2002 yılından bu yana yürürlükte olan Türk Medeni Kanunu’nun 669 ila 675 inci maddeleri arasında düzenlenen mirasta denkleştirme kurumu, 2026 itibarıyla miras paylaşımı uyuşmazlıklarının en sık gündeme gelen başlıklarından biri haline gelmiştir. Mirasçıların çoğu, mirasbırakanın sağlığında yaptığı kazandırmaların miras payına mahsup edilebileceğini bilmeden mirasın paylaşılması sürecine girer. Oysa kanun koyucu, mirasçılar arasındaki eşitliği korumak için bu konuda özel bir düzenleme öngörmüştür.
Mirasta Denkleştirme Nedir, Neden Gündeme Gelir?
Bir aile düşünelim. Baba, oğluna işyeri kurması için sağlığında önemli bir sermaye devretmiş olsun. Yıllar sonra miras açıldığında bu devirden habersiz veya bunu adil bulmayan diğer çocuklar, mirasın paylaşılmasında bu kazandırmanın hesaba katılmasını talep edebilir. İşte denkleştirme, tam olarak bu ihtiyaca cevap veren bir kurumdur. TMK m.669 uyarınca yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları birbirlerine karşı denkleştirmekle yükümlüdür.
Burada kritik nokta şudur. Denkleştirme, mirasbırakanın vasiyetnamesi veya ölüme bağlı bir tasarrufuyla değil, sağlığındayken yaptığı bir kazandırmayla ilgilidir. Bu yüzden çoğu zaman diğer mirasçılar, kazandırmadan miras açıldıktan sonra haberdar olur ve süreç bu noktada tartışmalı hale gelir.
Denkleştirmeye Tabi Sağlararası Kazandırmalar Hangileridir?
Kanun, her kazandırmayı denkleştirme kapsamına almaz. Ayşe Hanım’ın üç çocuğundan birine düğün masraflarının çok üzerinde bir çeyiz verdiğini, diğerine ise bir taşınmazın tapusunu devrettiğini varsayalım. Bu örnekte taşınmaz devri tipik bir denkleştirme konusudur. Çeyiz ve kuruluş sermayesi vermek, bir mal varlığını devretmek veya bir mirasçıyı borçtan kurtarmak gibi karşılıksız kazandırmalar, mirasbırakan aksini açıkça belirtmedikçe denkleştirmeye tabi kabul edilir.
Buna karşılık, mirasbırakanın olağan hediyeleri ve evlenme sırasında yapılan alışılmış harcamaları denkleştirme kapsamı dışında tutulmuştur. Bir başka deyişle, her doğum günü hediyesi veya küçük bir yardım, miras payından düşülecek bir kazandırma sayılmaz. Ayırt edici ölçüt, kazandırmanın miras payına mahsuben yapılıp yapılmadığıdır.

Altsoy ile Diğer Mirasçılar Arasında Neden Fark Var?
TMK m.669’un iki fıkrası, mirasçılar arasında önemli bir ayrım yapar. Mirasbırakanın altsoyuna yaptığı kazandırmalar kanun gereği doğrudan denkleştirmeye tabidir. Burada altsoydan kasıt yalnızca çocuklar değil, torunlar dahil tüm birinci zümre mirasçılardır. Buna karşılık mirasbırakanın eşine, kardeşlerine veya ikinci ve üçüncü zümredeki mirasçılarına yaptığı kazandırmalar, mirasbırakan aksini açıkça emretmedikçe kural olarak denkleştirmeye tabi değildir.
Örneğin mirasbırakan sağ kalan eşine bir kazandırma yapmışsa ve bunu denkleştirmeye tabi tutmak istediğini herhangi bir şekilde belirtmemişse, diğer mirasçılar bu kazandırmayı denkleştirme yoluyla geri isteyemez. Bu ayrım, uygulamada en çok gözden kaçırılan noktalardan biridir. Hangi mirasçı grubuna hangi kuralın uygulandığı, davanın seyrini doğrudan belirler.
Denkleştirme Nasıl Uygulanır: Aynen İade mi, Değer İadesi mi?
Denkleştirme yükümlülüğü her zaman kazandırılan malın aynen geri verilmesi şeklinde işlemez. Bir taşınmazın kazandırmadan sonra satılmış veya elden çıkarılmış olduğu durumda, mirasçı artık elinde bulunmayan malı iade edemez. Bu gibi hallerde denkleştirme, kazandırmanın değerinin miras ortaklığına geri verilmesi veya ilgili mirasçının payına mahsup edilmesi yoluyla gerçekleştirilir.

Değerleme yapılırken kazandırmanın niteliği, mirasbırakanın iradesi ve mirasçılar arasındaki diğer kazandırmalar birlikte değerlendirilir. Bu nedenle denkleştirme davaları, salt bir hesaplama meselesi değil, somut olayın bütününe bakılarak çözülmesi gereken bir uyuşmazlık türüdür.
Mahsup yöntemi tercih edildiğinde işlem daha basittir. Kazandırmayı almış olan mirasçının payından, kazandırmanın güncel değeri düşülür ve geri kalan miktar üzerinden paylaşım yapılır. Ancak kazandırmanın değeri, miras payının tamamını aşıyorsa mirasçı aradaki farkı nakden ödemekle yükümlü tutulabilir, bu da uygulamada en çok itiraza konu olan noktalardan biridir.
Denkleştirme mi, Tenkis mi? Hangi Yol Ne Zaman Tercih Edilmeli
Uygulamada denkleştirme ile tenkis sık sık birbirine karıştırılır, oysa aralarındaki fark önemlidir. Tenkis, saklı paylı mirasçının payının sağlararası bir kazandırma nedeniyle ihlal edilmesi halinde devreye girer ve kazandırma yalnızca saklı payı aşan kısım kadar geri istenebilir. Denkleştirmede ise böyle bir sınır yoktur. Kazandırma tamamen miras ortaklığına iade edilir veya mahsup edilir.
Kanaatimizce mirasçıların önce denkleştirme yolunu değerlendirmesi daha isabetlidir. Çünkü tenkis yalnızca saklı pay ihlali varsa gündeme gelen ve üçüncü kişilere karşı da yöneltilebilecek istisnai bir korumadır. Denkleştirme ise mirasçılar arası iç ilişkide çok daha geniş bir iade imkânı sunar. Elbette saklı pay ihlali açıkça ortadaysa tenkis davasının gündeme gelmesi kaçınılmazdır. Fakat pratikte önce denkleştirme imkânının değerlendirilmesi, mirasçılar arası uyuşmazlığı çoğu zaman daha hızlı ve daha az maliyetli şekilde çözer.
Sonuç: Denkleştirme Talebini İleri Sürerken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Denkleştirme talebi genellikle mirasın paylaşılması davası içinde ileri sürülür ve mirasçılar arasındaki iç ilişkiyi düzenler. Talepte bulunacak mirasçının öncelikle kazandırmanın varlığını ve niteliğini gösteren belgeleri, tapu kayıtlarını, banka dekontlarını veya şirket kuruluş belgelerini toplaması gerekir.
İkinci adım, kazandırmanın altsoya mı yoksa diğer bir mirasçı grubuna mı yapıldığını netleştirmektir. Çünkü bu ayrım ispat yükünü doğrudan etkiler. Son olarak, kazandırmanın halen aynen mevcut olup olmadığının tespiti, davanın aynen iade mi yoksa değer iadesi mi üzerinden yürüyeceğini belirler. Bu üç adımın doğru sırayla ve somut delillerle desteklenmesi, denkleştirme talebinin miras paylaşımı sürecinde sağlıklı bir sonuca ulaşmasını kolaylaştırır.
Mirasçılar arasında bu tür kazandırmalar çoğu zaman duygusal bir yük de taşır, çünkü mesele yalnızca mal varlığı değil aile içi güven ilişkisidir. Bu yüzden dava açmadan önce mirasçılar arasında uzlaşma zemini araştırılması, hem süreci kısaltır hem de aile bağlarının daha az zarar görmesini sağlar. Ancak uzlaşma sağlanamadığında denkleştirme talebinin zamanında ve somut delillerle mirasın paylaşılması davasına taşınması, mirasçının hakkını kaybetmemesi açısından belirleyicidir.
Yasal Uyarı

