Stokçuluk Nedeniyle Kesilen İdari Para Cezalarına Karşı Dava Açılabilir mi?

Gelecekteki tahmin edilen bir takım fiyat artışlarından faydalanmak için önceden tedarik edilen malların satışa sunulmayıp daha yüksek kar elde edebilmek için bekletilmesine stokçuluk adı verilmektedir. Stokçuluk piyasadaki ekonomik bunalımları veya üretim azlığını firsat bilerek elinde var olan malların piyasaya arz edilmemesi ve bekletilmesidir. 

Bu bağlamda stokçuluk piyasa koşullarının ve üretim kanallarının istismarı bakımından suçtur ve hukuka ve hakkaniyete aykırıdır. 

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 240. maddesinde "Mal veya hizmet satımından kaçınma" başlığı altında düzenlenen hükme göre "Belli bir mal veya hizmeti satmaktan kaçınarak kamu için acil bir ihtiyacın ortaya çıkmasına neden olan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." Bu suç tipi TCK"nın ekonomi, sanayi ve ticarete ilişkin suçlar kısmında ele alınmıştır ve bu bağlamda ekonomik bir suçtur. 

Mal veya hizmet satımından kaçınma suçu kasten işlenebilen bir suç olup suçun faili, kamu için acil bir ihtiyacın giderilmesi amacıyla üretilen malın imali, dağıtımı, depolanması, satımı ya da kamunun acil ihtiyacının giderilmesi için bir hizmeti sunarak kazanç elde etmek amacıyla çabalayan kişi/kişilerdir. Suçun mağduru ise toplumdur. (Bkz. Özlem Y. Çakmut, Türk Ceza Yasası’nda Mal veya Hizmet Satımından Kaçınma Suçu(TCK m.240), Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, Cilt 25, Sayı 2, s.629)

Diğer taraftan stokçuluk eylemi nedeniyle idari para cezasına hükmedilecek düzenleme de mevcuttur. 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun "Fahiş fiyat artışı, stokçuluk ve Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu" başlıklı Ek 1. maddesinde  "Üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından piyasada darlık yaratıcı, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu faaliyetler ile tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyici faaliyetlerde bulunulamaz." denilmektedir. Aynı Kanunun 18 maddesinin (ı) bendi ise bu fiili işleyenlere uygulanacak idari para cezasını tayin etmekte ve şöyle demektedir: "Ek 1 inci maddenin ikinci fıkrasına aykırı hareket edenlere elli bin Türk lirasından beş yüz bin Türk lirasına kadar, idari para cezası verilir."

Maddedeki 50.000-TL ila 500.000-TL arası olarak belirlenen ceza tutarlarının bugünlerde TBMM"ye sunulan teklif ile 100.000-TL ila 2 Milyon TL arası olarak artırılacağını da belirtmekte fayda vardır. 

Görülmektedir ki piyasa koşullarını sarsacak şekilde stokçuluk faaliyeti yapanlara hem adli cezalar hem de idari para cezaları öngörülmektedir. 

Peki bu noktada stokçuluk eylemleri veya kıstasları neye göre tespit edilecektir? Başka bir anlatımla her dükkanında mal bulunduran stokçuluk fiilini işlemiş mi olmaktadır?

Öncelikle şunun ifade edilmesi gerekmektedir ki stokçuluk tespitleri genellikle ihbarlar neticesinde veya yetkililerin re"sen harekete geçerek denetimler esnasındaki karşılaştıkları durumlar neticesinde ortaya çıkmaktadır.

Diğer taraftan stokçuluk fiilinin bulunulan yer, şehir ve konum bakmından birbirleri ile aynı özelliklerde olmadığını belirtmek gerekmektedir. Diğer bir deyişle metropollerdeki nüfus ile küçük yerlerdeki demografik özellikler aynı olmadığından bu eylemin değerlendirilmesinin coğrafi ve demografik yapılara göre incelenmesi ve ele alınması gerekmektedir. 

Ayrıca stok yapılan malların elzem olup olmadığı, kamu için acil bir nitelik taşıyıp taşımadığı, piyasada darlık oluşturup oluşturmadığı da değerlendirmeye tabi tutulacaktır. Bu husustaki özellikler ise genellikle yargı içtihatlarıyla şekillenmekte ve Mahkemelerin kanaatleri çerçevesinde ortaya çıkmaktadır. Örneğin kahvenin elzem bir ihtiyaç olup olmadığı tartışılagelmiş ve yaklaşık 30 yıl önce elzem olarak görülmeyen kahvenin günümüzde ciddi bir tüketim malzemesi haline geldiği kanaatine varılmıştır. 

Bir diğer husus da stokçuluk ile suçlanan bir müessesede söz konusu eylemin işlendiğinin bilimsel olarak kanıtlanması gerekmektedir. Bilimsel kanıttan kastımız stoklanan malların, değerinin, miktarının piyasa fiyatları ile karşılaştırılarak bilimsel analizler neticesindeki bulgular ile hareket edilmesi gerekliliğidir. Bu analiz piyasadaki rekabet koşullarından başlanmak suretiyle var olan emtia stoğuna kadar makro düzeyde ele alınması gereken kapsamlı bir iştir. 

Şunun da belirtilmesi gerekir ki üretim yapan bir işyerinin imalatta kullanacağı malları alıp peyder pey kullanması tabiki stokçuluk olmayacaktır. Örneğin ekmek imal eden bir fırının un depolaması ve kapasitesi oranında günlük üretim yapması stokçuluk olmayacaktır. Ancak ekmek üretimi yapmamasına rağmen un depolayan bir kırtasiyenin bu eylemi stokçuluk olarak değerlendirilebilecektir. Dolayısıyla ana faaliyet alanı da sözü edilen eylemin nitelendirilmesinde önem arz etmektedir. 

Bir diğer husus da "var iken yok denilmesi" dir. Elinde emtia olmasına rağmen bunun piyasaya sürülmesi yerine beklenilmesi stokçuluk eylemini oluşturmuş olacaktır. Veya alıcısına tane tane verilmesi, "her müşterinin şu üründen 1 adet alım hakkı vardır" gibi bir takım sınırlamalara gidilmesi de yine kendi içindeki koşullar da değerlendirilmek suretiyle stokçuluk türüdür.

Sonuç olarak; gerek TCK kapsamında yapılacak adli yargılamalarda gerek kabahatler kapsamında kesilecek idari para cezalarında sürecin hukuki denetimden geçirilmesi önem arz etmektedir. Nitekim çok yönlü iktisadi yapısı gereği bir takım analizlerden geçirilmesi gereken ve hukuki olarak yargı içtihadları çerçevesinde daha çok şekillenen bu konuda hukuki destek alınması daha büyük mağduriyetlerin önüne geçilmesini sağlayabilecektir. 

Stokçuluk iddiası ile açılan ceza davaları ile kesilen idari para cezalarına karşı hukuki destek için Mert Hukuk Bürosu ile sitemizdeki iletişim kanalları vasıtasıyla irtibata geçebilirsiniz.

Diğer Makaleler

Bu suçun oluşması için gereken manevi unsur özel kasttır. Bu suç taksirle işlenemez.

Devamını Oku

İİK.’nun 78. maddesi gereğince, takibin şekline göre, borçluya ödeme emri tebliğ edilip, ödeme emrindeki müddet geçtikten sonra alacaklı haciz talep edebilir.

Devamını Oku

Türk hukuk sistemi içerisinde ele alınan uzlaşmazlık konularından birisi de iş veren ile çalışan arasındaki uzlaşmazlıklardır.

Devamını Oku

Günümüzde birçok hukuk uyuşmazlığı konusuna öncelikli çözüm önerisi olarak Arabuluculuk yolu, yangın bir yöntem olarak başvurulmaktadır.

Devamını Oku