şeklinde ileri sürülebilir.

⚖️ Muris Muvazaası Zamanaşımı 10 Yıl mı?

✍️ Hukuken bazı işlemler için zamanaşımı süresi vardır. Genel zamanaşımı süresi, birçok kanuna göre 10 yıldır. Bu süre genelde işlemin dayanağı olan husus meydana geldikten sonra işlemeye başlar. Ancak muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasında böyle bir zamanaşımı yoktur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir