Makaleler

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu; Günümüzde gerçekleşen her sahadaki gelişmeler kendisini teknoloji, bilişim ve medya alanında da gösterdi. Bir zamanlar bir kişiye ait bilgi veya verilerin kısıtlı bir çevreyle saklı olduğu bir dönemden artık dünyanın her yerinden her anında ulaşılabilir hale gelmiştir. Bu durumun ortaya çıkaracağı sakıncaların giderilmesi yönünde uluslararası zeminde ve sonrasında ulusal çapta bazı düzenlemeler getirilmiştir.

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu

Bu sayede kişilerin özel hayatının bir parçasını oluşturan kişisel veri olarak isimlendireceğimiz gerçek kişiye ait her türlü bilginin muhafazası, saklanması veya ortaya saçılması halinde alınacak tedbir yahut hürriyeti bağlayıcı cezalar ile hem caydırıcı hem de gerçekleşmesi halinde cezalandırıcı bir fonksiyon görerek devletler, yasal çerçevede müdahale etmeye başlamışlardır. Bu hususa misalen, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.135’te kişisel verilerin kaydedilmesi isimli düzenleme gösterilir. Bu suç ile korunan hukuki değer, bireyin özel hayatının gizliliğidir. Bunu hem Türk Ceza Kanunu’nda düzenlendiği kişilere karşı suçların kısmının özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar bölümünde konumlandırılmış olmasından çıkarıyoruz. 

Suçun Maddi Unsurları:

A – Suçun Faili

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, özgü suç niteliğinde değildir. Yani bu suçun işlendiğinin kabulü için failin herhangi bir sıfata sahip olmaksızın herkes tarafından işlenmesi mümkündür. Ancak Türk Ceza Kanunu m.137’de düzenleme gözden kaçırılmamalıdır. Cezayı arttırıcı nitelikte bazı hallere işaret edilmiştir. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu eğer kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetkiyi kullanması ile işlemişse veya belli bir meslek veya sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde verilecek cezanın yarı oranında arttırılacağı düzenlenmiştir. 

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, tüzel kişiler tarafından işlenemez. Ancak özel hukuk tüzel kişisinin eylem ve faaliyetinden kaynaklı işlenmesi halinde ilgili tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilir. 

B- Suçun Mağduru

Bu suçun mağduru olunabilmesi için de özel nitelikle herhangi bir sıfat aranmamaktadır. Bu suçun mağduru da yalnızca gerçek kişiler oluşturabilir. Tüzel kişiler bu suçun ne mağduru ne de suçtan zarar göreni olarak kabul edilirler. 

C – Suçun Konusu

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, kişisel veri üzerinden işlenmesi sebebiyle mezkur suçun konusunu oluşturur. Bu noktada kişisel veri kavramının izahatı elzemdir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu 3. Maddede kişisel veri ibaresi tanımlanmıştır. Kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi olarak ifade edilmiştir. Türk Ceza Kanunu madde 135’in gerekçesinde ise gerçek kişiye ait her türlü bilgi 

olduğu söylenmiştir. Yine bu anlatılanlardan yapılacak çıkarıma göre, tüzel kişilere ait hiçbir bilgi bu kapsamda değerlendirilmeyeceğinden bu suçun meydana gelmesine sebebiyet veremez. Öyleyse gerçek kişinin kimliğini belirtecek veya dolaylı yoldan belirtecek veya belirlenebilir kılacak bilgiler kişisel veridir. Diğer bir deyişle herhangi bir kişiyi tanımlayabilecek bilgiler kişisel veridir. Örneğin, kişinin adı, soyadı, T.C. kimlik numarası, telefon numarası, telefon görüşmeleri, aracın plakası, SGK numarası, mali bilgileri, resmi, görüntüsü, sabıka kaydı, parmak izi vs. çoğaltılabilir. Bununla birlikte bazı durumlarda var olan bilgiler bir kişiyi mutlak bir şekilde ortaya koymaya yetmeyecekken bir şekilde o kişiye işaret eden bilgiler olabilir. Söz gelimi A mahallesi muhtarı gibi dolaylı belirteç niteliğindeki ifadeler bu niteliktedir. 

Suçun oluşabilmesi için suçun konusunu oluşturan kişisel bilginin ne ile alakalı olduğu mühim değildir. Ayrıca suçun konusunu 135. maddenin ikinci fıkrasında sayılan kişisel bilgilerin oluşturması halinde fail daha ağır cezalandırılacaktır. Buna göre kişisel verinin kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine, ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda faile birinci fıkra uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır. Bu hükümle, 6698 sayılı Kanunun 6. maddesinde “özel nitelikli kişisel veri” olarak nitelendirilen bu bilgilerin, diğer kişisel bilgilere göre daha etkin şekilde korunması amaçlanmıştır. Zira bu bilgilerin kaydedilmesi kişilerin belirtilen özellikleri nedeniyle toplum içerisinde ayrımcılığa maruz kalma tehlikesini doğuracaktır.

