Şirketler İçin Sürekli Hukuki Danışmanlık (Şirket Avukatlığı) Neyi Kapsar?

Şirketler İçin Sürekli Hukuki Danışmanlık (Şirket Avukatlığı) Neyi Kapsar?

Türkiye’de esas sermayesi 1.250.000 TL’yi aşan anonim şirketler, 2026 itibarıyla Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesi gereği sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorunda. Ancak bu zorunluluğun kapsamadığı binlerce limited şirket ve KOBİ de, büyüme sürecinde benzer bir ihtiyaçla karşı karşıya kalıyor. Sürekli hukuki danışmanlık, artık yalnızca yasal bir yükümlülük değil, ticari faaliyetin doğal bir parçası haline geliyor.

Peki “şirket avukatlığı” ya da “sürekli hukuki danışmanlık” tam olarak neyi kapsıyor? Bu sorunun cevabı, çoğu şirket yöneticisinin sandığından daha geniş bir alana yayılıyor.

👉 Şirket avukatının görevleri ve şirket avukatlığı kavramı hakkında detaylı bilgi için Şirket Avukatlığı: Şirketler Hukuku ve Şirket Avukatı Görev Tanımı başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Sürekli Hukuki Danışmanlık Modeli Nedir?

Sürekli hukuki danışmanlık, bir şirketin aylık sabit bir ücret karşılığında bir avukat veya hukuk bürosuyla süreklilik arz eden bir ilişki kurmasıdır. Bu modelde avukat, yalnızca dava açıldığında devreye giren bir aktör değil; şirketin günlük ticari kararlarında danışılan bir paydaş konumuna geçer.

Örneğin Kartal’da faaliyet gösteren bir üretim şirketi düşünün: yeni bir tedarikçiyle sözleşme imzalamadan önce maddeleri avukatına gönderip görüş alması, dava açılmasını beklemekten çok daha az maliyetli bir yaklaşımdır. Sürekli danışmanlık modelinin temel mantığı da budur, sorunu büyümeden önce görmek.

Şirketler İçin Sürekli Hukuki Danışmanlık (Şirket Avukatlığı) Neyi Kapsar?
Sürekli danışmanlıkta sözleşme incelemesi düzenli bir sürece dönüşür.

Hangi Şirketler İçin Avukat Bulundurma Zorunlu?

Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinin üçüncü fıkrası, sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğunu yalnızca belirli eşiği aşan anonim şirketler ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler için öngörüyor. Türk Ticaret Kanunu’nun 332. maddesinde belirlenen esas sermaye eşiği, 2026 itibarıyla 1.250.000 TL olarak uygulanıyor.

Bu eşiğin altındaki anonim şirketler ile limited şirketlerin böyle bir yasal zorunluluğu yok. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir ayrım var: zorunluluğun olmaması, ihtiyacın olmadığı anlamına gelmiyor. On kişilik bir yazılım şirketi yasal olarak avukat bulundurmak zorunda değildir, fakat müşteri sözleşmeleri, çalışan ilişkileri ve veri güvenliği konularında aynı hukuki riskleri taşır.

Zorunluluk kapsamındaki şirketler için de bu yükümlülük her yıl aynı şekilde kalmıyor. TBB’nin 2025-2026 dönemi için yayımladığı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde sözleşmeli avukatlık ücretine ilişkin taban tutarlar yeniden belirlendi; bu da şirketlerin bütçe planlamasını her dönem güncel tarifeye göre gözden geçirmesi gerektiği anlamına geliyor.

Sürekli Danışmanlığın Kapsadığı Başlıca Alanlar

Sürekli hukuki danışmanlık sözleşmesinin kapsamı taraflar arasında serbestçe belirlenir; ancak uygulamada belirli başlıklar neredeyse her sözleşmede yer alır.

  • Sözleşme hazırlama ve inceleme: tedarik, distribütörlük, kira, hizmet ve iş sözleşmelerinin hazırlanması ile mevcut sözleşmelerin risk analizinin yapılması.
  • KVKK ve VERBİS uyumu: kişisel veri işleme süreçlerinin, aydınlatma metinlerinin ve veri sorumluları sicili kaydının takibi.
  • İş hukuku danışmanlığı: işe alım, fesih, ihbar ve kıdem süreçlerinde şirketin yükümlülüklerinin doğru yönetilmesi.
  • Ticari uyuşmazlıkların önlenmesi: ihtarname süreçleri, alacak takibi öncesi değerlendirme ve arabuluculuk aşamalarında yönlendirme.

Kişisel verilerin korunması başlığı özellikle son yıllarda öne çıkıyor. Çalışan sayısı 50’yi aşan veya yıllık mali bilançosu 100 milyon TL’yi geçen şirketler için VERBİS’e kayıt zorunlu; bu eşiklerin altındaki şirketler de faaliyet alanına göre (örneğin özel nitelikli veri işleyen sektörler) kapsama girebiliyor. Bir şirketin bu eşikleri doğru değerlendirebilmesi, sürekli danışmanlığın somut faydalarından biri.

Zorunlu Değilse Neden Tercih Edilmeli?

Burada asıl tartışılması gereken soru şu: yasal zorunluluğu olmayan bir şirket, neden düzenli bir hukuki danışmanlık ilişkisine yatırım yapsın? Bazı işletme sahipleri, “ihtiyaç oldukça avukat tutarım” yaklaşımını daha ekonomik buluyor. Bu görüşün belli bir mantığı var, düzenli ödeme yoksa, düzenli maliyet de yok.

Ancak bu yaklaşımın pratikte ciddi bir zaafı var: reaktif hukuki destek, sorun büyüdükten sonra devreye girer. Bir şirketin yıllardır kullandığı standart bir hizmet sözleşmesindeki belirsiz bir fesih maddesi, dava aşamasına gelene kadar fark edilmez; o noktada düzeltilecek bir madde değil, tazmin edilecek bir zarar vardır. Sürekli danışmanlık modelinin savunulabilir tarafı tam olarak burada: maliyeti önceden görülebilir hale getirirken, riski de dava aşamasına gelmeden azaltır.

Şirketler İçin Sürekli Hukuki Danışmanlık (Şirket Avukatlığı) Neyi Kapsar?
Düzenli danışmanlık ilişkisi, ticari kararları güvenceye alır.

Kartal ve Anadolu Yakası’nda faaliyet gösteren KOBİ’lerin çoğu için gerçekçi olan yaklaşım, tam kapsamlı bir kurumsal hukuk departmanı değil; ihtiyaca göre ölçeklenen, belirli saatlik danışmanlığı içeren bir model olabilir.

Sürekli Danışmanlık Sözleşmesi Nasıl Kurulur?

Avukatlık sözleşmesi, Avukatlık Kanunu uyarınca adi yazılı şekilde ve üç nüsha düzenlenir; bir nüshası ilgili baroya bildirilir. Sözleşmede hizmetin kapsamı, yalnızca danışmanlık mı, dava takibini de içeriyor mu, açıkça belirtilmelidir.

Sözleşmede yer alması gereken diğer unsurlar arasında danışmanlık süresi, ücretin ödeme şekli, kapsam dışı bırakılan işler ve fesih koşulları sayılabilir. Örneğin bir şirket, sürekli danışmanlık ücretine dava takibini dahil etmek istemiyorsa, bunu sözleşmede açıkça istisna olarak belirtmelidir; aksi halde kapsam belirsizliği taraflar arasında sonradan uyuşmazlık konusu olabilir.

Sonuç: Şirketler İçin Doğru Yaklaşım

Esas sermayesi belirlenen eşiğin üzerinde olan anonim şirketler için sözleşmeli avukat bulundurmak bir tercih değil, bir yükümlülüktür. Bu eşiğin altında kalan şirketler içinse karar, büyüme hızına ve hukuki risk düzeyine göre şekillenmelidir.

Pratikte izlenebilecek yol şu şekilde özetlenebilir: önce şirketin hangi alanlarda tekrarlayan hukuki ihtiyaçları olduğu (sözleşme, KVKK, iş hukuku) tespit edilmeli; ardından bu ihtiyaçlara uygun kapsamda bir danışmanlık sözleşmesi hazırlanmalı ve sözleşmenin şekil şartlarına (yazılı, üç nüsha, baro bildirimi) uyulmalıdır. Bu sıralamayı takip eden bir şirket, hem gereksiz maliyetten kaçınır hem de hukuki riskini büyümeden önce yönetebilir hale gelir.

Son tahlilde sürekli hukuki danışmanlık, bir şirketin büyüklüğünden bağımsız olarak öngörülebilirlik satın almasıdır. Yasal eşiği aşan şirketler için bu zaten bir zorunluluk; eşiğin altında kalan şirketler için ise büyüme hedefleriyle orantılı, aşamalı bir yatırım olarak değerlendirilmelidir.

Yasal Uyarı

Bu blog içerikleri genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut hukuki sorunlarınız için bir avukata danışmanız önerilir.
Son güncelleme: Eylül 2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir