Limited şirkette pay devri, esas sermaye payının yazılı bir sözleşmeyle ve noterce onaylanmış imzalarla devredilmesini, çoğu durumda ortaklar genel kurulunun onayını, şirket müdürlerinin pay defterine işlemesini ve son olarak ticaret siciline tescilini gerektiren çok aşamalı bir işlemdir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 2012 yılında yürürlüğe girmesinden bu yana bu aşamaların sırası ve kapsamı büyük ölçüde değişmeden uygulanıyor. Eksik bırakılan bir adım, devri geçersiz kılabiliyor veya devrin üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesini güçleştirebiliyor.
Kartal’da iki ortaklı küçük bir reklam ajansı işleten bir limited şirketini örnek alalım. Ortaklardan Mehmet, payının bir kısmını şirkete hiç ortak olmamış Ayşe’ye satmak istediğinde taraflar genellikle işi karşılıklı imzalanan bir kağıtla bitmiş sanır. Oysa noter onayı ve genel kurul onayı tamamlanmadan devir geçerli olmaz, pay defterine kayıt ve tescil de ihmal edilmemelidir.
Pay Devrinin Hukuki Çerçevesi: TTK m.595 Neyi Düzenliyor?
Limited şirkette esas sermaye payının devrini düzenleyen temel hüküm, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 595. maddesidir. Madde, payın devrinin yazılı şekilde yapılmasını ve tarafların imzalarının noterce onaylanmasını şart koşar. Bu şekil kuralı, pay devri işleminin geçerliliği için aranan asgari zemindir ve taraflar arasındaki anlaşmayla hafifletilemez.
Kanun, limited şirketin bir veya daha fazla ortakla kurulabilmesine imkân tanır. Bu yüzden tek ortaklı bir şirkette dahi payın tamamının başka bir kişiye devredilmesi mümkündür ve bu durumda da aynı şekil ve onay kuralları geçerliliğini korur. Şirket sözleşmesinde devre ilişkin özel bir hüküm bulunmuyorsa kanundaki genel çerçeve esas alınır.
Esas sermaye payı için nama yazılı bir senet çıkarılmış olması, sürecin özünü değiştirmez. Bu senetler kıymetli evrak niteliğinde değildir, yalnızca ortaklık payının varlığını ispat eden bir belge işlevi görür. Dolayısıyla elinde böyle bir senet bulunan bir ortak da payını devrederken pay devri için aranan yazılı şekil ve noter onayı şartından muaf olmaz.
Pay ile Hisse Terimleri Aynı Şey midir?
Günlük dilde “hisse devri” ifadesi hem limited hem anonim şirketler için kullanılsa da kanun bu iki yapıyı ayrı terimlerle anar. Limited şirkette kanundaki doğru ifade esas sermaye payıdır, anonim şirkette ise “pay” veya “pay senedi” terimi kullanılır.
Bu ayrım yalnızca kelime oyunu değildir. Anonim şirkette hisse senedine bağlanmış paylar kıymetli evrak sayılabilir ve ciro yoluyla devredilebilir, limited şirkette ise esas sermaye payı için çıkarılan senet yalnızca ispat aracıdır. Bu yüzden Mehmet’in payını devretmesi, bir anonim şirket hissedarının senedini ciro etmesinden tamamen farklı bir usule, yani noter onaylı yazılı sözleşmeye ve genel kurul onayına tabidir.
Kim Kime Pay Devredebilir?
Şirket sözleşmesinde aksine bir sınırlama yoksa, bir ortak payını başka bir ortağa, şirkete tamamen yabancı üçüncü bir kişiye veya bir aile üyesine devredebilir. Devralanın kimliği kanun açısından tek başına bir engel değildir, önemli olan devrin yazılı şekil, noter onayı ve gerekliyse genel kurul onayı aşamalarının eksiksiz tamamlanmasıdır.
Mehmet’in payını şirkete hiç ortak olmamış Ayşe’ye satması da bu yüzden hukuken mümkündür. Aynı işlemin bir aile üyesine, mesela Mehmet’in kardeşine yapılması durumunda da süreç değişmez, çünkü kanun akrabalık ilişkisine bağlı ayrı bir kolaylık öngörmez.
Mehmet’in ajansındaki örnekte, payın bir kısmını Ayşe’ye satmak istediğini düşünelim. Taraflar arasında kararlaştırılan bedel, ödeme takvimi ve payın miktarı sözleşmede ne kadar ayrıntılı yazılırsa yazılsın, imzalar noter huzurunda onaylanmadan bu metin pay devri sözleşmesi sayılmaz. Bu noktada atlanan tek adım, sürecin tamamını baştan başlatma zorunluluğuna dönüşür.
Mehmet’in payının tamamını değil bir kısmını devretmesi de kanunen mümkündür, ancak kısmi devirde ortaya çıkan her bir esas sermaye payının değeri kanunda öngörülen asgari tutarın ve bu tutarın katlarının altına düşemez. Kanun, esas sermaye paylarının itibari değerinin yirmi beş Türk lirası veya bunun katları olmasını şart koşar. Bu yüzden Mehmet’in Ayşe’ye devredeceği pay miktarı belirlenirken geriye kalan payın da bu kurala uyması gözden kaçırılmamalıdır.

Devrin Şekil Şartı: Yazılı Sözleşme ve Noter Onayı
Pay devri sözleşmesinin yazılı yapılması ve imzaların noterce onaylanması, kanunun aradığı geçerlilik şartıdır, yalnızca ispat kolaylığı sağlayan bir usul değildir. Taraflar sözleşmeyi noter huzurunda düzenleyebilir veya kendileri hazırladıkları metni noterde onaylatabilir, her iki yöntem de kabul edilir.
Noterde onaylanan belgede esas sermaye payının miktarı, devir bedeli ve tarafların kimlik bilgileri eksiksiz yer almalıdır. Noterler uygulamada genellikle şirketin güncel ortaklık yapısını ve esas sözleşmesini talep eder, çünkü devredilecek payın varlığını ve miktarını bu belgelerden teyit eder.
Noter Onayı Olmadan Yapılan Devir Ne Olur?
Adi yazılı bir kağıtla, yani noter onayı olmadan yapılan pay devri anlaşması, taraflar gerçekten anlaşmış olsa bile kural olarak hüküm doğurmaz. Mehmet ile Ayşe arasında yalnızca imzalı bir sözleşme kağıdıyla yapılan devir, ileride taraflardan biri vazgeçtiğinde mahkemede dayanılacak geçerli bir belge olmaktan çıkar.
Bu durumda devralan taraf, ödediği bedeli dahi geri isteme durumunda kalabilir, çünkü hukuken geçerli bir pay devri gerçekleşmemiştir. Pratikte en sık görülen hata, tarafların anlaştıklarına güvenip noter aşamasını sona bırakması ve süreci basit bir kağıtla kapatmaya çalışmasıdır.
Devir Sözleşmesi Elektronik Ortamda Yapılabilir mi?
Taraflar arasında e-posta üzerinden değiş tokuş edilen bir metin veya yalnızca elektronik imzayla imzalanmış bir belge, kanunun aradığı şekil şartını karşılamaz. Noter onayı, fiziken noterliğe başvurularak veya noterin öngördüğü usulle tamamlanması gereken ayrı bir işlemdir.
Mehmet ile Ayşe sözleşme metnini önceden WhatsApp üzerinden kararlaştırıp üzerinde anlaşsa bile, bu yazışma pay devri için yeterli değildir. Taraflar yine de son aşamada noterliğe giderek sözleşmeyi imzalamak veya hazırladıkları metni onaylatmak zorundadır.
Taraflardan biri noter işlemi sırasında bizzat hazır bulunamıyorsa, işlemi bir vekil aracılığıyla da yapabilir. Bu durumda vekâletnamenin noter onaylı olması ve açıkça pay devri işlemini yapma yetkisini içermesi gerekir, genel nitelikte ve bu işlemi özel olarak belirtmeyen bir vekâletname noterler tarafından yeterli görülmez.
Genel Kurul Onayı: Kural ve Reddetme Hakkı
Şirket sözleşmesi aksini öngörmedikçe, noter onaylı pay devri sözleşmesi tek başına devri tamamlamaz. Devrin geçerlilik kazanması için ortaklar genel kurulunun bu devre onay vermesi gerekir. Genel kurulun bu yetkisi, kanunda genel kurulun devredemeyeceği yetkiler arasında özel olarak sayılmıştır.
Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse genel kurul, devri onaylamayı sebep göstermeksizin reddedebilir. Ancak başvurudan itibaren üç ay içinde reddetmezse onay vermiş sayılır (TTK m.595/7). Mehmet, payını Ayşe’ye satışı genel kurula getirdiğinde, diğer ortaklar herhangi bir açıklama yapmaksızın onayı reddedebilir. Bu, azınlık ortağı için hayli caydırıcı bir yetki olsa da kanunun tanıdığı açık bir haktır.
Ek Ödeme veya Yan Edim Yükümlülüğü Varsa
Şirket sözleşmesinde ortaklara ek ödeme veya yan edim yükümlülüğü getirilmişse, genel kurul bu kez şirket sözleşmesinde ayrı bir hüküm bulunmasa da devralanın ödeme gücünün şüpheli görülmesi ve istenen teminatın verilmemesi halinde onayı reddedebilir. Bu kural, mali yükümlülüğü olan şirketlerde devralanın kimliğinin neden bu kadar önemli olduğunu açıklar.
Onay Verilmezse Ortağın Elinde Ne Kalır?
Devir şirket sözleşmesiyle yasaklanmışsa veya genel kurul onay vermemişse, ortağın payını o kişiye satma imkânı ortadan kalkar ama şirketten tamamen çıkma hakkı saklı kalır. Bu konu, haklı sebeple ortaklıktan çıkma başlığı altında ayrıca ele alınan, kendi şartları olan bağımsız bir süreçtir.
Şirket Sözleşmesiyle Getirilen Sınırlamalar: Devir Yasağı ve Ön Alım Hakkı
Kanun, genel kurul onayı dışında şirket sözleşmesiyle payın devrinin tamamen yasaklanmasına da imkân tanır. Böyle bir sözleşme hükmü varsa, genel kurul onayı dahi devri mümkün kılmaz, çünkü devir zaten şirket sözleşmesiyle kapatılmış bir kapıdır.
Uygulamada sık görülen bir diğer sınırlama, diğer ortaklara tanınan ön alım hakkıdır. Mehmet’in şirket sözleşmesinde bu hüküm varsa, payını Ayşe’ye satmadan önce diğer ortağına aynı şartlarla payı önce teklif etmesi gerekebilir. Bu hak kullanılmadan yapılan devir, diğer ortak itiraz ettiğinde ciddi bir hukuki ihtilafa dönüşür.
Bu hükümlerin gözden kaçmasının temel sebebi, şirket sözleşmesinin kuruluş sırasında bir kez imzalanıp bir kenara kaldırılması ve ortakların yıllar sonra kendi sözleşmelerindeki sınırlamaları hatırlamamasıdır. Mehmet’in şirketi beş yıl önce kurulmuşsa, payını devretmeden önce sözleşmenin güncel halini ticaret sicilinden veya şirket kayıtlarından yeniden incelemesi bu yüzden önemlidir.
Pay devrine girişmeden önce şirket sözleşmesinde kontrol edilmesi gereken üç nokta şöyle sıralanabilir.
- Devrin tamamen yasaklanıp yasaklanmadığı
- Diğer ortaklara ön alım hakkı tanınıp tanınmadığı
- Ortaklara ek ödeme veya yan edim yükümlülüğü getirilip getirilmediği (bu yükümlülükler ve ön alım gibi haklar varsa, devir sözleşmesinde de açıkça belirtilmelidir, TTK m.595/1)
Kanuni Geçiş Halleri: Miras, Mal Rejimi ve İcra Yoluyla İntikal
Esas sermaye payının miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla el değiştirmesi, kanunda ayrı ve istisnai bir rejime tabidir. Bu hallerde payla birlikte gelen tüm hak ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın payı iktisap eden kişiye geçer.
Bu istisna, şirketi savunmasız bırakmaz. Şirket, payın kendisine geçtiğini öğrendiği tarihten itibaren üç ay içinde bu kişiyi reddedebilir. Ancak bu hakkı kullanabilmesi için şirketin, payı kendisi, bir ortağı ya da göstereceği üçüncü bir kişi hesabına gerçek değeri üzerinden devralmayı payı iktisap edene önermesi şarttır. Üç ay içinde açık ve yazılı bir reddiye yapılmazsa onay verilmiş sayılır ve red yapılırsa bu red, devrin gerçekleştiği tarihe geriye etkili sonuç doğurur.
Mehmet vefat etseydi ve payı iki çocuğuna miras yoluyla geçseydi, bu geçiş için genel kurul onayına gerek kalmayacaktı. Ancak mirasçılar arasında anlaşmazlık varsa, payın ticaret sicilinde mirasçılar adına tescili güçleşebilir. Bu yüzden mirasçıların önce kendi aralarında payı paylaşıp netleştirmesi, sonraki adımları hızlandırır. Mirasçıların payı daha sonra bir üçüncü kişiye satması ise artık bu istisnaya girmez ve yazılı şekil, noter onayı ve genel kurul onayı gerektiren olağan sürece tabi olur.
Pay Defterine Kayıt: Ortaklık Yapısının Şirket İçinde Güncellenmesi
Genel kurul onayından sonra şirket müdürleri, devri pay defterine işlemekle görevlidir. Pay defteri ortaklık yapısının şirket içindeki kaydıdır (TTK m.594), devir ise genel kurul onayıyla geçerli hâle gelir. Kaydın gecikmesi devrin geçerliliğini etkilemez ama ortaklık haklarının kullanılmasında uygulamada sorun çıkarabilir.
Bu nedenle devrin pay defterine geciktirilmeden işlenmesi önemlidir. Kayıt güncellenmezse, örneğin genel kurul çağrılarının yanlışlıkla hâlâ Mehmet’e gönderilmesi gibi uygulamada karışıklıklar doğabilir.
Ticaret Siciline Tescil: Kurucu mu, Açıklayıcı mı?
Pay devrinin ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi gerekir. Tartışmalı olan, bu tescilin devri doğrudan var eden kurucu bir işlem mi, yoksa zaten tamamlanmış bir devri üçüncü kişilere ilan eden açıklayıcı bir işlem mi olduğudur.
Doktrindeki ve uygulamadaki ağırlıklı görüş, tescilin açıklayıcı nitelikte olduğu yönündedir. Yani devir, yazılı şekil, noter onayı ve genel kurul onayı tamamlandığında zaten geçerli hâle gelmiş olur (TTK m.595/2). Tescil ise devri şirket dışındaki üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale getirir.
Bu görüşü daha isabetli buluyoruz, çünkü kanun tescilden önceki aşamalarda devrin unsurlarını zaten ayrıntılı şekilde düzenlemiştir. Tescili kurucu saymak, aynı devri hem tamamlanmış hem tamamlanmamış kabul etmek gibi bir çelişki yaratır. Yine de ticaret sicili müdürlüğünün tescili geciktirdiği veya reddettiği hallerde devrin üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi fiilen güçleştiğinden, taraflar tescili ihmal edilebilir bir formalite gibi görmemelidir.
Tescil başvurusunu şirket müdürleri yapar ve başvuru sırasında noter onaylı devir sözleşmesi ile genel kurul onay kararı birlikte sunulur. Tescil edilen her devir, ardından Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edilir, böylece şirketle iş yapan üçüncü kişiler güncel ortaklık yapısını bu ilandan takip edebilir.
Müdürler başvuruyu otuz gün içinde yapmazsa, payını devreden ortak, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline kendisi başvurabilir (TTK m.598/2).

Devredenin Sorumluluğu: Şirket Borçları ve Kamu Alacakları Farklı Rejimlere Tabidir
Şirket Borçlarında Sorumluluk Sona Erer
Limited şirket ortağı, kural olarak şirketin borçlarından kişisel malvarlığıyla sorumlu değildir. Ortağın asıl yükümlülüğü, taahhüt ettiği esas sermaye payını ödemek ve şirket sözleşmesinde öngörülmüşse ek ödeme veya yan edim yükümlülüklerini yerine getirmektir.
Mehmet payını devrettiğinde, devir tarihinden sonra şirketin doğacak ticari borçlarından kişisel olarak sorumlu tutulamaz, çünkü bu borçlar zaten şirketin tüzel kişiliğine aittir. Devir öncesinde yerine getirilmemiş bir ek ödeme veya yan edim yükümlülüğü varsa, bu husus genel kurulun devri onaylarken dikkat etmesi gereken ayrı bir noktadır.
Kamu Borçlarında Devreden ve Devralan Müteselsilen Sorumludur
Şirket borçları konusunda ortağın sorumluluğu sınırlıyken, kamu alacakları farklı bir rejime tabidir. 1953 tarihli 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesi, limited şirket ortaklarını şirketten tahsil edilemeyen kamu alacaklarından sermaye hisseleri oranında doğrudan sorumlu tutar.
Pay devri bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Devir öncesine ait kamu alacaklarının ödenmesinden, payı devreden ve payı devralan müteselsilen sorumlu tutulur. Mehmet payını Ayşe’ye devretse bile, devir tarihinden önce doğmuş ve şirketten tahsil edilemeyen bir vergi borcu varsa vergi dairesi hem Mehmet’e hem Ayşe’ye başvurabilir.
Bu nedenle devir öncesinde şirketin vergi dairesi ve sosyal güvenlik kurumu nezdindeki borç durumunun incelenmesi, sadece ticari bir tedbir değil aynı zamanda devredenin ve devralanın kendi kişisel sorumluluğunu sınırlayan bir güvenlik adımıdır.
Ayşe, payı satın almadan önce Mehmet’ten, şirketin vergi dairesi ve SGK’dan alacağı güncel borç durumu yazılarını isteyebilir ve bu belgeyi noter onaylı sözleşmenin ekine koyabilir. Bu tür bir teyit, ileride bir kamu borcu çıkması halinde devralanın kendi araştırmasını yaptığını gösteren somut bir delil olur, sorumluluğu ortadan kaldırmasa da ihtilaf anında tarafların konumunu güçlendirir.
Devir Bedelinin Vergisel Yönü: Gözden Kaçırılmaması Gerekenler
Pay devri bedelinin vergisel sonuçları, devredilen payın edinim tarihine, elde tutma süresine ve devredenin gerçek ya da tüzel kişi olmasına göre değişebilen, kendi başına ayrı bir uzmanlık alanıdır. Bu yazı kapsamında kesin oran veya tutar vermek yerine, sürecin hangi noktada mali müşavir desteği gerektirdiğine değinmek daha doğru olur.
Mehmet’in payını Ayşe’ye satarken belirlediği bedel, sözleşmede ve noter onaylı belgede açıkça yer almalıdır, çünkü bu bedel ileride hem tarafların kendi aralarındaki hem de vergi idaresiyle olan ilişkilerinde başvurulacak temel referans olur. Bedelin gerçek değerden belirgin şekilde düşük gösterilmesi, ileride hem ortaklar arasında hem de olası bir vergi incelemesinde ayrı bir ihtilaf konusu haline gelebilir.
Burada sık karıştırılan bir ayrıma da değinmek gerekir. Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80. maddesinde anonim şirket hisse senetlerinin iki yıldan uzun süre elde tutulduktan sonra satılması hâlinde tanınan istisna, limited şirket esas sermaye payları için geçerli değildir. Limited şirket payları, bu madde uygulamasında menkul kıymet sayılmadığından, Mehmet’in payını kaç yıl elinde tuttuğu bedel üzerindeki vergilendirmeyi değiştirmez.
Bu nedenle limited şirket payının satışından doğan kazanç, elde tutma süresine bakılmaksızın değer artış kazancı olarak değerlendirilir. Güncel istisna tutarı her yıl yeniden belirlendiğinden, Mehmet’in bu satıştan doğacak kazancın ne kadarının beyana konu olacağını güncel tutarları bilen bir mali müşavirle birlikte hesaplaması gerekir.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
Sahada en sık karşılaşılan hata, sürecin noter aşamasıyla bittiğinin düşünülmesidir. Taraflar noterde imza attıktan sonra genel kurul onayını, pay defterine kaydı ve tescili zamana bırakır, bu arada şirket faaliyetini eski ortaklık yapısıyla sürdürür.
İkinci sık hata, şirket sözleşmesindeki devir yasağı veya ön alım hakkı hükümlerinin kontrol edilmeden işleme başlanmasıdır. Üçüncü yaygın hata ise devir bedelinin sözleşmede hiç yazılmaması veya tarafların sözlü anlaşmayla yetinmesidir. Bu durum, ileride bedel konusunda çıkabilecek ihtilaflarda tarafları delilsiz bırakır.
Dördüncü bir hata, şirketin vergi ve kamu borcu durumunun devir öncesinde hiç sorgulanmamasıdır. Mehmet ile Ayşe arasındaki devir noter ve genel kurul aşamalarını sorunsuz geçse bile, şirketin geçmişten gelen bir vergi borcu varsa bu durum devirden aylar sonra her iki tarafın önüne müteselsil sorumluluk olarak çıkabilir.
Sürecin Adım Adım İşleyişi: Örnek Bir Senaryo
Mehmet ile Ayşe’nin örneğinden devam edelim ve sürecin bu şirket için nasıl ilerlediğine bakalım.
- Mehmet ve Ayşe, devredilecek payın miktarını ve bedelini belirleyerek sözleşme taslağını hazırlar.
- Taraflar bu sözleşmeyi noterde imzalar veya kendi hazırladıkları metni noterde onaylatır.
- Noter onaylı sözleşme, onay için şirketin genel kuruluna sunulur.
- Genel kurul devri onaylarsa, karar genel kurul karar defterine yazılır ve devir bu onayla geçerli hâle gelir.
- Şirket müdürleri devri pay defterine işler.
- Devir, ticaret siciline tescil ve ilan edilerek üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale gelir.
Devir, noter onaylı sözleşme ve genel kurul onayıyla geçerli hâle gelir, pay defterine kayıt ve tescil ise devrin şirket içinde ve üçüncü kişilere karşı düzgün yansıması için tamamlanmalıdır. Mehmet’in örneğinde, taraflar noter ve genel kurul aşamasını tamamlasa da pay defterine kayıt ve tescili aylarca geciktirirse, bu süre boyunca Ayşe’nin ortaklık haklarını kullanmasında uygulamada güçlükler çıkabilir.
Bu altı adımın her biri farklı bir tarafın işbirliğine bağlı olduğundan, sürecin toplam süresi şirketin ortaklık yapısına ve genel kurulun ne kadar hızlı toplanabildiğine göre değişir. Tek ortaklı veya az ortaklı şirketlerde genel kurul kararı aynı gün alınabilirken, çok ortaklı şirketlerde toplantı çağrısı ve ortakların bir araya gelmesi süreci uzatabilir.
Sonuç: Pay Devri Öncesinde İzlenmesi Gereken Yol
Limited şirkette pay devrine girişmeden önce atılması gereken ilk adım, şirket sözleşmesinin devir yasağı, ön alım hakkı ve ek ödeme yükümlülüğü hükümlerini içerip içermediğinin kontrol edilmesidir. Bu kontrol yapılmadan noter aşamasına geçilmesi, sonradan geri dönülmesi zor bir sürece girilmesine yol açar.
İkinci adım, devir bedelinin ve ödeme koşullarının noter onaylı sözleşmede ayrıntılı şekilde yazılmasıdır. Üçüncü adım ise genel kurul onayının alınması, pay defterine kaydın yaptırılması ve tescilin geciktirilmeden tamamlanmasıdır. Şirketin güncel vergi ve kamu borcu durumunun devir öncesinde incelenmesi de bu sürecin ayrılmaz bir parçasıdır.
Dördüncü ve genellikle atlanan adım, devir bedelinin vergisel boyutunun devir tamamlanmadan önce bir mali müşavirle netleştirilmesidir. Mehmet’in örneğinde olduğu gibi bu hesaplamanın devirden sonra yapılması, beklenmedik bir vergi yüküyle karşılaşma riskini artırır.
Devirden sonra yeni ortaklık yapısının şirket sözleşmesine, pay defterine ve ticaret sicili kayıtlarına doğru şekilde yansıdığının kontrol edilmesi gerekir.
Yasal Uyarı