D – Fiil

Öncelikle suçun niteliğinden bahsetmek gerekir. Bu suç tipi, soyut tehlike suçu mahiyeti ve suçun oluşumu açısından sırf hareket suçu niteliği taşımaktadır. Yani mağdur herhangi bir zarar görmeden kendisine ait kişisel verilerin kaydedilmiş olması halinin yeterli görülerek suçun işlendiği kabul edilmektedir. Bu nitelik bahsinden sonra ise suçun hareket unsuru, kişisel verilerin kaydedilmesidir. Kayıt işleminin dijital veya fiziki ortam olması fark etmeksizin kayıt atına alınması ile suç işlenmiş kabul edilir. Söz gelimi, USB, hard disk, defter, ses kayıt cihazı vs. gibi kaydetme sistemleri veya cihazlarına depolanması hali bu hususa örnek gösterilebilir.

Ancak şu noktaya da önem göstermek gerekir. Kayıtlama işleminin otomatik olmaması halinde kaydedilen yerin bir veri kayıt sistemi özelliği taşıması gerekir. Diğer türlü suçun işlenmediği kabul edilir. Bir diğer önemli nokta ise kişisel veri niteliği taşıyan donelerin elde edilişinin hukukiliği suçun işlenip işlenmemesi noktasında önemli bir saptama unsuru olacaktır. Şöyle ki, Hukuka uygun yollarla elde edilmiş bir kişisel verinin kaydedilmesi hukuka uygun olacaktır. 

Detaylı Bilgi; Bilişim Avukatı

Suçun Manevi Unsurları

Suçun manevi unsurundan maksat, kişinin suçu işleme iradesinin ne yönde olduğunun ortaya koyulması ve suç tipinin varlığından bahsedebilmek için kanunen aranan yönde olması gerektiğini ifade eder. Manevi unsur, failin davranışa kaynaklık eden iradenin, psişik halinin tespiti noktasında elzemdir. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu kasten işlenmesi mümkün olan suçlardandır. Zira aksi halde suçun taksirle işlenebileceği yönünde bir düzenleme gerekirdi. Ancak bu yönde bir düzenleme söz konusu değildir. 

Kastın ise iki çeşidi mevcuttur. Bunlar; doğrudan kast ve olası kast halidir. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu doğrudan kast işlenebilir suçlardan olması sebebiyle yalnızca bu unsur açısından inceleme ve değerlendirme yapılacaktır. Doğrudan kast, suçun kanuni tanımındaki bütün unsurları bilerek ve bu unsurların vücut bulmasını isteyerek hareket etme manasını taşır. Bu noktada bir bilginin kişisel veri olduğunu bilen ve yaptığı işlemin kayıt altına alma işlemi olduğunun farkında olarak bu davranışı gerçekleştirme halinde ilgili suç açısından kastın varlığından bahsederiz. 

Hukuka Aykırılık Unsuru

Hukuka aykırılık, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmiş fiillerin işlenmesi halinde gerçekleşmiş sayılır. Hukuka uygunluk sebeplerinin bulunması halinde ise kişinin gerçekleştirmiş olduğu eylem veya işlem hukukilik zemininde yer alacağından herhangi bir suçun varlığından söz edilmez. 

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu bakımından hukuka uygunluk sebeplerini çerçevelendirmiş bir hüküm olarak Anayasanın 20. maddesinin 3. fıkrasının 3. cümlesinde kişisel verilerin, “ancak kanunun öngördüğü haller ve kişinin açık rızasıyla” işlenebileceği belirtilmiştir. Öyleyse kanunun öngördüğü hallere girmeksizin kişinin açık rızasından bahsederek bu kısmı da sonlandırmış olacağız. Açık rıza, belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirilmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rıza demektir. Bu şekilde verilmiş bir rızaya dayalı olmaksızın kişisel verilerin kaydedilmesi halinde fiil hukuka aykırı olma vasfını koruyacaktır. Buna karşılık kişinin açık rızası üzerine kişisel verilerin kaydedilmesi halinde, fiil hukuka aykırı olmayacaktır.

Suçun Özel Görünüş Biçimleri

  1. Teşebbüs

Teşebbüs, Türk Ceza Kanunu m.35 uyarınca, “Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.” İfade edilmiştir. 

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, sırf hareket suçu olması sebebiyle teşebbüs hükümlerin uygulanmasına itina gösterilmesi gerekir. Eğer icra hareketleri kısımlarına bölünebilir nitelikte ve bu kısımların birisinde icra hareketi tamamlanamazsa veya engellenirse veya meydana gelmezse teşebbüs hükümlerinin uygulanması mümkün olacaktır. 

  1. İştirak

İştirak hükümlerinin uygulanması açısından kişisel verilerin kaydedilmesi suçu bakımından özellik arz eden bir durum söz konusu değildir. 

  1. İçtima

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun zincirleme suç şeklinde işlenmesi mümkündür. Bu vaziyette aynı kişiye ait kişisel verilerin farklı zamanlarda müteaddit defa kaydedilmesi halinde tek bir cezaya hükmolunur anca ceza miktarı arttırılır. Eğer bir kişi tek bir hareketle birden fazla kişiye ait kişisel verileri kaydetme suçunu işlemişse aynı neviden fikri içtima kuralı gereğince tek bir cezaya hükmolunur anca bu sefer ceza miktarı arttırılarak tatbik edilir.  Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, şikâyete tabi olmaksızın, soruşturulması ve kovuşturulması re’sen gerçekleştirilir. Bu sebeple şikâyet için bir sürenin varlığı söz konusu değildir. Bu suçun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıl geçmeden mağdur aleyhine işlenen suç savcılığa bildirilmelidir. Aksi takdirde, dava zamanaşımı süresi dolacağından suç ile ilgili soruşturma yapılamayacaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir