Ayrımcılık tazminatı, işverenin eşit davranma borcunu ihlal etmesinin en önemli sonuçlarından biridir. Bu nedenle ayrımcılık tazminatının kapsamını ve hangi durumlarda talep edilebileceğini anlayabilmek için öncelikle eşit davranma ilkesinin bilinmesi gerekir.
İşçi-işveren ilişkilerinde işverenin temel yükümlülüklerinden biri, çalışanları arasında haklı ve objektif bir neden bulunmaksızın ayrım yapmamak ve eşit davranmaktır. Temelini İş Kanunu’nun 5. maddesinden alan bu yükümlülük, işverenin işçileri arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri nedenlerle ayrımcılık yapmasını yasaklamaktadır. Bu yasağın ihlal edilmesi halinde ise işçinin ayrımcılık tazminatı ve yoksun kaldığı diğer hakları talep etmesi mümkündür. Bu yazımızda ayrımcılık tazminatının ne olduğunu, işverenin eşit davranma borcunun kapsamını, ayrımcılık tazminatının şartlarını, hesaplanmasını ve dava sürecini Yargıtay kararları ışığında inceleyeceğiz.
Ayrımcılık Tazminatı Nedir?
İşverenin İş Kanunu 5. madde hükmüne aykırı olarak çalışanları arasında çeşitli nedenlerle ayrımcılık yapması ve bunun sonucunda farklı kişilere farklı muamele ederek eşit davranma yükümlülüğüne aykırı davranması sonucunda, ayrımcılık yaptığı personeline ödemek zorunda kaldığı tazminatı ifade eder.
Özellikle kanunda sayıldığı üzere din, dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, dünya görüşü gibi birtakım farklılıklar nedeniyle işverenin işçileri arasında ayrım yapması; örneğin farklı ücret ödemesi, aynı sosyal imkanlardan yararlandırmaması veya terfi süreçlerinde haksızlık oluşturacak tercihlerde bulunması ayrımcılık tazminatını gündeme getirir.
Ayrımcılık tazminatının yasal dayanağı
İş Kanunu’nun ilgili 5. Maddesi hükümleri şöyledir:
Eşit davranma ilkesi
Madde 5 – (Ek: 6/2/2014-6518/57 md.)
İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz.
İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz.
İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz.
Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz.
İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz.
İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır.
20’inci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur.
Kanunda doğrudan “ayrımcılık tazminatı” ifadesi geçmemekle birlikte, madde içinde yer aldığı üzere bu madde hükümlerine aykırı davranıldığında işçinin dört aya kadarki ücretinin yanı sıra, ayrımcılık nedeniyle yoksun bırakıldığı haklarını talep edebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu hak uygulamada ayrımcılık tazminatı adıyla yerleşmiştir.
Ayrımcılık tazminatı ile amaçlanan koruma nedir?
İşverenin eşit davranma yükümlülüğü ve buna bağlanan ayrımcılık tazminatı, temel olarak işverenin tüm çalışanlarına eşit davranmasını ve kayırmacılığın önüne geçilmesini sağlar. Böylece işçinin işyerinde ayrımcı uygulamalara karşı korunması, işyerinde eşitliğin ve adaletin sağlanması güvence altına alınmış olur. İşveren açısından ise ayrımcı muamelelerde bulunması halinde yasal yaptırımının olması nedeniyle eşit davranma konusunda caydırıcı bir etkiye sahiptir.

İşverenin Eşit Davranma Borcu Nedir?
İşverenin eşit davranma borcu, işçilerine haklı bir nedeni olmaksızın farklı muamelede bulunmamasını ve her ne sebeple olursa olsun kayırmacılık yapmamasını ifade eden bir kanuni yükümlülüktür. Bu hüküm Anayasal düzeyde de ifadesini bulan eşitlik ilkesinin bir sonucu olup haklı bir nedeni olmaksızın aynı pozisyondaki kişiler arasında farklı uygulamalar yapmaktan kaçınılmasını gerektirir. Ancak buradaki eşit davranma yükümlülüğü, herkese birebir aynı şekilde davranılması anlamına da gelmemektedir.
Eşit davranma ilkesi ne anlama gelir?
İşverenin eşit davranma borcu, bütün işçilere her durumda ve her konuda tamamen aynı şekilde davranmasını gerektirmez. Önemli olan, aynı veya benzer durumda bulunan işçilere haklı ve objektif bir neden olmaksızın farklı muamelede bulunulmamasıdır.
Bu nedenle eşitlik ilkesi, mutlak bir aynılık anlamına gelmez. İşveren; performans, kıdem, görev tanımı, sorumluluk düzeyi veya uzmanlık gibi objektif nedenlere dayanarak çalışanlar arasında farklı uygulamalar yapabilir. Ancak bu farklılığın makul ve haklı bir sebebe dayanması gerekir.
Örneğin aynı pozisyonda çalışan ve benzer performansa sahip iki işçiden birine daha yüksek ücret ödenmesi veya yalnızca kişisel tercih nedeniyle bir çalışanın terfi ettirilmesi eşit davranma ilkesinin ihlali sonucunu doğurabilir.
Eşit davranma borcunun hukuki kaynakları
Eşit davranma borcunun temel dayanağı Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesidir. Bunun yanında İş Kanunu’nun 5. maddesi iş ilişkileri bakımından özel bir düzenleme getirerek işverenin ayrımcılık yapmasını yasaklamıştır.
Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu çeşitli uluslararası sözleşmelerde de çalışma hayatında ayrımcılığın önlenmesine ilişkin hükümler bulunmaktadır. Bu düzenlemelerin ortak amacı, çalışanların işyerinde eşit ve adil muamele görmesini sağlamaktır.
Eşit davranma borcu ile ayrımcılık yasağı aynı şey midir?
Bu iki kavram birbiriyle yakın ilişkili olmakla birlikte aynı anlama gelmez. Eşit davranma borcu daha geniş bir kavram olup işverenin çalışanlar arasında haklı neden olmaksızın farklı uygulamalarda bulunmamasını ifade eder.
Ayrımcılık yasağı ise eşit davranma borcunun özel bir görünümüdür. Özellikle dil, ırk, cinsiyet, din, mezhep, siyasal düşünce veya benzeri nedenlerle farklı muamele yapılmasını yasaklar.
Bu nedenle her eşitsizlik ayrımcılık anlamına gelmeyebilir. Ancak ayrımcı bir uygulama bulunduğunda aynı zamanda eşit davranma borcu da ihlal edilmiş olur.
Eşit davranma borcunun türleri
İşverenin eşit davranma borcu, öğretide dar anlamda ve geniş anlamda eşit davranma borcu olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu ayrım, eşitlik ilkesinin iş ilişkisinin hangi aşamalarında uygulandığının daha iyi anlaşılmasını sağlar.
Dar anlamda eşit davranma borcu
Dar anlamda eşit davranma borcu, iş ilişkisinin devamı sırasında aynı veya benzer durumda bulunan işçilere haklı bir neden olmaksızın farklı muamelede bulunulmamasını ifade eder. Ücret, prim, ikramiye, çalışma koşulları, terfi ve benzeri uygulamalar bu kapsamda değerlendirilir.
Geniş anlamda eşit davranma borcu
Geniş anlamda eşit davranma borcu ise iş ilişkisinin yalnızca devamı sırasında değil; işe alma, çalışma koşullarının belirlenmesi, iş ilişkisinin sürdürülmesi ve iş sözleşmesinin sona erdirilmesi süreçlerinde de ayrımcılık yapılmamasını ifade eder. Bu kapsamda işe alım, ücretlendirme, terfi ve fesih işlemlerinde eşitlik ilkesine uygun hareket edilmesi gerekir.
Eşit davranma borcunun uygulanma şartları
İşverenin eşit davranma borcu, iş ilişkisinin bulunduğu her durumda otomatik olarak uygulanmaz. İşverenin eşit davranma yükümlülüğünden söz edilebilmesi için Yargıtay kararlarında ve öğretide kabul edilen bazı şartların somut olayda birlikte bulunması gerekir.
- İşyerinde bir işçi topluluğunun bulunması: Eşit davranma borcunun uygulanabilmesi için öncelikle işverenin karşılaştırma yapılabilecek birden fazla işçi çalıştırıyor olması gerekir. Çünkü eşitlik denetimi, aynı işyerinde bulunan çalışanlar arasında yapılan uygulamaların karşılaştırılması yoluyla gerçekleştirilir. Tek bir işçinin bulunduğu bir işyerinde eşit davranma borcunun ihlal edildiğinden söz edilmesi çoğu zaman mümkün değildir.
- İşçilerin aynı veya benzer durumda bulunması: İşverenin eşit davranma borcu, aynı veya benzer durumda bulunan işçiler bakımından geçerlidir. Bu nedenle farklı görevlerde çalışan, farklı sorumluluklara sahip olan veya farklı nitelikleri bulunan çalışanlar arasında yapılan her farklı uygulama eşit davranma ilkesinin ihlali anlamına gelmez. Değerlendirme yapılırken işçilerin görevleri, kıdemleri, performansları ve çalışma koşulları dikkate alınır.
- Farklı işlemin aynı zaman diliminde uygulanması: Eşit davranma ilkesinin ihlalinden söz edilebilmesi için işverenin karşılaştırılabilir işçilere aynı dönem içerisinde farklı uygulamalarda bulunmuş olması gerekir. Farklı ekonomik koşulların veya işyeri ihtiyaçlarının bulunduğu dönemlerde yapılan uygulamalar her zaman eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.
- Farklı muamelenin haklı bir nedene dayanmaması: İşveren, performans, kıdem, uzmanlık, verimlilik veya işin niteliği gibi objektif nedenlere dayanarak çalışanları arasında farklı uygulamalar yapabilir. Ancak farklı muamelenin haklı ve objektif bir nedene dayanmaması halinde eşit davranma borcunun ihlali gündeme gelir. Bu nedenle her somut olayda farklı uygulamanın gerekçesi ayrıca değerlendirilmelidir.
Ayrımcılık Tazminatı Şartları Nelerdir?
Ayrımcılık tazminatına hükmedilebilmesi için her farklı uygulamanın varlığı yeterli değildir. Kanun ve Yargıtay uygulaması kapsamında bazı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.
İş ilişkisinin bulunması
Öncelikle taraflar arasında bir işçi ve işveren ilişkisinin bulunması gerekir. Ayrımcılık tazminatı, İş Kanunu kapsamında kurulan iş ilişkilerinde gündeme gelen bir haktır. Kanunun kapsamına girmeyen durumlarda ayrımcılık tazminatından bahsedilemez.
Aynı veya benzer durumda bulunan işçiler arasında farklı işlem yapılması
Ayrımcılık tazminatının gündeme gelebilmesi için işçinin, kendisiyle karşılaştırılabilecek emsal çalışanlara göre daha olumsuz bir işleme tabi tutulduğunu ortaya koyması gerekir. İşçinin, kendisiyle aynı veya benzer pozisyonda çalışan kişilere kıyasla daha olumsuz bir uygulamaya maruz kaldığını ortaya koyması gerekir.
Bu karşılaştırma yapılırken görev tanımı, sorumluluk düzeyi, kıdem, performans ve benzeri kriterler dikkate alınır. Bu nedenle salt farklı muamelede bulunulması ayrımcılık yapıldığını göstermez.
Objektif ve haklı bir nedenin bulunmaması
İşverenin farklı uygulaması her zaman hukuka aykırı değildir. Örneğin çalışanlar arasındaki performans farkı, kıdem farkı, uzmanlık düzeyi veya görev kapsamındaki farklılıklar ücret ve terfi uygulamalarında farklı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle önemli olan farklı muamelenin haklı ve objektif bir nedene dayanıp dayanmadığının tespit edilmesidir.
Objektif ve haklı neden kriteri, işverenin ve/veya işçinin kendi kişiliğinden bağımsız, somut olayın kendi özelliklerine göre farklı muamele edilmesini gerektirecek şartlar olarak tanımlanır. Yukarıda da açıklandığı üzere performans, tecrübe, uzmanlık gibi kriterler farklı muamele edilmesine dair haklı nedenin varlığını gösterebilir.
İşverenin eşit davranma borcunu ihlal etmesi
Ayrımcılık tazminatına hükmedilebilmesi için yukarıdaki şartların somut olayda birlikte gerçekleşmesi gerekir. Her uyuşmazlık kendi özel koşulları içinde değerlendirilir ve mahkeme tarafından işverenin eşit davranma borcunu ihlal edip etmediği somut olayın özelliklerine göre belirlenir.
Hangi Davranışlar Ayrımcılık Sayılır?
Ayrımcılık yasağı çalışma hayatının birçok aşamasında gündeme gelebilir. İşe alım sürecinden iş sözleşmesinin sona ermesine kadar geçen süreçte ayrımcı uygulamalar hukuki sorumluluk doğurabilir.
Cinsiyet nedeniyle ayrımcılık
Kanun, kadın ve erkek çalışanlar arasında cinsiyete dayalı farklı işlem yapılmasını yasaklamaktadır. Aynı veya eşit değerde iş yapan çalışanlara yalnızca cinsiyet nedeniyle farklı ücret ödenmesi buna örnek gösterilebilir.
Bunun yanında terfi, görev dağılımı veya kariyer planlaması süreçlerinde cinsiyete dayalı tercihler yapılması da ayrımcılık oluşturabilir.
Hamilelik ve doğum nedeniyle ayrımcılık
İşverenin hamilelik veya doğum nedeniyle bir çalışanı işe almaması, terfi imkanlarından mahrum bırakması ya da iş sözleşmesini sona erdirmesi ayrımcılık yasağı kapsamında değerlendirilebilir.
Engellilik nedeniyle ayrımcılık
Engelli çalışanların yalnızca engellilik durumları nedeniyle farklı muameleye tabi tutulmaları ayrımcılık oluşturabilir. Ayrıca işverenin makul ölçülerde yapılabilecek düzenlemeleri gerçekleştirmemesi de bazı durumlarda hukuki sorumluluğa yol açabilir.
Din, mezhep ve inanç nedeniyle ayrımcılık
Çalışanın dini inancı veya mezhebi nedeniyle diğer çalışanlardan farklı muamele görmesi, ücret, terfi veya çalışma koşulları bakımından dezavantajlı duruma düşürülmesi ayrımcılık yasağı kapsamında değerlendirilir.
Irk ve etnik köken nedeniyle ayrımcılık
İşverenin çalışanlara ırkı, milliyeti veya etnik kökeni nedeniyle farklı davranması açık bir ayrımcılık örneğidir. Bu ayrımcılık doğrudan olabileceği gibi görünüşte tarafsız uygulamalar yoluyla dolaylı şekilde de ortaya çıkabilir.
Siyasal düşünce nedeniyle ayrımcılık
Çalışanın siyasi görüşü nedeniyle işyerinde farklı muameleye maruz bırakılması da kanun tarafından yasaklanmıştır. Ancak işverenin işin yürütülmesiyle doğrudan ilgili meşru nedenlere dayanması halinde somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilir.
Sendikal nedenlerle farklı işlem yapılması
Çalışanların sendikaya üye olmaları veya sendikal faaliyetlere katılmaları nedeniyle farklı muamele görmeleri hukuka aykırıdır. Bununla birlikte sendikal nedenlere dayanan ihlallerde çoğu zaman ayrımcılık tazminatından ziyade sendikal tazminata ilişkin özel hükümler uygulanmaktadır.
İş sözleşmesinin feshinde ayrımcılık
İşverenin eşit davranma borcu, yalnızca iş ilişkisinin devamı sırasında değil, iş sözleşmesinin sona erdirilmesi aşamasında da geçerlidir. Bu nedenle işçinin cinsiyeti, hamileliği, sendika üyeliği, dini inancı, siyasi görüşü veya benzeri nedenlerle işten çıkarılması ayrımcılık yasağının ihlali sonucunu doğurabilir.
İş sözleşmesinin ayrımcı bir nedenle feshedildiğinin ortaya konulması halinde işçi, somut olayın özelliklerine göre ayrımcılık tazminatı talep edebileceği gibi, şartları bulunuyorsa işe iade davası açma hakkına da sahip olabilir. Bu nedenle fesih işleminin haklı ve objektif nedenlere dayanıp dayanmadığı her somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
İşveren Herkese Eşit Zam Yapmak Zorunda mıdır?
Uygulamada en çok karşılaşılan sorulardan biri de ücret artışlarının bütün çalışanlar bakımından aynı oranda yapılmak zorunda olup olmadığıdır.
Ücret farklılığı hangi durumlarda hukuka uygundur?
İşveren, çalışanların performansı, kıdemi, uzmanlığı, sorumluluk düzeyi veya verimliliği gibi objektif kriterlere dayanarak farklı ücret uygulayabilir.
Bu nedenle aynı işyerinde çalışan herkesin aynı ücreti alması veya aynı oranda zam görmesi zorunlu değildir.
Performans farkı ücret farkını haklı kılar mı?
Performansa dayalı ücret farklılıkları kural olarak mümkündür. Ancak bunun objektif kriterlerle ölçülebilmesi ve keyfi uygulamalara dayanmaması gerekir.
Yargıtay da performans değerlendirmesinin somut verilere dayanması halinde ücret farklılığının haklı görülebileceğini kabul etmektedir.
Prim ve ikramiye uygulamalarında eşitlik ilkesi
İşveren prim, bonus veya ikramiye sistemi kurabilir. Ancak bu sistemin önceden belirlenmiş, objektif ve çalışanlar bakımından öngörülebilir kriterlere dayanması gerekir.
Benzer şekilde sosyal yardımlar ve yan haklar bakımından da aynı durumda bulunan çalışanlar arasında haklı bir neden olmaksızın farklı uygulamalar yapılması eşit davranma borcunun ihlali sonucunu doğurabilir.
Ayrımcılık Tazminatı Ne Kadar?
Dört aya kadar ücret tutarında tazminat
İş Kanunu’na göre ayrımcılık tazminatı işçinin dört aya kadar ücreti tutarında belirlenebilir. Kanunda üst sınır açıkça düzenlenmiş olmakla birlikte alt sınır öngörülmemiştir.
Hakim tazminat miktarını nasıl belirler?
Mahkeme tazminat miktarını belirlerken ayrımcılığın ağırlığını, ne kadar süre devam ettiğini, işçi üzerindeki etkilerini ve somut olayın özelliklerini dikkate alır.
Bu nedenle her olayda otomatik olarak dört aylık ücret tutarında tazminata hükmedilmesi söz konusu değildir.
Yoksun kalınan haklar ayrıca talep edilebilir mi?
Evet. Kanun açıkça işçinin ayrımcılık nedeniyle yoksun kaldığı haklarını ayrıca isteyebileceğini düzenlemiştir.
Örneğin eksik ödenen ücretler, alamadığı primler, ikramiyeler veya diğer mali haklar ayrımcılık tazminatından bağımsız olarak talep edilebilir.
Ayrımcılık tazminatı hangi ücret üzerinden hesaplanır?
Tazminat hesabında esas alınacak ücret, kural olarak işçinin düzenli ücretidir. Ücrete bağlı yan hakların hesaba dahil edilip edilmeyeceği ise somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
Brüt ücret mi net ücret mi esas alınır?
Yargıtay uygulamasında ayrımcılık tazminatının genel olarak brüt ücret üzerinden hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. Hesaplamalar brüt ücret üzerinden yapılmakta olup yasal kesintiler infaz aşamasında dikkate alınmaktadır.
Hesaplama örneği
Aylık brüt ücreti 50.000 TL olan bir işçi bakımından mahkemenin dört aylık ücret tutarında ayrımcılık tazminatına hükmetmesi halinde tazminat miktarı 200.000 TL olacaktır. Buna ek olarak işçi yoksun kaldığı ücret, prim veya diğer haklarını da ayrıca talep edebilir.
Ayrımcılık Tazminatında İspat Yükü Kimdedir?
İşçinin ispat yükü
Kural olarak ayrımcılık iddiasında bulunan işçi, bu iddiasını destekleyen olguları ortaya koymakla yükümlüdür. İşçinin yalnızca soyut iddialarda bulunması yeterli değildir. Dolayısıyla ilk etapta ayrımcılık yapıldığını ispatlama yükümlülüğü işçiye aittir.
Güçlü emarelerin bulunması halinde ispat yükünün yer değiştirmesi
İş Kanunu’nun 5. Maddesinde ispat yükü açısından işçi lehine bir düzenleme de bulunmaktadır. Buna göre işçi ayrımcılık ihtimalini güçlü biçimde gösteren emareler ortaya koyarsa, bu kez işveren ayrımcılık yapılmadığını ispat etmek zorunda kalır. Bu durumda ispat yükü yer değiştirir.
Yargıtay’ın ispat yüküne ilişkin yaklaşımı
Yargıtay kararlarında emsal çalışanlara ilişkin kayıtlar, ücret bordroları, yazışmalar, performans değerlendirmeleri ve tanık anlatımları önemli deliller arasında kabul edilmektedir. Bu nedenle her olayın kendi delil yapısı içinde değerlendirilmesi gerekir.
Ayrımcılık Tazminatı Davası Nasıl Açılır?
Zorunlu arabuluculuk süreci
Ayrımcılık tazminatına ilişkin uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulması gerekir. Arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlanması halinde işçi dava açabilir.
Görevli ve yetkili mahkeme
Görevli mahkeme iş mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise genel olarak davalı işverenin yerleşim yeri mahkemesi veya işin görüldüğü yer mahkemesidir.
Talep edilebilecek alacaklar
Dava kapsamında ayrımcılık tazminatının yanı sıra ücret farkları, prim alacakları, ikramiyeler ve diğer işçilik alacakları da talep edilebilir.
Belirsiz alacak davası olarak açılabilir mi?
Somut olayın özelliklerine göre ayrımcılık tazminatına ilişkin talepler belirsiz alacak davası şeklinde ileri sürülebilmekte olup dava stratejisi bakımından bu hususun ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Ayrımcılık Tazminatında Zamanaşımı Süresi
Zamanaşımı kaç yıldır?
Ayrımcılık tazminatına ilişkin talepler bakımından genel olarak işçilik alacaklarına uygulanan beş yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaktadır.
Süre ne zaman başlar?
Zamanaşımının başlangıcı talebin niteliğine göre değişiklik gösterebilir. İş ilişkisinin devam ettiği durumlarda her ihlal bakımından ayrı değerlendirme yapılırken, iş ilişkisinin sona ermesi halinde zamanaşımının başlangıcı çoğu zaman fesih tarihiyle bağlantılı olarak değerlendirilmektedir.
Bu nedenle hak kaybı yaşanmaması için somut olay özelinde hukuki değerlendirme yapılması önem taşımaktadır.
Ayrımcılık Tazminatı ile Diğer Tazminatlar Arasındaki Farklar
Ayrımcılık tazminatı ve kötüniyet tazminatı farkı
Kötüniyet tazminatı iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayan işçilerin kötü niyetli feshe karşı korunmasını amaçlar. Ayrımcılık tazminatı ise işverenin eşit davranma borcunu ihlal etmesine bağlanan özel bir yaptırımdır.
Talep şartları ve hukuki dayanakları birbirinden farklıdır.
Ayrımcılık tazminatı ve sendikal tazminat farkı
Sendikal tazminat, çalışanların sendikal haklarının korunmasına yöneliktir. Ayrımcılık tazminatı ise daha geniş kapsamlı olup çeşitli ayrımcılık nedenlerine dayanabilir.
Sendikal nedenlerin bulunduğu uyuşmazlıklarda çoğu zaman sendikal tazminata ilişkin özel hükümler ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle sendikal nedenlerle fesih halinde sadece sendikal tazminat ödenmesi durumu gündeme gelebilir. Ancak sendikal nedenlerden ayrı olarak ayrımcılık yapıldığı da ortaya konursa iki tazminat da gündeme gelebilir.
Ayrımcılık tazminatı ve işe iade davası ilişkisi
İşe iade davası ile ayrımcılık tazminatı farklı hukuki sonuçlar doğuran kurumlardır. Şartlarının bulunması halinde aynı olay kapsamında her iki talebin de ileri sürülmesi mümkün olabilir.
Yargıtay Kararları Işığında Ayrımcılık Tazminatı
Eşit davranma ilkesinin ihlal edildiği kararlar
Yargıtay uygulamasında cinsiyet, hamilelik, sendikal nedenler veya objektif bir gerekçe olmaksızın yapılan ücret farklılaştırmaları ayrımcılık kapsamında değerlendirilebilmektedir.
Tazminat talebinin reddedildiği kararlar
Buna karşılık işçinin ayrımcılık iddiasını somut delillerle destekleyemediği durumlarda veya farklı uygulamanın performans, kıdem ve benzeri objektif nedenlere dayandığının ortaya konulduğu hallerde tazminat talepleri reddedilmektedir.
Ücret zammı ve eşit işlem borcuna ilişkin kararlar
Özellikle ücret artışları bakımından Yargıtay, tüm çalışanlara aynı oranda zam yapılmasının zorunlu olmadığını; ancak farklı uygulamanın objektif kriterlere dayanması gerektiğini vurgulamaktadır.
Sık Sorulan Sorular
⚖️ Eşit davranma ilkesine aykırılık nedir?
✍️ Eşit davranma ilkesine aykırılık, işverenin aynı veya benzer durumda bulunan işçilere haklı ve objektif bir neden olmaksızın farklı muamelede bulunmasıdır. Ücret, terfi, prim, çalışma koşulları veya iş sözleşmesinin sona erdirilmesi gibi konularda yapılan haksız farklı uygulamalar eşit davranma ilkesinin ihlali olarak değerlendirilebilir.
⚖️ Ayrımcılık tazminatı en fazla ne kadar olabilir?
✍️ İş Kanunu uyarınca işçinin dört aya kadar ücreti tutarında ayrımcılık tazminatına hükmedilebilir. Hakim, somut olayın özelliklerini ve eşit davranma borcunun ihlal edilme derecesini değerlendirerek tazminat miktarını belirler.
⚖️ İşveren herkese aynı maaşı vermek zorunda mı?
✍️ Hayır. Ancak ücret farklılığının performans, kıdem, uzmanlık veya görev farklılığı gibi objektif ve haklı nedenlere dayanması gerekir. Keyfi ücret farklılıkları eşit davranma borcunun ihlali olarak değerlendirilebilir.
⚖️ Ayrımcılık tazminatı ile kıdem tazminatı birlikte alınabilir mi?
✍️ Şartlarının bulunması halinde evet. Ayrımcılık tazminatı ile kıdem tazminatı farklı hukuki sebeplere dayandığından birlikte talep edilebilir. Her somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.
⚖️ İşe iade davasıyla birlikte ayrımcılık tazminatı istenebilir mi?
✍️ Evet, somut olayın özelliklerine göre işe iade talebiyle birlikte ayrımcılık tazminatı da talep edilebilir. Ancak her iki talebin şartlarının ayrı ayrı oluşması ve mahkeme tarafından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
⚖️ Ayrımcılık tazminatı net mi brüt mü hesaplanır?
✍️ Uygulamada genel olarak brüt ücret esas alınmaktadır. Brüt ücret üzerinden yapılan hesaplamalardan doğan yasal kesintiler infaz aşamasında dikkate alınır.
⚖️ Ayrımcılık tazminatında arabuluculuk zorunlu mu?
✍️ Evet. İşçi alacakları ve işçilik tazminatlarına ilişkin uyuşmazlıklarda olduğu gibi ayrımcılık tazminatı taleplerinde de dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulması gerekir. Arabuluculuk süreci tamamlanmadan doğrudan dava açılamaz.
⚖️ İşverenin farklı ücret uygulaması her zaman ayrımcılık sayılır mı?
✍️ Hayır. Performans, kıdem, uzmanlık ve benzeri objektif nedenlere dayanan farklı ücret uygulamaları hukuka uygun olabilir. Ayrımcılıktan söz edilebilmesi için farklı muamelenin haklı bir nedene dayanmaması gerekir.
⚖️ Ayrımcılık tazminatında ispat yükü kimdedir?
✍️ Ayrımcılık iddiasında bulunan işçi, öncelikle ihlalin varlığını gösteren olguları ortaya koymalıdır. İşçi güçlü emareler sunduğunda ise işveren, farklı muamelenin haklı ve objektif nedenlere dayandığını ispat etmekle yükümlü olur.



