2022 yılının Mayıs ayında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘na eklenen tek bir madde, yıllardır hukuki bir boşlukta kalan bir mağduriyeti bağımsız bir suç haline getirdi. O tarihe kadar yalnızca 6284 sayılı Kanun kapsamında idari bir koruma meselesi olarak ele alınan takip davranışı, artık doğrudan hapis cezasını gerektiren bir fiil haline geldi. Buna rağmen aradan geçen yaklaşık dört yıla karşın, pek çok mağdur bu düzenlemenin varlığından habersiz kalıyor ve şikayet haklarını kullanmakta tereddüt ediyor.
Israrlı takip suçu, TCK m.123/A kapsamında, bir kişiyi fiziken takip ederek veya iletişim araçları, bilişim sistemleri ya da üçüncü kişiler aracılığıyla ısrarla temas kurmaya çalışarak ciddi huzursuzluk ya da güvenlik endişesi yaratan failin altı aydan iki yıla kadar hapisle cezalandırılmasını; mağdurun ise hem bu ceza sürecini başlatabilmesini hem de ayrıca 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma ve iletişim yasağı gibi koruyucu tedbirleri talep edebilmesini ifade eder.
Israrlı Takip Suçu Nedir? TCK 123/A’nın Kanuni Dayanağı
Israrlı takip davranışı, 2022 öncesinde Türk hukukunda garip bir açmaza sahipti. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, “ısrarlı takip” kavramını tanımlıyor ve bu davranışa karşı koruyucu tedbir alınmasına imkân tanıyordu. Ancak Türk Ceza Kanunu’nda bu fiili doğrudan cezalandıran bağımsız bir madde yoktu. Mağdurlar, failin somut bir tehdit suçu veya hakaret suçu işlemediği sürece çoğu zaman yalnızca idari bir tedbirle yetinmek zorunda kalıyordu; bu da ısrarlı takip suçu sayılabilecek davranışların uzun süre cezasız kalmasına yol açıyordu.
Bu boşluk, 27 Mayıs 2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7406 sayılı Kanun ile dolduruldu. TCK’ye eklenen 123/A maddesi, ısrarlı takip suçunu artık kendi başına bir suç tipi olarak düzenliyor. Örneğin eski partnerinin günde onlarca kez konutunun önünden geçtiğini, tanımadığı numaralardan sürekli mesaj aldığını fark eden bir kadın, bu tarihten itibaren yalnızca uzaklaştırma tedbirine değil, doğrudan bir ceza soruşturmasına da başvurabiliyor.
Düzenlemenin gerekçesinde, ısrarlı takip suçunun yalnızca fiziksel bir tehlike değil, mağdurun günlük hayatını, iş ve eğitim hayatını, hatta sosyal ilişkilerini uzun vadede etkileyen psikolojik bir baskı aracı olarak ele alındığı görülür. Bu yaklaşım, maddenin neden hem fiziksel takibi hem de dijital temas biçimlerini aynı suç tipi içinde topladığını açıklar.

TCK m.123 (Huzur ve Sükunu Bozma) ile Karıştırılmaması Gereken Fark
Uygulamada sıkça karıştırılan bir diğer düzenleme, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu düzenleyen TCK m.123’tür. Bu suçta da ısrar unsuru aranır; ancak belirleyici olan, failin sırf mağdurun huzurunu bozmak amacıyla hareket etmesidir (ısrarla telefon etmek, gürültü yapmak gibi). Israrlı takip suçunda ise failin amacı değil, takip veya temas kurma davranışının mağdurda ciddi bir huzursuzluk ya da güvenlik endişesi yaratması esastır. Tek bir tehdit mesajı ise bu iki suçtan hiçbirine değil, kural olarak tehdit suçuna (TCK m.106) ilişkindir. Hangi suçtan şikayetçi olunacağı bu ayrıma göre belirlenir.
Israrlı Takip Suçunun Oluşması İçin Aranan Şartlar
Israrlı takip suçunun oluşması için üç unsurun bir arada bulunması gerekir. İlki, davranışın ısrarla tekrarlanmasıdır. Tek bir hareket bu suçu oluşturmaz; kaç tekrarın yeterli olduğu ise kanunda sayıyla belirlenmemiştir ve aşağıda tartışmalı noktalar başlığında ele alınmıştır.
İkinci unsur, davranışın belirli yöntemlerle gerçekleştirilmesidir. Kanun üç ayrı yöntemi saymıştır: fiziken takip etmek, iletişim araçları veya bilişim sistemleri üzerinden temas kurmaya çalışmak ya da üçüncü kişiler aracılığıyla dolaylı temas kurmaya çalışmak. Bu üç yöntemden herhangi birinin varlığı, ısrarlı takip suçunun maddi unsurunu tamamlar.
Üçüncü ve son unsur ise bu davranışların mağdurda ciddi bir huzursuzluk yaratması veya mağdurun kendisinin ya da yakınlarının güvenliğinden endişe duymasına yol açmasıdır. Örneğin bir üniversite öğrencisinin eski arkadaşından haftada üç kez aynı saatte okul çıkışında karşısına çıkması ve bu durumun öğrencide sürekli tedirginlik yaratması, ısrarlı takip suçunun üç unsurunun birlikte değerlendirilmesine tipik bir örnektir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, ısrarlı takip suçunun soyut bir rahatsızlık hissiyle değil, somut ve gözlemlenebilir bir huzursuzlukla ilişkilendirilmesi gerektiğidir. Mağdurun uyku düzeninin bozulması, güzergah değiştirmesi veya sosyal medya kullanımını kısıtlaması gibi davranış değişiklikleri, bu ciddi huzursuzluğun somut göstergeleri olarak değerlendirilebilir.
Hangi Davranışlar Israrlı Takip Suçu Kapsamına Girer?
Kanun koyucu, ısrarlı takip suçunu tanımlarken tek bir davranış biçimiyle sınırlı kalmamış, failin mağdura ulaşmak için başvurabileceği üç farklı yöntemi ayrı ayrı saymıştır. Bu üçlü ayrım, hem fiziksel dünyada hem de dijital ortamda gerçekleşen takip davranışlarının aynı suç tipi altında değerlendirilmesini mümkün kılar. Aşağıdaki üç başlık, uygulamada en sık karşılaşılan görünüm biçimlerini somutlaştırmaktadır.
Fiziksel Takip ve Konut veya İşyeri Çevresinde Beklemek
Failin mağduru sokakta, iş yerinde, okulda veya sosyal ortamlarda sistematik biçimde izlemesi, konutunun veya iş yerinin önünde beklemesi ısrarlı takip suçu kapsamında değerlendirilir. Tek seferlik bir karşılaşma değil, tekrar eden ve mağdurun gündelik hareketlerini öngörülebilir biçimde takip eden bir davranış örüntüsü aranır. Örneğin bir esnafın, iş yerine her sabah aynı saatte gelen ve camdan içeri bakan bir kişiyi haftalar boyunca fark etmesi, bu yöntem unsurunu karşılayabilecek tipik bir durumdur.
İletişim Araçları ve Bilişim Sistemleri Üzerinden Temas
Engellenmesine rağmen farklı numaralardan arama yapmak, sosyal medyada sahte hesaplarla takip etmek, e-posta veya mesaj yoluyla sürekli temas kurmaya çalışmak da ısrarlı takip suçu kapsamına girer. Bir örnek vermek gerekirse, engellendiği her hesaptan birkaç gün içinde yeni bir profille mağdurun paylaşımlarına yorum yazan bir kişinin davranışı, ısrarlı takip suçunun bilişim sistemleri üzerinden işlenen biçimine örnek teşkil eder.
Üçüncü Kişiler Aracılığıyla Dolaylı Temas
Fail, mağdura doğrudan ulaşamadığında ortak arkadaşlar, aile üyeleri veya iş arkadaşları üzerinden mesaj iletmeye, mağdurun nerede olduğunu sordurmaya ya da onunla görüşme ayarlatmaya çalışabilir. Kanun bu yolu da açıkça saydığından, failin kendisi hiç görünmese bile aracılar üzerinden sürdürülen ısrarlı temas çabası suçun kapsamına girer. Örneğin engellendikten sonra mağdurun kardeşine ve iş yerindeki mesai arkadaşlarına haftalarca “onunla konuşmam lazım” mesajları gönderen kişinin davranışı bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu durumda aracı kişilerin aldığı mesajlar ve tanıklıkları, ısrar unsurunun ispatında doğrudan delil olarak kullanılır.
Nitelikli Haller: Cezanın Ağırlaştığı Durumlar
Kanun koyucu, ısrarlı takip suçunun belirli durumlarda daha ağır bir tehlike oluşturduğunu kabul ederek üç ayrı nitelikli hal öngörmüştür. Bunlardan ilki, suçun çocuğa karşı veya ayrılık kararı verilen ya da boşandığı eşe karşı işlenmesidir. İkincisi, takip davranışının mağduru okulunu, işyerini veya konutunu değiştirmek ya da okulunu veya işini bırakmak zorunda bırakmasıdır. Üçüncüsü ise, fail hakkında zaten uzaklaştırma veya konuta, okula ya da iş yerine yaklaşmama tedbiri bulunmasına rağmen ısrarlı takip suçunun işlenmeye devam etmesidir.
Boşanma sürecindeki bir çiftte, kadının velayetindeki çocuğun okul servisini değiştirmek zorunda kalması ve ailenin başka bir ilçeye taşınması, uygulamada sık karşılaşılan bir nitelikli hal örneğidir. Bu üç durumdan herhangi birinin varlığı, ısrarlı takip suçu için öngörülen cezanın alt ve üst sınırını önemli ölçüde yükseltir.
Tedbir kararına aykırılık iddiasında, tedbir kararının faile tebliğ edildiğini gösteren belge soruşturma dosyasına mutlaka eklenmelidir. Bu belge, failin tedbirden haberdar olduğunu ve davranışını bilerek sürdürdüğünü gösteren en somut kanıttır.
Nitelikli hallerden birden fazlasının aynı anda gerçekleşmesi de uygulamada karşılaşılan bir durumdur. Örneğin boşandığı eşine karşı işlenen ve aynı zamanda mevcut bir uzaklaştırma tedbirine rağmen süren bir ısrarlı takip suçu olayında, mahkeme her iki nitelikli halin birlikte varlığını ayrı ayrı değerlendirir ve bu durum somut ceza belirlenirken dikkate alınabilecek bir ağırlaştırıcı tablo oluşturur. Mağdur avukatının bu noktada, dosyadaki her nitelikli hal unsurunu ayrı başlıklar altında delillendirmesi, savunmanın “tek bir olay” savunmasını zayıflatır.
Temel ve Nitelikli Hallerde Öngörülen Hapis Cezaları
Israrlı takip suçunun temel halinde fail, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Nitelikli hallerden birinin varlığı durumunda ise ceza aralığı bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına çıkar. Aradaki fark yalnızca sayısal değil; kanun koyucu, mağdurun hayatını doğrudan etkileyen veya zaten bir tedbir kararına rağmen devam eden davranışları özellikle caydırmayı amaçlamıştır.

Pratikte bu fark, savcılığın iddianame düzenlerken ve mahkemenin ceza takdir ederken hangi unsurları değerlendirdiğini doğrudan etkiler. Nitelikli hallerin varlığının iddia edilmesi, soruşturma dosyasında bu yöndeki delillerin (tedbir kararının tebliğ belgesi, taşınma kayıtları, okul değişikliği yazışmaları gibi) ayrıca toplanmasını gerektirir.
Mahkemenin somut olayda iki yıl veya daha az hapis cezasına hükmetmesi halinde, diğer şartlar da varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kurumlar gündeme gelebilir. Temel halde üst sınır zaten iki yıl olduğundan bu ihtimal geniştir; nitelikli hallerde ise ceza bir yıldan başlayıp üç yıla kadar çıkabildiğinden, mahkemenin takdir edeceği somut cezaya göre bu imkân daralabilir. Bu nedenle hangi halin uygulanacağı, yalnızca ceza miktarını değil yargılamanın sonraki aşamalarını da etkiler.
Failin daha önce başka bir suçtan kesinleşmiş mahkûmiyeti varsa, tekerrür hükümlerinin ısrarlı takip suçu için belirlenecek cezayı nasıl etkileyeceği de ayrıca değerlendirilir. Mahkeme, somut ceza miktarını belirlerken failin kastının yoğunluğunu, ısrarın süresini ve mağdura verdiği zararın boyutunu da göz önünde bulundurur; bu nedenle iki farklı ısrarlı takip suçu dosyasında benzer olgular bulunsa dahi verilen cezalar birbirinden farklılaşabilir.
Şikayet Şartı: Mağdur Hangi Mercilere Başvurabilir?
Israrlı takip suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Bu, mağdurun kolluk kuvvetlerine veya doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak şikayetini bildirmesi gerektiği anlamına gelir. Şikayet hakkının kullanımı, ceza hukukunun şikayete bağlı suçlara ilişkin genel kurallarına tabidir; bu nedenle mağdurun fiili ve faili öğrendiği andan itibaren gecikmeden başvurması önerilir.
Şikayet süresi, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı aydır. Aylardır süren takip davranışını “belki kendiliğinden biter” düşüncesiyle bekleyen bir mağdur, hem delillerin kaybolması hem de bu sürenin dolması riskiyle karşı karşıya kalır. Ayrıca ısrarlı takip suçu uzlaştırma kapsamında değildir; şikayet üzerine başlayan soruşturma, taraflar arasında uzlaştırma süreci işletilmeden yürütülür.
Şikayet dilekçesinde yalnızca genel bir rahatsızlık ifadesi değil, her bir ısrarlı takip suçu olayının tarihi, yeri ve varsa tanığı ayrı ayrı belirtilmelidir. Bu somutlaştırma, kolluğun ve savcılığın soruşturmayı hızlı ve isabetli biçimde yürütmesine katkı sağlar.
Mağdurun aynı anda birden fazla ısrarlı takip suçu olayını farklı tarihlerde yaşaması halinde, bu olayların kronolojik bir tablo halinde sunulması tavsiye edilir. Böyle bir tablo, hem savcılığın ısrar unsurunu değerlendirmesini kolaylaştırır hem de ileride mahkemenin dosyayı incelerken davranışın süreklilik arz ettiğini hızlıca görmesini sağlar.
Soruşturma Süreci: Kolluk, Savcılık ve Delil Toplama
Şikayet üzerine kolluk, olay yeri incelemesi yapar ve mağdurdan ifade alır. Cumhuriyet savcısı, toplanan delilleri değerlendirerek ısrarlı takip suçu nedeniyle kamu davası açılıp açılmayacağına karar verir. Bu aşamada mağdurun elindeki dijital kayıtların niteliği belirleyicidir; nitekim sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçlarında da benzer şekilde ekran görüntüsü ve mesaj kayıtlarının zamanında ve bütünlüğü bozulmadan sunulması, soruşturmanın seyrini doğrudan etkiler.
Bir iş yerinde, meslektaşının kendisini her gün aynı saatte otobüs durağında beklediğini fark eden bir çalışan düşünelim. Bu kişi, durağın güvenlik kamerası görüntülerinin silinmeden talep edilmesi için savcılığa başvurduğunda, soruşturma makamı görüntüleri ilgili işletmeden resmi yazıyla istemek zorunda kalır. Mağdurun bu talebi geciktirmesi, ısrarlı takip suçuna ilişkin kayıtların silinmesi riskini doğurur.
Soruşturma aşamasında savcılık, gerekli görmesi halinde failin önceki şikayetlerini, varsa sabıka kaydını ve tanık ifadelerini de dosyaya dahil eder. Bu kapsamlı inceleme, ısrarlı takip suçunun yalnızca mağdurun beyanına değil, nesnel delillere dayalı olarak değerlendirilmesini sağlar.
Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermesi halinde, mağdurun bu karara itiraz etme hakkı bulunur. Uygulamada, ısrarlı takip suçu dosyalarında bu itiraz hakkının kullanılması, özellikle ilk incelemede yeterince dikkate alınmamış dijital delillerin yeniden değerlendirilmesini sağlayabilir. Bu nedenle mağdurun, kararın gerekçesini dikkatle incelemesi ve eksik kalan delil taleplerini itiraz dilekçesinde açıkça belirtmesi önerilir.
6284 Sayılı Kanun Kapsamındaki Koruyucu ve Önleyici Tedbirler
Ceza soruşturmasından bağımsız olarak, mağdur 6284 sayılı Kanun kapsamında da koruma talep edebilir. Bu kanun, failin mağdura yaklaşmamasını, iletişim kurmamasını ve gerekiyorsa müşterek konuttan uzaklaştırılmasını sağlayan tedbir kararları öngörür. Talep aile mahkemesine yapılabileceği gibi, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluğa da başvurulabilir; kolluğun aldığı ivedi tedbirler kanunda öngörülen kısa süreler içinde yetkili merciin onayına sunulur.
Tedbir kararları genellikle belirli bir süre için verilir ve gerekli görülmesi halinde uzatılabilir. Tedbire aykırı davranılması, 6284 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri uyarınca ayrı bir yaptırımı (zorlama hapsi) gündeme getirir. Bu yönüyle 6284 sayılı Kanun, ısrarlı takip suçuna ilişkin ceza yargılamasının sonucunu beklemeden hızlı bir koruma mekanizması sunar.
Israrlı Takip Suçu ile 6284 Sayılı Kanun Arasındaki İlişki ve Tercih Meselesi
Meslektaşlar arasında sık tartışılan bir soru, mağdurun yalnızca 6284 tedbiri mi talep etmesi gerektiği yoksa doğrudan ısrarlı takip suçu nedeniyle ceza şikayetinde mi bulunması gerektiğidir. Kanaatimizce bu iki yol birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Tedbir kararı anlık güvenliği sağlar ama faile cezai bir sonuç doğurmaz; ceza şikayeti ise caydırıcılığı sağlar ama sonuçlanması zaman alır.
Bu nedenle tedbir talebi ile ceza şikayetinin eşzamanlı yapılması, mağdur açısından iki mekanizmanın zayıf yönlerini birbirine kapattırır. Bu ikili stratejinin doğru kurgulanması için ceza hukuku alanındaki süreçlerin bütüncül olarak değerlendirilmesi önem taşır.
Delillerin Toplanması ve Değerlendirilmesi
Israrlı takip suçunda en kritik aşamalardan biri delillerin zamanında ve hukuka uygun biçimde toplanmasıdır. Mesaj kayıtları, arama dökümleri, sosyal medya etkileşim geçmişi ve varsa güvenlik kamerası görüntüleri, davranışın ısrarla tekrarlandığını gösteren temel kanıtlardır. Bu konuda mesajlaşma kayıtlarının delil değeri ile ilgili genel ilkeler, ısrarlı takip suçu dosyalarında da büyük ölçüde geçerlidir; özellikle kaydın bütünlüğünün bozulmaması ve zaman damgasının korunması gerekir.
Örneğin bir mağdur, kendisini rahatsız eden mesajların yalnızca birkaçının ekran görüntüsünü alıp telefonundaki orijinal yazışmayı silerse, ileride bu kayıtların gerçekliği tartışmaya açılabilir. Bu nedenle orijinal kayıtların cihazda saklanması, mümkünse noter onaylı tespit yaptırılması tavsiye edilir.
Ayrıca mağdurun kendi aldığı mesaj ve aramaları saklaması kendi iletişim verisi olduğundan herhangi bir hukuka aykırılık oluşturmaz. Ancak failin cihazına veya hesaplarına izinsiz erişerek ısrarlı takip suçuna ilişkin delil toplamaya çalışmak ayrı bir suç oluşturabileceğinden, mağdurun bu tür yöntemlerden kesinlikle kaçınması gerekir.
Tanık beyanları da ısrarlı takip suçu dosyalarında delil değeri yüksek unsurlardandır. Komşular, iş yeri çalışanları veya ortak arkadaşlar, failin mağduru belirli saatlerde beklediğini veya takip ettiğini doğrudan gözlemlemiş olabilir. Bu tanıkların isim ve iletişim bilgilerinin şikayet dilekçesinde belirtilmesi, soruşturma makamının ifadelerini zamanında almasını kolaylaştırır ve davranışın tesadüfi olmadığını güçlendiren bağımsız bir kanıt kaynağı sunar.
Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Yargılama Süreci
Israrlı takip suçu, öngörülen ceza üst sınırı dikkate alındığında ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmez; yargılama asliye ceza mahkemesinde yürütülür. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir. İddianamenin kabulünden sonra duruşmalar başlar; mağdur bu süreçte katılan sıfatıyla yer alabilir ve varsa maddi-manevi zarar taleplerini de dile getirebilir.
Yargılama sürecinde, ısrarlı takip suçunun tüm unsurlarının (ısrar, yöntem, ciddi huzursuzluk) ayrı ayrı ispatlanması gerekir. Bir mahkeme, yalnızca failin mağdurla aynı mekânlarda bulunduğunu değil, bu bulunmanın tesadüfi olmadığını ve mağdurda somut bir güvenlik endişesi yarattığını da değerlendirmek durumundadır.
Mahkemenin verdiği karara karşı hem sanık hem de katılan sıfatıyla yer alan mağdur istinaf yoluna başvurabilir. Israrlı takip suçu için öngörülen cezalar beş yılın altında kaldığından, bölge adliye mahkemesinin bu cezalara ilişkin kararları kural olarak kesindir (CMK m.286/2-a); dolayısıyla dosyanın ilk derece ve istinaf aşamasında eksiksiz delillendirilmesi belirleyicidir.
Uygulamada Tartışmalı Noktalar: Israr Unsurunun İspatı
Israrlı takip suçunun uygulamada en zorlu yönü, “ısrar” ve “ciddi huzursuzluk” kavramlarının somut olayda nasıl değerlendirileceğidir. Bazı meslektaşlar, iki veya üç kez tekrarlanan bir davranışın dahi ısrarlı takip suçu için yeterli sayılabileceğini savunurken, bazıları daha uzun süreli ve yoğun bir örüntü aranması gerektiğini düşünmektedir. Kanaatimizce, kanunun amacı mağduru erken aşamada koruma altına almak olduğundan, davranışın tekrar sıklığından çok mağdurda yarattığı somut güvenlik endişesinin ispatına odaklanılması daha isabetli bir yaklaşımdır.
Bu yaklaşım, mağdurun yalnızca “kaç kez takip edildiğini” değil, bu takip nedeniyle günlük rutinlerinde yaptığı somut değişiklikleri (farklı güzergah kullanmak, telefon numarasını değiştirmek, sosyal medya hesaplarını kapatmak gibi) de delil olarak sunmasının önemini artırır. Böyle bir strateji, hem savcılığın hem de mahkemenin ısrarlı takip suçundaki ciddi huzursuzluk unsurunu daha somut verilerle değerlendirmesini sağlar.
Bir diğer tartışmalı nokta, failin “niyetinin” ispatı meselesidir. Bazı savunmalar, davranışın masum bir tesadüf olduğunu ileri sürebilir. Bu durumda mağdurun sunduğu kronolojik kayıtlar, davranışın tesadüfi değil sistematik olduğunu göstermesi bakımından belirleyici rol oynar.
Dijital takip yazılımlarının (konum paylaşım uygulamaları, cihaz izleme yazılımları gibi) rızaya aykırı biçimde kurulması da uygulamada giderek daha sık karşılaşılan bir ısrarlı takip suçu biçimidir. Failin, mağdurun bilgisi ve rızası olmadan telefonuna konum takip uygulaması yüklemesi, bilişim sistemleri üzerinden işlenen bir ısrarlı takip suçu olarak değerlendirilebilir ve bu tür dosyalarda cihazın teknik incelemesi büyük önem taşır. Mağdurun, şüphelendiği cihazı uzman bir teknik servise veya adli bilişim incelemesine götürmesi, bu tür gizli izleme yazılımlarının tespiti açısından belirleyici olabilir.
Sonuç: Mağdur İçin İzlenecek Pratik Yol
Israrlı takip suçuyla karşılaşan bir kişinin izleyebileceği yol, belirli bir sıra gözetildiğinde daha etkili sonuç verir. Öncelikle, davranışın her tekrarı tarih ve saatiyle not edilmeli; mesaj, arama ve varsa görüntü kayıtları orijinal haliyle saklanmalıdır. Ardından, gecikmeden hem kolluk veya Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet başvurusu yapılmalı hem de güvenlik ihtiyacı varsa 6284 sayılı Kanun kapsamında tedbir talebinde bulunulmalıdır.
Pratik bir kontrol listesi oluşturmak isteyen bir mağdur için özetle şu sıralama izlenebilir: davranışın tarih ve saatiyle kaydı, mesaj ve arama kayıtlarının orijinal haliyle saklanması, varsa tanıkların iletişim bilgilerinin not edilmesi, gecikmeden şikayet başvurusu ve gerekiyorsa paralel olarak 6284 tedbir talebi. Bu adımların her biri, ısrarlı takip suçu dosyasının hem soruşturma hem de yargılama aşamasında sağlam bir zemine oturmasını sağlar.
Yasal Uyarı
Son güncelleme: Ekim 2026


